MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1174 E., 2025/2259 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/34 E., 2025/8 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili işyerinde satış müdürü olan ... ve satış danışmanı olan ...’ın sıfır araç satışları ve ikinci el araç takas-alım satımında usulsüz işlemler yaparak işvereni zarara uğrattıklarını, davalıların müşteri ödemesi tamamlanmadan şirketin bilgisi dışında plaka, ruhsat işlemlerini hazırlayıp araç teslimi yaptığını, bedellerin davalı ...’ın şahsi hesaplarına alındığını, davalıların sıfır araçları gerçek satış bedelinden daha düşük göstererek aradaki farkı paylaştıklarını, takas olarak alınan araçları işlemeyerek şirketten habersiz bu araçları sattıklarını, araç satışında alınan peşinatları bildirmediklerini, bu şekilde sahte ve usulsüz işlemlerle zarara sebep olduklarını, bu işlemler nedeniyle müvekkilinin müşterileri ile problemler yaşadığını ve ticari itibarının zedelendiğini, davalı ..’nin Savcılığa verdiği ifadesinde “...’ün kendisine seninle iş yapalım diyerek satılan araç bedelini, müşteriye sattıklarından daha düşük bir bedel olarak şirkete gösterip bu şekilde elde edecekleri parayı bölüşmeyi teklif ettiğini, bu şekilde satışlarda fiyatların 250, 500, 750 TL eksik gösterildiğini, kendisinin ve ..’in sorumlu olduğunu” ileri sürdüğünü Şirket tarafından evrakta sahtecilik ile 23 aracın satış bedellerinin eksik bildirildiğinin tespit edildiğini, tespiti yapılabilen zararın 579.619,69 TL olduğunu, bir kısım müşterilerin satış formlarını Savcılığa ibraz ettiklerini, müvekkili Şirketteki kayıtlar ile bu satış formlarının uyuşmadığını ileri sürerek bu olayla ilgili maddi ve manevi zararlarının davalılardan tahsil edilerek karşılanmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı Şirketin iddialarını kabul etmediklerini, dava dilekçesinde belirtilen şekilde araç teslimleri ile ilgili bedellerin diğer davalı ...’ın şahsi hesabına yatırılmasından bilgilerinin olmadığını, olayla ilgili düzenlenen işyeri tutanaklarında davalı ..’nin 25 araç ile ilgili 600.000,00 TL’nin uhdesinde olduğunu, bu parayı iade edeceğini belirttiğini ve suçunu kabul ettiğini, davalı ...’ın şahsi borçlarını ödemek için kendi kusurlu davranışları ile hareket ettiğini, ..’nin kendisini bu işe müvekkilinin ittiğine dair beyanlarının kendi kusurunu yıkmaya çalışmaktan ibaret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... tarafından, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece bekletici mesele yapılan ceza dosyasında; davalılar hakkında Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/415 Esas sayılı dosyasında, somut davaya da konu senetler yönünden mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden verilen kararın da temyiz edildiği ve kesinleşmediği bildirilmiş ise de dava konusu davalıların davacı Şirkete sahte senet oluşturmasından kaynaklı zararların tahsiline ilişkin olduğundan bu suç yönünden dosya sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı, davalılar hakkında ceza yargılamasında haklarında mahkumiyet kararı verilmesi, somut dosyada alınan bilirkişi raporunda davalıların davacı Şirketi zarara uğratıcı işlemlerinin tespit edilmesi ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak maddi tazminat talebinin kabul edildiği, davacının ticari hayatını bu sektörde sürdürmek zorunda olduğu, davalı taraflarca davacının nam ve hesabına hareket ediyormuş gibi davranarak işlemler gerçekleştirilmesi ve davacıyı zarara uğratmaları, davacı Şirket yetkilileri hakkında davalıların yaptıkları eylemler nedeniyle dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunulması hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı Şirketin üçüncü şahısların gözünde ve toplumda lekelenmesine sebep oldukları, kişilik haklarına yapılan bu saldırı nedeniyle davacının manevi zarara uğradığı kabul edilerek manevi tazminat talebinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin olay ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
1. Ceza mahkemesi kararının yanlış yorumlandığını,
2. İlk Derece Mahkemesince güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin kararın temyiz incelemesi sonucunun beklenmesi gerektiğini,
3. Dosya kapsamına göre, söz konusu araç teslimleri ile ilgili bedellerin davalı ..’nin şahsi hesabına yatırıldığını, müvekkili davalının bu işlemle alakalı olduğuna dair somut delil sunulmadığını, davalı ..’nin müvekkili davalıya olan şahsi borçları nedeniyle nakit arayışına girdiğini, sonucunda davaya konu usulsüzlükleri icra ettiğini, davalılar arasındaki bu para alışverişi nedeninin borç alacak meselesi olduğunu, zira müvekkilinin kredi kartı limitinin fazla olmasından dolayı bazı arkadaşlarının ondan borç aldığını, eğer davalı .. tarafından uhdesinde tutulduğu iddia edilen bedeller varsa müvekkilinin bu bedellerden haberdar olamayacağını, davalı ..’nin Savcılıkta ki ifadelerinin kendi kusurlu davranışını gizleme niyetini gösterdiğini, kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalıların usulsüz eylemlerinin davacı Şirketin maddi ve manevi zararına sebep olup olmadığı ile maddi ve manevi tazminat koşullarının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.