MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1267 E., 2025/1358 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/186 E., 2024/100 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket bünyesinde ilk olarak 21.09.2014-24.11.2021 tarihleri arasında çalıştığını, söz konusu dönem için matbu olarak bütün işçilik alacaklarını kapsar şekilde ... numaralı dosya ile arabulucu huzurunda anlaşma sağlanarak kendisine 38.954,73 TL ödeme yapıldığını, daha sonra davacının 14.05.2019-27.05.2019, 07.08.2020-04.11.2020, 28.11.2021-28.01.2022 tarihleri arasında ...'da Şirket adına çalışmaya devam ettiğini, en son 27.11.2021 tarihinde yine Şirket adına çalışmaya başladığını, 01.04.2022 tarihinde de Ordu/Fatsa'da çelik köprü inşaatında "iş kazası" geçirdiğini, davacının gerçekleşen iş kazası nedeniyle belden aşağısı tutamaz vaziyete geldiğini, uzun ve meşakkatli bir tedavi sürecine başlamak zorunda kaldığını, 01.04.2022 tarihinde gerçekleşen kaza nedeniyle davalı işverenler tarafından müvekkiline iş sözleşmesinin sonlandırılmayacağı taahhüdü ile ihtiyari arabulucukta bir anlaşma teklif edildiğini, hâlihazırda davalı Şirkette çalışmaya devam eden davacının, iptale konu davalı işveren tarafından başvurulan arabulucuk tutanağını iş sözleşmesine son verilmemesi için imzalamak zorunda kaldığını, fakat davalı Şirketin her ne kadar tutanak imzalandığı tarihte müvekkilini çalıştırmaya devam etmiş olsa da 19.01.2023 tarihinde davacının iş sözleşmesine son verdiğini, davacının hastanede tedavisi devam ederken anlaşmaya zorlandığını, davacının uzun bir hastane süreci geçirdiğini, anlaşma sürecinde davacının anlaşmanın hukuki sonuçlarını kavrayacak hâl ve şartlara sahip olmadığını, sürece serbest iradesi ile katıldığının söylenemeyeceğini, davalının planları dâhilinde davalının belirlediği yer, zaman, mekan ve arabulucu huzurunda toplantının gerçekleştirildiğini, davacıya davalı tarafından iş sözleşmesinin sonlandırılmayacağı, daha hafif bir işte istihdam edileceği ayrıca çocuğunun da işe alınacağı, işveren olarak desteklerinin her zaman devam ettirileceği vaadiyle arabuluculuk tutanağının imzalatıldığını, yapılan anlaşmada edimler arasında aşırı orantısızlık bulunduğunu, davacının içinde bulunduğu zor ve dar durumdan ve deneyimsizliğinden faydalanmak suretiyle tutanağın davacıya imzalatıldığını, arabuluculuk sürecinin yönetmelik ve bakanlığın belirlediği etik kurallara uygun yürütülmediğini, arabulucu tutanağının barındırması gereken niteliklere haiz olmadığını, yapılan anlaşmanın arabuluculuk müessesesinin usul ve esaslarına aykırı olduğunu belirterek ... numaralı ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; yapılan ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri neticesinde mutabık kalınan tutarların kendisine ödenmek suretiyle iş ilişkisinin sonlandırıldığını, görüşmelerin karşılıklı mutabakat çerçevesinde yürütülüp sonlandırıldığını, arabuluculuk anlaşma belgesinde işe iade, boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı da dâhil olmak üzere tüm işçilik alacakları anlaşmaya dâhil edilmiş olup davacının işe devam etmeyeceği anlaşma belgesinin içeriğiyle de sabit olduğu hâlde iş sözleşmesinin sonlandırılmayacağı taahhüdü ile anlaşma yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının tedavisi devam ederken anlaşmaya zorlandığı iddiasının doğru olmadığını, davacının kaza sonrası bir süre hastanede tedavi gördüğünü, akabinde taburcu edildiğini, arabuluculuk süreci iş kazasının üzerinden 6 aya yakın zaman geçtikten sonra gerçekleşmiş olup buna rağmen davacının hastanede tedavisi devam ederken anlaşmaya zorlandığının ileri sürülmesinin gerçeği yansıtmadığını, arabuluculuk süreci iddia edildiği gibi müvekkili Şirket tarafından planlanıp yürütülen bir süreç olmayıp kaza sonrası davacı tarafından tazminat talebinin gündeme getirilmesi üzerine sürecin ihtiyari arabuluculuk kapsamında gerçekleştirilmesi hususunda taraflar arasında mutabakata varıldığını ve sürecin yürütülmesi için arabulucu ile temasa geçildiğini, sürecin tamamı davacının bilgisi ve onayı dâhilinde gerçekleşmiş olup süreci yürütecek