MAHKEMESİ : Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/3059 E., 2025/2100 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/333 E., 2025/195 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... (Bakanlık) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014 Mayıs ayından itibaren asıl işveren olan davalı Bakanlığa bağlı olarak değişen alt işveren Şirketler nezdinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile ALO ... Projesinde çalışmakta iken 30.06.2024 tarihinde haklı neden olmaksızın sona erdirildiğini, ancak iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı tazminat ve alacakların kendisine ödenmediğini ileri sürerek davacının çalışmış olduğu döneme ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının, davalı İdarenin hizmet alım ihalesi sonucunda sözleşme yapılan firmaların işçisi olduğunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun (4734 sayılı Kanun) 62/1-(e) hükmünde “...Danışmanlık hizmetleri, hastane bilgi yönetim sistemi hizmetleri ve çağrı merkezi hizmetlerine ilişkin alımlar personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı olarak kabul edilemez.” düzenlemesinin bulunduğunu, bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere çağrı merkezi hizmet alımının personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında olmadığını, dolayısıyla davacıya ilişkin tüm kayıt ve belgelerin işçisi olarak çalıştığı şirketlerde bulunduğunu, davaya konu alacağın davacı ile işçisi olduğu Şirket arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklandığını, İdarenin davaya konu iş sözleşmesinde taraf olmaması nedeniyle sorumluluğunun da bulunmadığını, çalışılan işyerinin Bakanlığa ait olmadığını, hizmet alımı yapılan şirketlerin bu binaları üçüncü kişilerden kiralama yöntemiyle kullandıklarını, davalı İdarenin bu işyerleri ile herhangi bir bağlantısının söz konusu olmadığını, İdare ile dava dışı şirketler arasında istisna sözleşmesinin yapılmış olduğunu, dolayısıyla davanın davacının yanında çalıştığı firmalara yöneltilmesi gerektiğini, davalı İdare bakımından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, hizmet alım sözleşmesinde İdareye tanınan kontrol ve denetim yetkisinin de projenin gereği gibi uygulanıp uygulanmadığını denetlemek amacına yönelik olduğunu ve bunun söz konusu hukuki durumun sonucunu değiştirmeyeceğini, davacının fazla çalışma yapmış olmasının mümkün olmadığını, kamu kurumlarında çalışma saatlerinin belirli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 27.05.20 14... .06.2024 tarihleri arasında Bakanlık ile alt işverenler arasında dosyaya sunulu hizmet alım sözleşmeleri kapsamında “ALO ... Bırakma Danışma Hattında” çalıştığı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2/7 hükmü kapsamında davalı Bakanlık ile hizmet alımı yapılan şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının son olarak ..., ... Elektronik Sistemleri AŞ ve ... iş ortaklığı nezdinde çalışmış olduğu, davacı işçinin tüm hizmet süresine ilişkin işçilik alacaklarından asıl işveren davalı Bakanlık ile son alt işveren olan diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, işveren tarafından iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği, davacının bu fesih nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sigara bıraktırma danışma hattı kurulması ve vatandaşlara bu konuda hizmet sunulmasının Bakanlığın görevi kapsamındaki işlerinden biri olduğunun tartışmasız olduğu, dosya kapsamından bu işin davalı Bakanlığın gözetiminde yüklenici firmalar tarafından yürütüldüğünün anlaşıldığı, öte yandan 4734 sayılı Kanun'un 62. maddesinde çağrı merkezi hizmetlerine ilişkin alımların personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı olarak kabul edilmeyeceğine ilişkin düzenlemenin, asıl işveren alt işveren ilişkisini tanımlayan 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmünü ortadan kaldıran bir niteliği bulunmadığı, davalı Bakanlığın, asıl işveren konumunda olduğu ve davacının iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarından, dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatından alt işveren şirketler ile birlikte müştereken sorumlu olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
1. ... merkezi hizmetlerine ilişkin alımların personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında olmaması nedeniyle davalı Bakanlığın davacının iş sözleşmesinin tarafı olmadığını ve dolayısıyla iş sözleşmesinden kaynaklı tazminat ve alacaklarından sorumluluğunun olmadığını,
2. Davacının davalı İdareden hiçbir şekilde emir ve talimat almadığını, tamamen bağımsız ve kendi binalarında faaliyet yürüten dava dışı şirketler bünyesinde çalışmış olduğunu, davalı İdarenin ve dava dışı şirketlerin gördükleri işlerin birbirinden farklı ve bağımsız işler olduğunun, söz konusu şirketlerin alt işveren değil bağımsız işveren olduklarının, davalı Bakanlık ile aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisinden bahsedilemeyeceğinin gözetilmediğini,
3. Yüklenici şirketler ile yapılan hizmet alım sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin eki şartnamelerde işçi sayısının baz alındığı, çalışan işçilerin isimlerinin belirlenmediği, yüklenicinin belirtilen sayıda işçi ile çağrı merkezi hizmetini sunmayı taahhüt ettiği, bu taahhüdünü yerine getirirken yürürlükte bulunan mevzuata göre işçi alma, çıkarma, işçilerin iş hukukundan ... haklarının ödenmesinde yüklenici Şirketin sorumlu olduğu, İdarenin bu konuda hiçbir sorumluluk taşımadığını,
4. Çalışanların özlük haklarının yüklenici firmalara ait olduğunu, ihaleyi alan firmanın çalıştırdığı işçilerin iş sözleşmelerini kendisinin sona erdirdiğini, Bakanlığın bu hususlarla bir ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle davacının işçilik tazminat ve ücret alacaklarından kaynaklı taleplerinin yüklenici firmalardan talep edilebileceğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıp kazanamadığı ve sözü edilen alacaklardan davalı Bakanlığın sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.