MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1951 E., 2025/1835 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/522 E., 2025/306 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan .. AŞ (Şirket) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde işçi olarak çalışırken iş sözleşmesinin, Disiplin Kurulunun 09.11.2021 tarihli kararı ile 10.11.2021 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, fesih bildiriminde belirtilen işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması şeklinde hiçbir davranışının bulunmadığını, feshin sebebi dikkate alındığında davacının kişilik haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin haksız bir sicile maruz bırakıldığını, nitekim ... Kurumu (SGK) kayıtlarında geçen bu husus sebebiyle davacının yeni iş görüşmelerinde hep olumsuz sonuç aldığını, iş bulamamak sebebiyle gelir elde edemediğini, Kurumdan işsizlik ödeneği de alamadığını ileri sürerek iş sözleşmesinin haksız feshedildiğinin tespiti ile çıkış kodunun düzeltilmesine, iş sözleşmesinin haksız feshi ve gösterilen fesih sebebinin gerçeğe aykırı olması ve davacının kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının, işyerinde çalışan iş arkadaşları ile işe başladıkları tarihten itibaren uyumsuz davranışları bulunduğunu, görevlerini gereği gibi yerine getirmediğini, bu nedenle defalarca şifahi olarak uyarıldığını, ancak uygunsuz davranışlarına devam ettiğini, davacı ve diğer iki çalışma arkadaşının çalışma saatlerinde cami temizliği esnasında iş etiğine uygun olmayan davranışlar sergilediğini, bağlı bulunduğu Müdürlüğe bu konu hakkında kendileri ile ilgili şikâyette bulunulduğunu, akabinde 03.11.2021 tarihinde davacı ve diğer çalışma arkadaşlarının yazılı olarak savunmalarının alındığını, davacının savunmasının alınması sonrasında 04-05-06-08-09 -10.11.2021 tarihlerinde bilgi vermeden işe gelmediğini, hakkında tutanak tutulduğunu, iş sözleşmesinin davalı Şirket tarafından haklı sebeple feshedildiğini, davacının haksız kazanç elde etme çabasında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili Belediye çalışanı olmadığını, davalı Şirketin çalışanı olduğunu, husumet itirazlarının bulunduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının sokak temizleme işçisi olarak görevlendirildiği, kanser hastalığı nedeniyle yer değişikliğini kabul etmeyince işe gelmediği ve 04-09.11.2021 tarihleri arasındaki devamsızlığını haklı kılacak geçerli bir mazeret ya da sağlık raporu sunmadığı, iş sözleşmesinin bu devamsızlık gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(g) hükmü uyarınca feshedildiğinin tanık beyanlarıyla sabit olduğu; SGK'ya bildirilen 09.11.2021 tarihli işten çıkış bildirgesinde kullanılan Kod (46)'nın fesih sebebiyle bağdaşmadığı ve bu durumun davacının ilerideki iş başvurularında aleyhine sonuç doğurabileceğinden işten çıkış kodunun Kod (48) olarak düzeltilmesi gerektiği; davalı Belediyenin iş ilişkisinde sözleşmenin tarafı olmadığı ve işten çıkarma kararında herhangi bir yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, kişilik haklarına yönelik bir saldırı bulunmadığından manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı Şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının iş sözleşmesinin yalnızca devamsızlık nedeniyle değil, işverenin güvenini kötüye kullanması ve doğruluk ile bağlılığa aykırı davranışları da gözetilerek Disiplin Kurulu kararıyla haklı nedenle feshedildiğini, tanıkların davacının iş arkadaşlarıyla yaşadığı anlaşmazlıkları, işyerinde huzursuzluk yarattığını, yapılan ikazlara uymadığını ve göreve gelmeyerek iş disiplinini hiçe saydığını doğruladığını,
2. Davacının devamsızlığının fesih gerekçesi olarak kabul edildiğini; ancak bu devamsızlığın, işverence disiplin sürecinin tamamlayıcı ve sonuç doğuran bir unsuru olarak değerlendirildiğinin gözetilmediğini, davacının işyeri huzurunu bozan eylemleri ile uyarılara rağmen göreve gelmemesi birlikte ele alındığında feshin hem geçerli hem de haklı olduğunu,
3. SGK çıkış kodlarının idari nitelik taşıdığını ve fesih sebebine göre belirlenen kodlar olduğunu, Kod (46)'nın işçinin güveni kötüye kullanması ve sadakatsiz davranışları gibi ağır ihlalleri kapsadığını, davalının yaşanan olayların ağırlığını değerlendirerek bu kodu bildirdiğini ve bu konudaki takdir yetkisinin kısıtlanamayacağını, söz konusu kodun yalnızca SGK kaydına yansıdığından doğrudan kişilik hakkına saldırı niteliği taşımadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, işten çıkış kodunun düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Şirket vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.