MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2408 E., 2025/2031 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 28. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/671 E., 2022/257 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.08.2018 tarihinden itibaren davalı asıl işveren Sağlık Bakanlığına (Bakanlık) bağlı .. Eğitim Araştırma Hastanesinde tıbbi görüntüleme teknikeri olarak çalıştığını, davacı her ne kadar alt işveren şirketler nezdinde çalışmış görünse de davalının kadrolu işçileri ile birlikte aynı işleri yaptığını, buna karşın kadrolu işçilerin almış oldukları ücret ve sosyal haklardan yararlandırılmadığını, işyerinde yemeğin işveren tarafından karşılandığını, yol parasının idari ve teknik şartnameye göre ödenmesi gerekirken belli bir dönem ödenmediğinden bu dönemler için yol yardımı alacağı olduğunu, davacının davalı işyerinde bir gün 17.00-08.00 saatleri arasında çalışıp iki gün dinlendiğini, cumartesi ve pazar günlerine denk gelen çalışmalarında 24 saat çalıştığını ancak fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, davacının fazla çalışma ücretinin hesaplanmasında gece çalışması yaptığının ve radyasyon yayan alanda çalıştığının dikkate alınması gerektiğini, davacının şua izninden yararlandırılmadığını, davacıya teknik ve idari şartnameye göre ödenmesi gereken ücretleri ve sosyal hakları ile diğer ücretleri ve haklarının da eksik ödendiğini ileri sürerek yol parası, ilave tediye ücreti, şua izni ücreti, fazla çalışma,, davalı işçilerinden eksik ödenen ücret, davalı işçilerinden eksik ödenen sosyal hak farkı, teknik ve idari şartnameye göre ödenmesi gereken ücret ve sosyal haklar ile diğer ücret ve alacaklarından kaynaklanan ücret farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının davalı Bakanlığın çalışanı olmadığını, Bakanlığın ihale ile hizmet alımı yaptığını, davacı hizmet alınan şirketlerin çalışanı olduğundan somut davada Bakanlığın sorumluluğunun bulunmadığını, davacının herhangi bir alacağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 24.07.2003 tarihli ve 25178 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (4924 sayılı Kanun) 11. maddesi gereğince 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (657 sayılı Kanun) 36. maddesinin "Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı" başlıklı kısmına eklenen fıkra ile "Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir." hükmünün getirildiği; sağlık ve yardımcı sağlık personeli tarafından yürütülen sağlık hizmetlerinin 657 sayılı Kanun'da öngörülen istihdam şekillerinden farklı olarak, gerektiğinde hizmet satın alma yolu ile gördürülebileceği ve anılan hizmetin satın alma işlemlerine ilişkin esas ve usullerin de Bakanlıkça tespit edileceğinin hükme bağlandığı; somut uyuşmazlıkta davalı Bakanlık tarafından tıbbi görüntüleme hizmetlerinin hizmet alım sözleşmesi ile dava dışı şirketlerden satın alındığının anlaşıldığı, anılan düzenleme gereğince davalı Bakanlık ile dava dışı alt işveren arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesine aykırı olmadığının anlaşıldığı, buna bağlı olarak muvazaaya dayalı eksik ücret ve sosyal hak taleplerinin reddi gerektiği, davacının ihale şartnamesine göre ücret ve sosyal hak alacağı talebinde bulunmuş olduğu, ancak hangi alacak kalemine ilişkin ne tutarda talepte bulunduğunu açıkça belirtmeyip talebini somutlaştırmadığı, alacak iddiasını da ispatlayamadığından bu yöndeki talebin de reddi gerektiği, davacının işyerinde hâlen çalışmasının devam ettiği ileri sürüldüğünden şua izni alacağına hak kazanamadığı, tanık anlatımlarına göre davacının haftanın iki günü 17.00-08.00 saatleri arasında çalıştığı, diğer beş günü çalışmadığı, buna göre her ne kadar haftalık 45 saatin üzerinde çalışması söz konusu olmasa da gece 7,5 saati geçen