MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1978 E., 2025/1976 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/793 E., 2024/448 K.
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ : İstanbul 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/230 E., 2022/548 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca asıl dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin ve birleşen dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 10.10.2006-09.10.2020 tarihleri arasında saha satış sorumlusu olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, son ücretinin net 4.300,00 TL olduğunu, işyerinde prim uygulaması bulunduğunu, davacıya araç tahsis edildiğini,yemeğin işyeri tarafından verildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ücretleri ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının karşılığı ödenmeyen yıllık izin alacağı bulunduğunu ileri sürerek yıllık izin ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının işyerinde usulsüzlükler yaptığının tespit edildiğini, inceleme başlatıldığını, davacının alınan savunmasında gerçekte ekip arkadaşlarıyla keyfi olarak yaptığı yemek masraflarını sanki bir müşteri veya bayi ile yenilen iş yemeğiymiş gibi yansıttığını belirten açıklamalarda bulunduğunu, masraf bildirimine konu bazı toplantılara katılan kişiler hakkında yaptığı açıklamalar başta olmak üzere ayrıntılı bilgi veremediğini, yöneticilerin katıldığını belirttiği birçok toplantıya ilişkin beyanlarının gerçeğe uygun olmadığını, her hangi bir bayi ile toplantı yapılmadığı hâlde yapılmış gibi göstererek gerçeğe aykırı masraf bildirimi yaptığını, bunu ikrar ettiğini, bazı işletmelerden fiş yada fatura almadığını belirterek bunu farklı fişlerle tamamladığını belirttiğini, bazı harcamaların şirket yada bayi ile toplantı yapılması mümkün olmayan harcama ve mekanlara ait olduğunu, neticede iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, işyerinde ödenen primlerin süreklilik arz etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı ve tanık beyanlarından masrafların ödenebilmesi için masraf yapıldıktan sonra masraf bildirimlerinin yönetici tarafından onaylanması, muhasebe tarafından yapılan incelemede bir aykırılık bulunmaması gerektiği, davacının bir kısım yüksek harcamayı farklı departman çalışanları ile bölüşerek bildirdiği, inceleme raporuna ekli bir kısım fişler ile beyanlar arasında uyumsuzluk olduğu, bir kısım kişisel harcamaların masraf adı altında bildirildiği, örneğin davacı ve üç arkadaşının sıralı fişlerle yemek ve harcamalarına ilişkin masraf bildirdikleri, ... ekip olarak yenilen yemek için davacı ve üç arkadaşının kendilerinin saha sorumlusu oldukları farklı illerdeki dört ayrı bayi ismini bildirerek dörder kişilik bayi yemeği açıklamasıyla yemek yenilen işyerinin seri sıra numaralı fişlerini ekleyerek masraf bildirdikleri, davacı dışındaki diğer ekip arkadaşlarının da usulsüzlük yaptığı iddiasıyla iş sözleşmelerinin feshedildiği, incelemeye konu ... harcamasının yöneticinin de katılacağı düşüncesiyle masraf olarak hatalı bildirildiği belirtilmişse de tanık beyanlarından masraf yapıldıktan sonra masraf bildirimlerinin yapıldığının açık olduğu, davacının yaptığı iş gereği güvene dayalı bir iş ilişkisi içinde bulunması gerektiği çünkü davalının davacının yaptığı masrafları takip edemeyip ancak kontrol edebileceği, davalının davacıdan dürüstlük ve güven ilişkisine dayalı olarak gerçeğe uygun masraf bildiriminde bulunmasını beklemesinin iş ahlakı ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacının eyleminin işçi işveren ilişkisinin devamına engel olup, iş sözleşmesinin haklı feshi ağırlığında olduğu, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığı, karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, yıllık izin ücretlerinin ise hüküm altına alındığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı işyerinde üçlü bir denetim sistemi sonrası ödeme yapıldığını, tüm bu denetim ve ödeme sisteminin işyerinde kurulu program olan eba sistemi üzerinden yapıldığını, bu bir bilgisayar programı olup bu programın işveren denetiminde olduğunu, programa sahte fatura ya da yapılmamış bir masraf dökümü girilemediğini,
b. Tüm çalışanların, üst yöneticiler de dahil aynı şekilde masraf girişi yaptığını, davacıya yazılı olarak teblig edilen bir masraf yönergesi olmadığını, davacının faturalandırdığı tüm masrafların gerçek bir harcamaya dayandığını, herhangi bir haksız kazanç bulunmadığını, dosyada toplanan deliller ve tanık beyanlarının aksine kıdem ve ihbar tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, feshin ölçülü olmadığını, olsa olsa geçerli feshin şartlarının burada tartışılabileceğini,
c. Feshin 6 iş günü içinde yapılmadığını, her fiş ve faturanın işverence onaylanarak sonradan ödemesi yapıldığından öğrenme tarihinin onay tarihi olduğunu, iç denetim raporunda Haziran/2020 dönemi için inceleme başlatıldığının belirtildiğini, şu halde Haziran/2020 dönemi ile işçilerin iş sözleşmelerinin feshedildiği Ekim/2020 dönemi içinde geçen süre gözetildiğinde, bir an için tüm iddialar doğru olsa dahi 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen 6 iş günü üzerinden daha fazla zaman geçtiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyizi miktardan reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ile 6 iş günlük sürede yapılıp yapılmadığı, buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.