MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1025 E., 2025/703 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/720 E., 2022/62 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2025 tarihli ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.03.2005 tarihinden itibaren davalı Şirket nezdinde şoför olarak çalıştığını, 14.10.2015 tarihinde davalı Şirket müdürü tarafından verilen talimat ile denizyolu ile gönderilen tekstil malzemesi yüklü Şirket tırının Suudi Arabistan’ın ... şehrinin limanından alınarak nakliye adresine ulaştırmasının istendiğini, bunun üzerine davacının havayolu ile Mısır’a oradan da Suudi Arabistan’a geçtiğini ve limana gelen gemiden 21.10.2015 tarihinde Şirketin tırını alarak ... ... girdiğini ancak ... .... yapılan arama neticesinde araç içinde bulunan yükler içerisinde 74.000 adet uyarıcı amfetamin hapın bulunduğunun tespit edilmesi üzerine Suudi Arabistan adli makamları tarafından 21.10.2015 tarihinde tutuklanarak cezaevine gönderildiğini, söz konusu Ülkede yapılan yargılama sonucunda beraat eden davacının ancak 17.04.2019 tarihinde Türkiye'ye dönebildiğini, bu süreçte davacı işçinin hizmet ilişkisinden ... ücret alacaklarının ödenmemesi sebebiyle 06.09.2019 tarihli noterden gönderdiği ihtarname ile iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini, davacıya çalıştığı dönemde yurt dışı seferlerinde asgari ücrete ilave sefer başı 800,00 Amerikan doları (USD) ücret ve günlük 15,00 USD yemek masrafı ödendiğini, yurt içinde ise asgari ücret ve 30,00 TL günlük yemek masrafı ödemesi yapıldığını, davacıya tutuklanmasından itibaren hiçbir ödeme yapılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, aylık ücret, yıllık ücretli izin alacakları ve davalı Şirket tarafından yüklenen araç içerisinde çıkan uyuşturucu madde sebebiyle yabancı bir ülkede 3,5 yıl ailesinden ayrı kalıp hapiste tutularak idam cezası ile yargılanması sebebiyle yaşadığı sıkıntılardan ötürü 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 01.03.2005 tarihinden 06.09.2019 tarihine kadar davalı Şirket nezdinde kesintili şekilde şoför olarak çalıştığını, 21.10.20 15... .09.2019 tarihleri arası dönemde ise iş sözleşmesinin askıda devam ettiğini, bu aralıkta fiilî çalışmasının bulunmadığını, davacının 17.04.2019 tarihinde Türkiye’ye dönmesine karşın iş sözleşmesini yaklaşık 5 ay sonra feshettiğini, davacının iş sözleşmesinin askıda olduğu dönemde iş görme borcunu yerine getirmediğini, bu nedenle bu dönemde işveren tarafından ücret ödenme yükümlülüğünün olmadığını, davacının yaşamış olduğu adli olayda davalı işveren Firmanın sorumluluğunun bulunmadığını, davalı tarafından davacının kişilik haklarının zedelenmesine neden olacak bir eylemde bulunulmadığını, davacıya karşı hiçbir haksız fiil gerçekleştirilmediğini, aksine tamamen iyiniyetle davacının iş sözleşmesinin tutukluluk süresince feshedilmeyerek uzun bir süre çalışmamış olmasına rağmen işe dönmesinin beklendiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, iş sözleşmesini davacının kendisinin haksız bir şekilde sonlandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverence, davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebeple sonlandırıldığına dair dosyaya somut bir delil sunulmadığı, davacının 14 yıllık kıdemi karşılığı 250 gün izne hak kazandığı, dosyada yıllık ücretli izin kullandığına ilişkin delil bulunmadığı, davacıya tutukluluk sonrası ücret alacaklarının ödendiğine dair ödeme belgelerinin sunulmadığı, 21.10.20 15... .09.2019 tarihleri arası dönemde ödenmesi gereken bakiye 89.398,38TL ücret alacağının bulunduğunun tespit edildiği, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının tutukluğuna dayanak olan sürücüsü olduğu araçta uyuşturucu madde bulunması ve uyuşturucu madde ticareti ile ilgili olayla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, bu olaydan dolayı psikolojisinin bozulduğu ve davalı işverenlerden manevi tazminat talep etme hakkının da bulunduğu gerekçeleriyle brüt 36.030,80 TL kıdem tazminatı, brüt 21.320,00 TL yıllık ücretli izin, brüt 89.398,38 aylık ücret alacağı ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2025 tarihli asıl kararı ile; dava dilekçesinde gemi ile Suudi Arabistan'a gönderilen davalı Şirkete