MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1765 E., 2025/2177 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/7 E., 2025/227 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Çalışma ve ... Bakanlığının (Bakanlık) 03.01.2024 tarihinde müvekkili Şirketçe tebellüğ edilen olumlu yetki tespitinin hatalı olduğunu, yetki tespit tarihi olan 15.09.2023 itibarıyla müvekkili Şirkette toplam 1.311 kişi çalıştığını, buna göre işletme yetkisi için sağlanması gerekli yasal çoğunluğun 524 olduğunu, ancak Bakanlık çoğunluk tespiti yazısında müvekkili Şirketin çalışan sayısının 879 olarak göründüğünü, sendikanın üye sayısının ise 359 olduğunu, söz konusu 89 iş birimi ve 1.311 çalışanın tek elden ve tek bir amaca yönelik olarak sevk ve idare edildiğini, genel yönetim merkezi, mağazalar ve deri servis tamir merkezi birimlerinde ayrı ayrı müstakil faaliyet yürütülmediğini, işyeri ile bağlı yerin aynı coğrafi mekânda olmamasının sonuca etkili olmadığını, iki veya daha çok yer arasında teknik yönden bağlılık varsa, aynı amaca hizmet ediliyorsa ve yönetimde birlik varsa artık burada tek bir işyerinden söz edilebileceğini, üyelik fişlerinin başvuru tarihi ve üyelik kabul tarihleri ve saatleri ile sendikanın yetki tespitine başvuru tarihi ve saatleri karşılaştırıldığında, başvuru tarihinde söz konusu çalışanların üye olup olmadıkları hususlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi gerektiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle ... Çalışma Genel Müdürlüğünün 28.12.2023 tarihli ve 325493 sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; davalı ... (Sendika) tarafından 15.09.2023 tarihinde yetki başvurusunda bulunulduğunu, daha sonra davalı Sendikanın %40 üye sayısını sağlamasına kısa bir süre kala davacı işverenin muvazaalı işçi aldığına dair iddiada bulunduğunu, bu iddia üzerine Bakanlık tarafından teftiş yapıldığını, teftiş sonucunda davacı işverenin ... işyerinde çalışıyor gibi görünen 536 işçinin aslında çalışmadığının anlaşıldığını, ayrıca 26 kişinin de yönetim kadrosunda olduğu için işçi sayısına dâhil edilmemesi gerektiğinin tespit edildiğini, bu nedenle davacının 89 işyerinde toplam 879 işçinin çalıştığını ve bunlardan 359'unun sendika üyesi olduğunun tespit edildiğini ve olumlu tespitte bulunulduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; davacının sırf sendikanın yetki almaması için muvazaalı şekilde işçi alımı yaptığını, bu hususun teftiş raporu ile de kesinleştiğini, işe alınmış gibi gösterilen işçilerin gerçekte çalışmadığını, denetlenemeyeceği düşüncesi ile muvazaalı işçi bildirimlerinin ... işyeri üzerinden yapıldığını, davacının Sendikaya karşı olumsuz tavır içinde olduğunu, bunu belgeleyen teftiş raporunun dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla yetki şartlarının sağlandığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işverenin yetki başvurusundan bir gün önce ve yetki başvurusu tarihinde, 100 civarında işçisi olan bir işyerine 500 civarında işçi almasının ekonomik veya işletmesel hiçbir gerekçesi olmadığının anlaşıldığı, kaldı ki bu işçilerin 1 ya da 2 gün sonra işten de çıkarıldıkları, teftiş raporuna göre de işverenin yetki başvurusunun yapıldığı aydan önceki aylarda aylık işçi alım sayılarının 2, 3, 4 ve 7 olarak göründüğü, işbu durumda yetki başvuru tarihinde ve bir gün öncesinde işe alınan işçilerin sendikal örgütlenmenin önüne geçmek için işe alındığının kabul edilmesi gerektiği, nitekim teftiş raporunda da bu konuda tespit yapıldığı, bu kapsamda, yoğun şekilde işçi girişinin yapıldığı 14.09.20 23... .09.2023 tarihlerinde alınan işçilerin hesaba katılmayacağı, ... işyerinden 108 işçi bildiriminin yapıldığı, Bakanlık kayıtlarında ise bu işyerinde 76 işçi bulunduğu kabul edildiği, aradaki farkın, işveren vekili olarak kabul edilen kişilerden kaynaklandığı, işveren vekili kavramının 4857 sayılı İş Kanunu'nda (4857 sayılı Kanun) ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nda (6356 sayılı Kanun) farklı şekilde tanımlandığı, 6356 sayılı Kanun'a göre işveren vekilinin “işveren adına işletmenin bütününü yönetenler” olduğu, 6356 sayılı Kanun'un, işveren vekilini daha dar bir kapsamda belirlediği, 6356 sayılı Kanun uyarınca işveren vekili olanların işveren sayılacağı, yani bir kişinin, bir işletmenin bütününü yönetiyor ise toplu iş hukuku bakımından işveren vekili ve dolayısıyla da işveren olarak kabul edileceği, bu durumun, işçilerin sendika özgürlüğünün de gereği olduğu, teftiş raporu incelendiğinde Yönetim Kurulu başkanı ve üyeleri ile Müdür pozisyonunda olan herkesin işveren vekili olarak nitelendirildiğinin görüldüğü, bu nedenle, işbu davada, işveren vekili kavramının 4857 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi ve 30'un üzerinde kişinin işçi sayısının dışında bırakılmasının doğru kabul edilmediği, işveren vekili olarak sadece 4 kişinin işçi sayısından düşülmesi gerektiği, bu durumda ... işyerinin yetki başvuru tarihindeki gerçek işçi sayısının muvazaalı alınan işçiler ve işveren sayılması gereken işveren vekilleri düşüldükten sonra 104 olarak belirlendiği, bu tespitlere göre davalı Sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli sayısal çoğunluğu sağlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile yetki tespitinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekilleri temyiz dilekçesinde; cevap dilekçelerinde belirttikleri ve istinaf dilekçelerinde tekrarladıkları sebepleri ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun’un 41 ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.