MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/72 E., 2025/414 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen asıl karar davacı vekili tarafından, 24.12.2025 tarihli ek karar ise davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... bünyesinde bulunan şirketlerin yurt dışındaki değişik şantiyelerinde 2005-2018 yılları arasında sıvacı formeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden haksız yere sonlandırıldığını, son ücretinin net 2.500,00 USD olduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu uyuşmazlığa çalıştığı ülke mevzuatının uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2024 tarihli kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucu davacının Türk hukukunun uygulanması gereken çalışma dönemi yönünden kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının kısmen kabulüne, yıllık ücretli izin alacağı talebinin ise reddine, davacının ... Federasyonu İş Kanunu'nun uygulanması gereken çalışma dönemi yönünden de hak düşürücü süre nedeni ile taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 12.09.2024 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.09.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, Mahkemece hukuk seçimi olan dönem bakımından seçilen hukukun uygulanmasının yerinde olduğu, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan dönemler yönünden de mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiği, buna göre 20.04.2005-09.01.2006, 27.03.2006-06.07.2006, 02.04.2007-24.02.2008, 26.05.2008-06.12.2008, 28.07.2011-21.12.2012, 07.04.2013-14.10.2013, 20.12.2013-12.02.2014, 09.08.2014-26.02.20 15... .03.2017-03.03.2018 tarihleri arası dönemlerde de ... hukukunun, 01.01.2011-25.02.2011 tarihleri arasında geçen dönemde ise yapılacak araştırma neticesinde tespit edilecek olan mutad işyeri hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda davacının 01.01.2011-25.02.2011 döneminde çalıştığı yerin Libya olduğunun tespit edildiği, Libya hukukuna ve ... Federasyonu hukukuna göre zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu ve dava ve ıslah tarih itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin talebi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2025 tarihli ek kararı ile; asıl kararın vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin hükmüne yönelik itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle hükmün belirtilen yönlerden düzeltilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili asıl karara yönelik temyiz dilekçesinde;
a. Davalı tarafın cevap ve ıslaha karşı dilekçesinde dava konusu işçilik alacaklarına 5 ve 10 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini öne sürerek itirazda bulunduğundan bu kapsamda tarafları lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu,
b. Dava konusu uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
c. ... Federasyonu ve Libya hukukunda zamanaşımı sürelerinin yeniden başlatılmasına ilişkin hâkime takdir yetkisi verildiğinden sürelerin yeniden başlatılması gerektiğini,
d. Davalı işverenin işbu uyuşmazlığın Türk hukuku hükümleri uygulanarak çözüme kavuşturulması noktasında seçimlik hakkını kullandığını,
e. Taraflarınca yapılan yargılama giderlerinin ve arabuluculuk ücretinin davalı Şirkete yükletilmesi gerektiğini,
f. Davalı lehine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili ek karara yönelik temyiz dilekçesinde;
a. Mahkemece ek karar ile; hükmün esasının değiştirildiğini, kararın taraflar lehine doğurduğu hukuki sonuçların tamamen tersine çevrildiğini,
b. Ek karar yoluyla hükmün sonuç kısmının değiştirilemeyeceğini,
c. Sürpriz karar yasağı kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı, vekâlet ücreti ile yargılama giderine ve ek karara ilişkindir.
1.Davalı vekilinin ek karara yönelik temyizi bakımından; taraflar arasında öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, İlk Derece Mahkemesince 24.12.2025 tarihli ek karar ile hükümde yapılan değişikliğin usule uygun olup olmadığı noktasındadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Hükmün tashihi" başlıklı 304/1 hükmü şöyledir:
"Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir."
6100 sayılı Kanun'un "Hükmün tavzihi" başlıklı 305. maddesi ise şöyledir:
"(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez."
Taraflar aleyhine yükümlülük tutarlarının değiştirilecek şekilde hüküm sonucunun hükmün tashihi yoluyla değiştirilmesi mümkün olmayıp, yapılan değişikliğin açık bir hesap hatasından kaynaklı maddi bir hata niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, tashih ile hüküm fıkrası değiştirilemez. 6100 sayılı Kanun'un 305/2 hükmü uyarınca, hüküm fıkrasının tavzih ile de değiştirilmesi mümkün değildir. Yapılan işlem, 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi kapsamında da değerlendirilemez. Buna göre vekâlet ücreti ve yargılama giderinin düzeltilmesine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 24.12.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir.
2. İlk Derece Mahkemesinin asıl kararına yönelik temyize gelince; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta dava tarihinin 07.02.2020 olması ve yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 297/2 hükmü uyarınca hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması da hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Ek Karar Yönünden
İlk Derece Mahkemesince verilen 24.12.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
Ek karar yönünden alınan temyiz harçlarının istek hâlinde davalıya iadesine,
B. Asıl Karar Yönünden
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesinin asıl kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "zaman aşımı nedeniyle" ifadesinin hükümden çıkartılması,
Hüküm fıkrasının (5) ve (7) numaralı bentleri hükümden tamamen çıkartılarak, yerlerine;
"5-Davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,"
"7-Davalı tarafından yapılan 7.200,00 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.