ait tırın davacı tarafından karşılandığı ve gümrüğe götürüldüğü, davacının aracı sevk ve idare ettiği, araçta yapılan aramada 74.000 adet uyarıcı amfetamin hapın bulunması sebebiyle Suudi Arabistan makamları tarafından 21.10.2015 tarihinde tutuklanan davacının bu Ülkede yapılan ceza yargılaması neticesinde suçunun kanıtlanamaması sebebiyle beraatine karar verilerek serbest bırakıldığı, davacının 17.04.2019 tarihinde Türkiye'ye geri döndükten sonra tanık beyanları ve ... Kurumu (...) hizmet cetveli kayıtlarına göre davalı Şirkette çalışmaya devam ettiği, davacının Suudi Arabistan'da gözaltına alındığı ve tutuklu kaldığı süre içerisinde çalışamadığı dönem için ücret talep hakkının olmadığı, ancak 17.04.2019 tarihinde Türkiye'ye döndükten sonra davalı işyerinde çalıştığı dönem bakımından ücrete hak kazandığı hâlde alacaklarının ödendiğine dair delil bulunmadığı; bu sebeple İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen kıdem tazminatı ve ücret alacağının yerinde olduğu, yine ispat yükü üzerinde olan davalı işveren tarafından davacının yıllık ücretli izninin kullandırdığı ya da fesihte ücretinin ödendiğinin ispatlanamadığı, manevi tazminat talebi bakımından ise davacı tarafından dava şartı arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığının anlaşılmış olmasına göre bu alacak talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak manevi tazminat talebi reddedilmek suretiyle brüt 36.030,80 TL kıdem tazminatı, brüt 21.320,00 TL yıllık ücretli izin ve brüt 89.398,38 aylık ücret alacağı bakımından davanın kısmen kabulüne, kararın miktar itibari ile kesin olduğu belirtilmek suretiyle hükmedilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2025 tarihli ek kararı ile; davalı vekilinin 16.05.2025 tarihli dilekçesi ile asıl kararda "İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması sebebiyle çalışamadığı süre için ücret talep hakkının olmadığı, ancak 17/04/2019 tarihinde Türkiye'ye döndükten sonra, davalı tanık beyanı ve ... kayıtlarına göre davacının davalı işyerinde çalıştığı kabul edilerek yerel mahkeme tarafından hükmedilen kıdem tazminatı ve ücret alacağı yerinde olduğu, davalı vekilinin kıdem ve ücret alacağına ilişkin, davacı vekilinin ise ücretin miktarına ilişkin istinafının yerinde olmadığı kabul edilmiştir." denilmesine karşın, dosya kapsamında tutukluluk tarihi ile iş sözleşmesinin fesih tarihleri arası geçen tüm dönem bakımından ücret alacağı hesaplaması yapılan bilirkişi raporundaki tutar üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesi ile yapılan karar düzeltme talebinin incelenmesi neticesinde, bu durumun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 304. maddesi gereğince tashihinin gerektiği kanaatine varıldığı belirtilerek yeniden kurulan hüküm ile davacının ücret alacağının, 17.04.2019 olan Türkiye’ye dönüş tarihi ile 06.09.2019 olan iş sözleşmesinin fesih tarihi arasındaki dönem bakımından brüt 13.303,68 TL olarak değiştirilmesi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili ek karara ilişkin temyiz dilekçesinde;
1. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 08.05.2025 tarihli asıl kararda ücret alacağı bakımından gerekçe kısmında yapılan açıklamadan farklı olarak sehven çelişkili hüküm kurulduğu, bunun 6100 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereğince tashihinin gerektiği gerekçesiyle önceki hükmün düzeltilmiş olmasının hukuka aykırı bulunduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2025 tarihinde verilen asıl kararının kesin olarak verilmiş olduğunu, ayrıca Kanun gereğince hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar, borçlar ve yükümlülüklerin tavzih yoluyla sınırlandırılıp değiştirilemeyeceğini,
2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tavzihe veya düzeltmeye konu olamayacak bir konuda 08.05.2025 tarihli asıl karardan 5 ay sonra yeniden hüküm kurulmak suretiyle açıkça usul ve kanunlara aykırı hareket etmiş olunduğunu, ek kararda davacı aleyhine değişen tüm hususlara itiraz ettiklerini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kesin olarak verilen asıl kararda yer alan hak ve yükümlülüklerin hükmün tavzihi veya tashihi yolu ile değiştirilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir.