çalışmasının fazla çalışma olarak kabulü gerektiği gerekçesiyle davacının yol parası, şua izni ücreti, ilave tediye ücreti, eksik ücret ve sosyal hak farkı alacağı ve şartnameye göre ücret ve sosyal hak alacağı talepleri reddedilerek bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda fazla çalışma ücreti alacağı bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına, usul ve kanuna uygun olduğunun anlaşıldığı, ancak davalı Bakanlık harçtan muaf olduğu hâlde harçtan sorumlu tutulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının davalı nezdinde çalışmaya devam etmesi sebebiyle muvazaa iddiasının ileriye dönük etkisi bulunduğu gözetilmeksizin kesin nitelikte karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
2. Davacının çalıştırıldığı tıbbi görüntüleme işinin davalı Bakanlığın asıl işi olan tanı ve tedavi süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olması sebebiyle yardımcı veya tali nitelikte bir iş sayılamayacağından alt işverene gördürülmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle hizmet alım ihalesinin muvazaalı bulunduğunu, buna bağlı alacak taleplerinin reddinin hatalı olduğunu,
3. Mahkemece teknik ve idari şartnameden kaynaklanan taleplerin somutlaştırılmadığının ifade edildiğini; oysaki 31.01.2022 tarihli duruşmanın 2 No.lu ara kararına istinaden 07.02.2022 tarihli dilekçe ile taleplerin somut bir şekilde ifade edildiğini, teknik ve idari şartnameden kaynaklanan sosyal hak farkı talebinin şartnamede belirlenen yol ve yemek ücretlerinden eksik ödenen veya hiç ödenmeyen kısımlara ilişkin olduğunu,
4. Şartnameler ve emsal işçi bordroları dosyaya getirtilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu,
5. Fazla çalışma ücretinin hükme esas alınan raporda eksik hesaplandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ile dava dışı alt işverenler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve buna göre davacının asıl işveren işçisi sayılıp sayılamayacağı, idari ve teknik şartnamelere göre davacı işçinin ücretinin eksik ödenip ödenmediği yol ve yemek yardımı yapılıp yapılmayacağı hususunda bir düzenlemenin olup olmadığı ve davacının fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanma yöntemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı taraf dava dilekçesinde, tıbbi görüntüleme teknikeri olarak çalıştığı davalı Bakanlığa bağlı Hastane işyerinde 1 gün 17.00-08.00 saatleri arasında çalışıp, 2 gün dinlenme periyodunda çalıştığını, çalışma gününün cumartesi ve pazar günlerine denk geldiğinde ise 08.00-08.00 saatleri arasında 24 saat saat aralığında çalışmasına karşın fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının bir gün çalışıp iki gün dinlendiği, buna göre 1. hafta 3 gün çalışıp 4 gün dinlendiği, 2. ve 3. haftalarda 2 gün çalışıp 4 gün dinlendiği, 4. hafta periyodun başa döndüğü, bu sistemde 17.00-08.00 saatleri arasında çalışılan günlerde davacının 17.00-08.00 saatleri arasında 15 saat olan çalışma süresinden 1,5 saat ara dinlenme süresi düşüldüğünde günlük 13,5 saat çalıştığı, işyerinde sağlık hizmeti verilmekteyse de davacının yazılı onayının alındığına dair dosya içerisinde belge bulunmadığı, 4857 sayılı Kanun'un 69. maddesinde yer alan; "Çalışma hayatında gece en geç 20.00'de başlayarak en erken saat 06.00'ya kadar geçen ve her halde en fazla on bir saat süren dönemdir. ... İşçilerin gece çalışmaları yedibuçuk saati geçemez. