MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2197 E., 2025/1763 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Şirketler bünyesinde 12.03.2013-17.09.2016 tarihleri arasında Türkmenistan’da makineci olarak yol yapım ve asfaltlama iş sözleşmesi ile çalıştığını, en son ücretinin net 2.200,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ve ihbar tazminatı ödenmediğini, davacının 07.00-21.00/22.00 saatleri arasında çalıştığını, kimi dönemde de uzun süre gece vardiyasında 19.00-07.00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını, kıdem tazminatının tam ve eksiksiz ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ücretinin sözleşme uyarınca 1.167,00 USD olduğunu, davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini, davacının 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, davacının yaptığı fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil günleri ve hafta tatili çalışmalarının kendisine ödendiğini, davacıya 570,27 USD sehven yıllık ücretli izin ödendiğini, hesaplamalardan mahsup edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 26. İş Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli tarihli kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda, davacı iddiaları ile uyumlu tanık beyanı doğrultusunda davacının ücret iddiasının doğrulandığını, bilirkişi raporunun ilk seçeneğinde belirtildiği şekilde davacının aylık 2.200,00 USD ücret aldığı, davalı işverence davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli kararı ile; kısmi dava olarak açılan davada Dairelerince verilen ilk karar sonrası bilirkişi tarafından ıslaha yönelik zamanaşımı def'i yönünden yapılan hesaplamanın denetime elverişli olmadığı, dava dilekçesinde davacı tarafından alacakların TL olarak talep edildiği, bilirkişi tarafından fesih tarihindeki kurdan dönüştürülmek üzere alacaklarının hesaplanması gerekirken, doğrudan USD üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacakları bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı kabul edilerek karar verilmesi gerekirken sözü edilen alacak kalemleri bakımından davanın kısmi dava olarak açıldığının kabul edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Her ne kadar dava dilekçesinde para miktarları TL cinsinden talep edilmişse de sonradan alınan bilirkişi raporu üzerine bu hususta sehven hataya düştüklerinden alacakları USD olarak talep ettiklerini,
b. Hakkaniyet indirimi yapılmaması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davanın kısmi dava olarak açıldığını, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inin dikkate alınması gerektiğini,
b. USD olarak talep edilen alacakların TL'ye çevrilemeyeceğinden ıslahın yapılmamış sayılması gerektiğini,
c. Ücret miktarının hatalı tespit edildiğini,
d. Davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği içinde olan tanıklar olduğunu, beyanlarının esas alınmaması gerektiğini,
e. Somut uyuşmazlığa Türkmenistan hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davacının aylık ücret miktarı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil alacaklarının ispatı ve hesaplanması noktalarındadır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.