MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1218 E., 2025/1210 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 34. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/236 E., 2025/95 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait işyerinde 15.04.2009-23.01.2017 tarihleri arasında satış pazarlama uzmanı olarak çalıştığını, son ücretinin net 2.910,00 TL olduğunu, yemek ücretinin işverence karşılandığını, iş sözleşmesinin sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden gösterilmemesi nedeniyle davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının son ücretinin net 1.420,00 TL olduğunu, öğlen yemeği için ticket verildiğini, davacının fazla çalışma yapmadığını, genel tatil günlerinde çalışmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, asgari geçim indirimlerinin ödendiğini, davacının 2017 yılının Ocak ayında 21 gün işe gelmediğini, işi bıraktığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2021 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararında İstanbul 19. İş Mahkemesinin 2020/141 Esas sayılı tespit davasının bekletici mesele yapılması gerektiğinin belirtildiği, ilgili dosyanın bekletici mesele yapıldığı, bekletici mesele yapılan dosyanın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2023/13855 Esas sayılı kararı ile kesinleştiği, buna göre davacının ... Kurumu primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılmadığının karara bağlandığı, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği ve kıdem tazminatı talebinin kabulü gerektiği, davacının karşılığı ödenmeyen yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin bulunduğu, eksik ödenen ücret alacağının bulunduğu, ispatlanamayan asgari geçim indirimi talebinin ise reddi gerektiği, hüküm altına alınan alacaklardan davalıların birlikte sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrası aldırılan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların ilk kararda hüküm altına alınan tutarlardan fazla olması nedeniyle davacı tarafından kaldırma kararı sonrası ikinci kez talep artırım dilekçesi sunulduğu ve buna göre hüküm kurulduğu ancak İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararın davacı tarafından istinaf edilmediği, bu kapsamda ilk kararda hüküm altına alınan tutarlar açısından davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden ikinci talep artırıma itibarla alacakların hüküm altına alınmasının yerinde olmadığı, kaldırılan ilk karar doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun usuli kazanılmış hak yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açılmasının usule aykırı olduğunu, diğer taraftan bu alacakların zamanaşımına uğradığını,
2. Davalı Şirketlerin ortakları farklı olduğundan işçilik alacaklarından müştereken sorumlu tutulmalarının hukuka aykırı olduğunu,
3. Davacının işyerinde fazla çalışma yapmadığını, dinî ve millî bayramlarda çalışmadığını,
4. Davacının yıllık izin ücreti talebinin hukuki dayanağı olmadığını, davacı tarafından yıllık izinlerin tamamı kullanılıp, izin defterinin imzalandığını, davacının sadece 2016 yılında kullandığı yıllık izinlerden 6 günün karşısına imza atmaktan imtina ettiğini, bu hususun Şirket çalışanı tanık H.M. ve Şirket yetkilisi S.A’nın imzası ile tespit edildiğini, bu nedenle yıllık izin ücreti talebinin de reddi gerekirken, kabulünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava türü, davalıların davacının işçilik alacaklarından sorumlu olup olmadığı, davacının dava konusu işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ve alacakların ispatı hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dairemiz uygulamasına göre koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan alacak kalemleri bakımından davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı ret kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılan belirsiz alacak davasında bu husus, dava tarihi ve Dairemizin aynı doğrultudaki kararlarıda (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.