1. 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün tashihi" kenar başlıklı 304. maddesi şöyledir:
"Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, Mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.
Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir."
6100 sayılı Kanun'un "Hükmün tavzihi" kenar başlıklı 305. maddesi ise şu şekildedir:
"Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez."
Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesince 08.05.2025 tarihli asıl karar ile; yurt içi ve yurt dışı taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren davalı işyerinde tır şoförü olarak çalışan davacının, gemi ile Suudi Arabistan'a gönderilen davalı Şirkete ait tırı limanda karşılayarak, sevk ve idare etmek suretiyle ... ... götürdüğü, ... araçta yapılan aramada 74.000 bin adet uyarıcı amfetamin hapın bulunması üzerine Suudi Arabistan makamları tarafından davacının gözaltına alındığı ve akabinde tutuklandığı, 21.10.2015 tarihinde tutuklanan davacının bu Ülkede yargılaması neticesinde isnat edilen uyuşturucu kaçakçılığı suçunu işlediğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, 17.04.2019 tarihinde Türkiye'ye döndüğü, davalı tanığı ...'nın, davacının Türkiye'ye döndükten sonra davalı işyerinde bir ay kadar çalıştığı yönünde beyanda bulunduğu ve ... hizmet döküm cetveli kayıtlarında davacının 2019/4 ve 5. aylarında 30 gün, 2019/7. ayında 24... /8. ayında 30 gün ve 2019/9. ayında 10 gün üzerinden hizmet süresinin bildirildiğinin görüldüğü, davacının Suudi Arabistan'da tutuklu kaldığı süre içerisinde ise çalışmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 40. maddesinde, işçinin 4857 sayılı Kanun'un 25/IV hükmü kapsamında çalışamadığı süre için ücret ödenmesine dair bir kurala yer verilmediğinden işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması sebebiyle çalışamadığı süre için ücret talep hakkının olmadığı, ancak 17.04.2019 tarihinde Türkiye'ye döndükten sonra, davalı tanık beyanı ve ... kayıtlarına göre davacının davalı işyerinde çalıştığı kabul edilerek Mahkeme tarafından hükmedilen kıdem tazminatı ve ücret alacağının yerinde olduğu, davalı vekilinin kıdem tazminatı ve ücret alacağına ilişkin, davacı vekilinin ise ücretin miktarına ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacının manevi tazminat talebinin 03.10.2019 tarihli arabuluculuk anlaşamama son tutanağında bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminat talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak manevi tazminat talebi usulden reddedilmek suretiyle kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve aylık ücret alacakları bakımından aynı tutarlara hükmedilmek ve miktar itibarıyla kararın kesin olduğu belirtilmek suretiyle yeniden hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, 08.05.2025 tarihinde kesin olduğu belirtilerek, verilen karara 16.06.2025 tarihinde kesinleşme şerhi düzenlenmiştir.
Davalı vekilinin 16.06.2025 tarihli tavzih talebi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2025 tarihli ek kararı ile; asıl kararda davacı işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması sebebiyle çalışamadığı süre için ücret talep hakkının olmadığı belirtilmesine karşın, dosya kapsamında tutukluluk tarihi ile iş sözleşmesinin fesih tarihleri arası geçen tüm dönem bakımından ücret alacağı hesaplaması yapılan bilirkişi raporundaki tutar üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesi ile yapılan karar düzeltme talebinin incelenmesi neticesinde, bu hususun 6100 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereğince tashihinin gerektiği kanaatine varıldığı belirtilerek yeniden kurulan hüküm ile davacının ücret alacağı 17.04.2019 olan Türkiye’ye dönüş tarihi ile 06.09.2019 olan iş sözleşmesinin fesih tarihi arasındaki dönem bakımından 13.303,68 TL brüt olarak belirlenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2025 tarihli ek karar (tashih kararı) adı altında yaptığı düzeltme, 08.05.2025 tarihli kesin olarak verilmiş olan asıl karar ile davalıya yüklenen borçların değiştirilmesi niteliğinden olduğundan 6100 sayılı Kanun'un 305/2 hükmüne açıkça aykırıdır.
Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2025 tarihli ek kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.