arabulucunun birlikte belirlendiğini ve bu hususta belirleme tutanağı düzenlendiğini, davacının eşininde toplantıya katıldığını, davacının tedavi gördüğü süreçte masraflarının tamamının müvekkili Şirket tarafından karşılanmış olup masrafların karşılanması için müvekkili Şirkete ait bir kredi kartının davacıya refakat eden kardeşine teslim edildiğini, davacının arabuluculuk sonrası fiilî çalışmasının olmamasına rağmen ... Kurum (...) kaydının sonlandırılmamasının da kendisine sağlanan desteğin bir sonucu olduğunu, davacının anlaşılacak bedelin ödenmesi durumunda şikayetten vazgeçecek olmasının anlaşmanın şarta bağlı olduğu anlamına gelmediğini, zira davacıya yapılacak ödemenin herhangi bir şarta bağlanmadığını, ödemenin her hâlde yapılacağını, ödeme yapılınca davacının şikayetinden vazgeçeceğini, bu durumun davacı aleyhine bir şart taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iptali istenilen arabuluculuk tutanağında tarafların uyuşmazlık konusu hususlarda görüşme sağlandığı, arabulucu aracılığıyla ilgililere açıklama yapıldığı, uyuşmazlık konusu hususlarda anlaşmaya varıldığı, arabuluculuk görüşmelerinin tarafların rızası ile telekonferans ile yürütüldüğü, görüşmelerin dijital kayıt altına alındığı, bu konuda tarafların rızasının bulunduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi davacıya baskı yapılmak suretiyle anlaşma yapıldığının tespit edilmediği ayrıca arabuluculuk anlaşmasının ve tutanağının imzalanmasında irade fesadı hâlleri bulunduğu takdirde, bu belgelerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 37. ve 39. maddeleri uyarınca iptali için irade fesadı doğuran hâllerin etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde istenmesi gerektiği, arabuluculuk tarihi ile dava tarihi arasında bir yıldan fazla bir süre olduğu da gözetildiğinde davacının dava konusu arabuluculuk tutanağının iptalini talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile; taraflar arasında henüz bir uyuşmazlık bulunmamasına rağmen işverence başlatılan arabuluculuk süreci sonunda anlaşma belgesi düzenlenmesi şeklinde bir uygulamaya sıklıkla başvurulduğu, taraflar arasında henüz bir uyuşmazlık çıkmadığı hâlde, başlatılan arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanak veya anlaşma belgesinin geçerli kabul edilemeyeceği, davacının davalı işveren nezdinde kayden çalışması devam ederken, taraflar arasında 27.09.2022 tarihinde ihtiyari arabuluculuk tutanağının düzenlendiği, arabuluculuk tutanağı düzenlendikten yaklaşık dört ay sonra 19.01.2023 tarihinde davacının işten çıkışının verildiği, fesih işlemi yapılmadan bir kısmı feshe bağlı olan tazminat ve alacaklar yönünden arabuluculuk sürecinin başladığından taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık çıktığından bahsedilemeyeceği, açıklanan sebeplerle 27.09.2022 tarih ve 2022/333436 sayılı anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi niteliğinde olmadığı, söz konusu belge yönünden, 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesindeki koşullara veya ifaya ilişkin hükümlere göre değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının ... kaydının devam ediyor olmasının fiilen çalışmanında devam ettiği anlamına gelmeyeceğini, iyiniyet göstergesi olarak işten çıkışının verilmediğini, çalışma ilişkisinin devam etmesinin feshe bağlı alacaklar bakımından bir anlam ifade ettiği düşünülse dahi iş kazasından kaynaklanan tazminat alacakları yönünden böyle bir şart bulunmadığından bu talepleri yönünden tutanağın geçerli kabul edilmesi gerektiğini,
2. Tanık beyanları ve davacı asılın beyanına göre de uzun süredir arabuluculuk sürecinin devam ettiği, son gelinen aşamada anlaşma ile sürecin sonlandırıldığını,
3. İptali istenen arabuluculuk anlaşma belgesinin tüm şekil şartlarını taşıdığını, sürecin usule uygun yürütüldüğünü, davacıya baskı ile imza attırıldığının kabulünün mümkün olmadığını, ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; arabuluculuk tutanağının iptali talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılardan ... Ltd. Şti. ne yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.