MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. İş Mahkemesi
MAHKEMESİ : İstanbul 25. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bankada 05.02.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, ... Kurumundan aldığı yazıya
istinaden 10.06.2020 tarihinde işten ayrıldığını, çalışma saatlerinin 09.00-18.00 saatleri arasında olduğunu ancak hiçbir şekilde saat 20.00'den önce işten çıkamadığını, ekim-nisan ayları arası ise iş yoğunluğu nedeni ile bu çalışmaların 00.00'e kadar ve haftanın 3 günü hafta sonu dâhil sürdüğünü, pandemi döneminde evden çalışma uygulamasına geçildiğini ve 21.00'a kadar bilgisayar ortamında çalışmak zorunda kaldığını, ... kayıtlarının temini hâlinde davacının yaptığı fazla çalışmaların belirlenebileceğini iddia ederek kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesi ile iddialarının aynı olduğunu, ödenmeyen ücret alacakları bulunduğunu iddia ederek hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını ve belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacının müvekkili Bankada 05.02.2007-10.06.2020 tarihleri arası çalıştığını, 01.10.2010-01.05.2011 tarihleri arası ücretsiz izinli olduğunu ve bu sürelerin kıdem tazminatı hesaplamasında düşülmesi gerektiğini, işten ayrılması sonrasında başka bir işte çalışıp çalışmadığının araştırılması gerektiğini ve başka bir işte çalışması
hâlinde kıdem tazminatı hakkı olmayacağını, bankada haftalık çalışma süresinin 45 saat olduğunu, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde
çalışma bulunmadığını, davacının fazla çalışması da bulunmadığını, istisnai olarak yaptığı fazla çalışma ücretlerinin ise ödendiğini, davacı ile yapılan iş sözleşmesinde yılda 270 saate kadar yapılacak fazla çalışmaların ücretin içinde olarak kararlaştırıldığını ayrıca davacının ücret+prim ile çalıştığını ve bu şekilde çalışmalarda fazla çalışma ücreti talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının talebi ile de bağlı kalınarak 05.02.2007-09.06.2020 tarihleri arasında çalıştığı, emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiği, dosyaya çalışma gün ile saatlerine ilişkin 23.09.2016-15.03.2020 tarihlerini kapsar şekilde işe giriş ve çıkış saatlerini gösterir kart okuma kayıtlarının sunulduğu, hem tarafların hem de davacı tanık beyanının bu işe giriş çıkış kayıtlarına dayandığı görüldüğünden kayıtların itibar edilebilir olduğunun anlaşıldığı, bu kayıtlara göre davacının bu dönem içerisinde haftalık 45 saati aşan çalışmalarının bilirkişi tarafından denetime elverişli şekilde tek tek tespit edildiği, diğer yandan davacının imzasının bulunduğu ve imzanın davacıya ait olduğuna dair alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yıllık 270 saati kadar olan fazla çalışmalarının ücrete dâhil olduğuna dair düzenlemeye itibarla yalnızca haftada 5,20 saati aşan çalışmalar için hesaplama yapıldığı, kayıt bulunan bu dönemde ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığının tespit edilemediği, kayıt dışı dönem için ise tanık beyanlarına göre hesaplama yapılması gerektiği, davacı tanığının davacı ile birlikte çalıştığı dönemler göz önünde tutularak 01.10.2015-01.04.2016 tarihleri arasında yoğunluk nedeniyle haftada 12,5 saat fazla çalışma yaptığının ispat edildiği, yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmalarının ücrete dâhil olduğuna dair düzenlemeye itibarla yalnızca haftada 5,20 saati aşan çalışmalar için hesaplama yapılması gerektiği, ayrıca hafta tatili ücreti talep edilmiş ise de hem kayıt bulunan dönemde hafta tatilinde çalışmasına rastlanmadığından hem de tanık beyanlarıyla hesaplama yapılan dönemde hafta tatilinde çalıştığına yönelik hesaba elverişli beyan bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Eksik delil mevcudiyeti ile rapor alınarak rapora itirazlarının değerlendirilmediğini,
b. Davalı tarafından iki ayrı iş sözleşmesi sunulduğunu, 01.02.2007 tarihli sözleşmenin ilk sayfasındaki imzanın müvekkiline ait olmadığının bilirkişi raporu ile tespit olunduğunu, şaibeli bir durum ortada iken 2. sayfasındaki imzaya itibar edilerek ücret maddesinin geçerli kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
c. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yönünden eksik ve hatalı hesaplama yapıldığını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacı talepleri bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,
b. İşe giriş çıkış kayıtlarına göre davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığı, davacının yıllık 270 saati aşan çalışmasının bulunmadığını,
c. Tek tanık beyanı doğrultusunda hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını, tanıkların davacı ile menfaat birliği içerisinde olduğunu,
d. Taleplerin zamanaşımına uğradığını,
e. Davacının yazılı delille ispat edilen yıllara ilişkin çalışma sürelerinin işe giriş çıkış kayıtları bulunmayan dönem açısından da emsal teşkil etmesi gerektiğini,
f. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde davalı Banka kapalı olduğundan bu günlerde çalışma yapılmadığını, yine yazılı kayıtlarla da çalışmadığının sabit olduğunu,
g. Davacının davalı Bankada ücret+prim usulü çalıştığı husususun hesaplamalarda dikkate alınmamasının eksik incelemeye dayalı olduğunu,
h. Davacı istifa ile iş sözleşmesini sona erdirdiğinden kıdem tazminatına hak kazanabilmesinin mümkün olmadığını, ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; zamanaşımı, husumet, fesih, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 166. maddesi gereğince aralarında hukuki ve fiilî irtibat bulunduğu için davaların birleştirilmesine karar verilmesi mümkün olsa dahi birleşen dava dosyasının müstakiliyeti hukuken devam etmektedir. Bu durumda birleşen dava dosyasının esas ve karar numarası karar başlığına yazılması gerektiği gibi hüküm fıkrasında da birleşen dava yönünden ayrıca karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu esaslar göz ardı edilerek yazılı biçimde karar verilmesi usule aykırıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.