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/37 md.) Ancak, turizm, özel güvenlik, sağlık hizmeti ve 30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu uyarınca petrol araştırma, arama ve sondaj faaliyetleri kapsamında yürütülen işlerde işçinin yazılı onayının alınması şartıyla yedi buçuk saatin üzerinde gece çalışması yaptırılabilir." düzenlemesi uyarınca 13,5 saatlik çalışma süresine göre günlük 7,5 saati aşan 6 saat gece fazla çalışma yaptığı, buna göre hafta içi 2 gün çalıştığı haftalarda 12 saat gece fazla çalışmasının bulunduğu, hafta sonuna denk gelen günlerde 08.00-08.00 saatleri arası 24 saat çalışma yaptığında ise fiilen 14 saat çalıştığı kabulüyle hesaplama yoluna gidilmiştir. Hafta içi olan çalışmalar bakımından yapılan değerlendirmelerde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de 08.00-08.00 saatleri arası 24 saatlik çalışmalarda ara dinlenme süresinin ne kadar olduğu ve bu sürede uyku ve benzeri dinlenme ihtiyaçlarını karşılama imkânına sahip olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu nedenle; davacının dinlenme süresi hususu hem taraflardan hem de tanıklardan sorularak, 24 saatlik çalışmada uyku ve benzeri dinlenme ihtiyaçlarını karşılama imkânına sahip olduğunun anlaşılması hâlinde 10 saatlik ara dinlenme süresi, imkân olmadığı takdirde ise 4 saatlik ara dinlenme süresi kabul edilerek hesaplamalar yapılmak suretiyle davacının fazla çalışma ücreti alacağı belirlenmelidir. Eksik inceleme ve araştırmayla sonuca gidilmesi hatalıdır.
3. İlk Derece Mahkemesince 31.01.2022 tarihli duruşmada "teknik ve idari şartnameye göre ödenmesi gereken ücretler ve sosyal haklar ile diğer ücretler ve haklar" olarak belirtilen talep konusunun hangi alacak kalemlerini ifade ettiğinin somutlaştırılması için ara karar kurulmuş olup davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 07.02.2022 tarihli dilekçe ile davacı işçinin istihdamına dayanak olan davalı Bakanlık ile dava dışı alt işverenler arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin eki niteliğindeki idari şartnamelerde işçilerin ücretlerinin asgari ücrete endekslenerek işçinin yaptığı işe ve eğitim durumuna göre asgari ücretin belli oranda fazlası şeklinde belirlenmesine karşın davacı işçinin ücretinin bu düzenleme ile belirlenen orana uygun ödenmeyip eksik ödeme yapıldığının ifade edilmek istendiği, yine sosyal hak farkı talebinin ise şartnamede belirlenen yol ve yemek ücretlerinden eksik ödenen veya hiç ödenmeyen kısımların kastedildiği açıklanmıştır.
İhale şartname veya sözleşmesinde belirlenen ücretin etkisi ile ilgili olarak Dairemizce, işçinin ihale ile belirlenen ücreti talep edebileceği, ancak bu ücretin asgari ücretle irtibatlandırılması durumunda, sonraki ihalede asgari ücretle bağlantı kurulmadığı takdirde ihalenin bitimi ile bu bağlantının kesileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayının belirlenmesi durumunda ise 4857 sayılı Kanun'nun 22. maddesi uyarınca bu ücretin altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmelidir.
Dosya kapsamına göre davacının ücretinin ihale şartname veya sözleşmelerine göre belirlendiği ve davacının ücretinin düşürülmesine muvafakati bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıya ödenmesi gereken ücret miktarı, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususlar dikkate alınarak saptanmalıdır.
Bu kapsamda olmak üzere öncelikle davacının kapsamı dâhilinde çalıştığı tüm hizmet alım sözleşmeleri ekleriyle birlikte temin edilmeli, bundan sonra davacının düşürülmeden önceki en son ücreti, sonraki dönemler için asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edilerek yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayı belirlendiğinde yeni ihale ile belirlenen ücretin de altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmek suretiyle yapılacak hesaplama ile davalı lehine usulü kazanılmış haklar gözden kaçırılmadan sonuca gidilmelidir.
Yine söz konusu şartnamelerde davacıya yol ve yemek yardımı yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir düzenleme bulunup bulunmadığı da tespit edilerek, davacının bu yönden fark alacağının mevcut olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.