MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/2182 E., 2025/2542 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/61 E., 2025/271 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının işyerinde 20.03.2007 tarihinde çalışmaya başlayan müvekkilinin 17.07.2018 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-(e) hükmüne istinaden çalışmaları karşılığı hak ettiği fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ile yıllık izin ücretinin ödenmemesi nedeni ile ihtarname ile iş sözleşmesini feshettiğini, müvekkilinin aylık ücretinin net 1.990,00 TL olduğunu, davacının davalıya ait işyerinde geçen çalışmalarının başlangıçta rampacı, daha sonra da depocu ve forklift operatörü olarak haftanın 6 günü 08.30-20.00 saatleri arasında çalıştığını, ulusal ... ve genel tatil günlerinde ve iş yoğunluğunda hafta tatillerinde de çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet, hukuki yarar yokluğu ve zamanaşımı ilk itirazında bulunduklarını, davacının fesih gerekçelerinin haksız ve yersiz olduğunu, davacının yaptığı fazla çalışmalar ve çalıştığı hafta tatili ve genel tatil günlerine ilişkin ücretleri ödendiğinden bu hususların fesih nedeni olamayacağını, davacının müvekkili Şirket nezdine işyeri kayıtlarında yer alan görev ve ücretle ... Kurumu’na (SGK) bildirilen süreler içinde çalıştığını, işyeri ve SGK kayıtlarına aykırı iddiaları kabul etmediklerini, davacının müvekkili Şirket nezdinde depo hamalı görevlisi olarak en son aylık brüt 2.776,50 TL ücretle çalıştığını, davacı ile imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 13. Özel Şartlar Başlığında “s” bendi ile “…işçi ücret hesap pusulasını imzaladıktan sonra gerek ücret, gerekse fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil çalışması yıllık ücretli izin gibi ek tahakkuklara (varsa) bir hafta içinde yazılı olarak itiraz etmez ise, daha sonra fazlaya ilişkin olarak herhangi bir talepte bulunamaz itiraz edemez…” hükmü kararlaştırıldığını, davacının müvekkili Şirket nezdinde çalıştığı süre boyunca yaptığı fazla çalışmaların ve çalıştığı genel tatil ve hafta tatili günü ücretlerinin karşılıklarını ihtirazi kayıtsız imzalanan ücret bordroları ile aldığını, davacının fesih gerekçeleri ve nedenleri haklı olmayıp davanın reddinin gerektiğini, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen Çalışma ve ... Bakanlığı İş Müfettişleri tarafından müvekkili Şirket nezdinde yapılan teftiş ve işlemlerin iptali için yasal süresi içinde İzmir 6. İş Mahkemesinin 2017/532 Esas sayılı dosyasından dava açılmış olup, bu dava dosyasının sonucunun da bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli kararı ile; bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli kararıyla Mahkeme kararının bilirkişi raporunun tekrarı mahiyetinde olup gerekçeden yoksun olduğu ayrıca müfettiş raporunun iptaline ilişkin İzmir 6. İş Mahkemesinin 2017/532 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılarak neticelendiğinde tüm dosya delilleri birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemeye iadesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ek rapor aldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçi tarafından ödenmeyen ücretleri sebebiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, yıllık izinlerin kullandırıldığı ya da karşılığı ücretlerinin ödendiği hususunun imzalı izin defteri veya eş değer bir belge ile işveren tarafından ispatlanması gerektiği, davalı işveren tarafından yasal ispat yükünün yerine getirilerek ispatlanamadığı, karşılığı ücretlerin ödendiği davalı işverence ispatlanamayan fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili çalışmalarının gerçekleştirildiğinin davacı işçi tarafından usulüne uygun şekilde ispatlandığı, delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı ve kamu düzenine aykırı bir husus da tespit edilemediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının işlerin yoğun olduğu dönemde yaptığı fazla çalışmalarının, genel tatil ve hafta tatili çalışmalarının karşılığının da bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödendiğini,
2. Kullandığı yıllık izinlerin ücret bordrolarında tahakkuk ettirildiğini ve davacıya ödendiğini yıllık izin ücreti alacağının bulunmadığını,
3. Müfettiş raporunun iptal edildiğini, davacının haklı fesih nedeninin bulunmadığını kıdem tazminatı talebinin de reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin feshi, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (Mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 188.) 114. maddesinde, “Hâkimin re’sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar” deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının Mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir. (Prof. Dr. Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001 Bası, Cilt 2, s.1343, Prof. Dr. Saim Üstündağ; Medeni Yargılama Hukuku Cilt 1-II-İst. 1997 s. 28... ). Bu noktada, dava hakkının bir anlamda dava şartı olduğu da dikkate alınmalıdır. Dava hakkının varlığı ya da yokluğunun incelenmesi, doğrudan hâkime verilmiş ödevlerden olması karşısında, Yüksek Özel Dairece, önceden ileri sürülmemiş olsa bile temyiz aşamasında dava şartının var olup olmadığını kendiliğinden gözetmesinde bir usuli engel bulunmamaktadır. Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davalı, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir.
Diğer bir anlatımla yargılama aşamasında, borcu itfa eden belge değerlendirilmeye alınmalıdır. Gerçekten de, yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine, delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin (HMK 140, mülga HUMK. Md. 202) kabulü zorunludur(HGK Kararı: 27.02.2012 gün ve 2012/9-842 E, 2013/291 K).
Somut uyuşmazlıkta Mahkemece işverence kullanılan yıllık izin günleri gösterilmeksizin ve kullanılan yıllık izin gün sayıları belirtilerek sunulmuş yıllık izin defterine itibar edilmemesi yerinde ise de son bordroda davacıya 2.442,62 TL yıllık izin tahakkuk ettirildiği ve son bordrodaki tutarın banka aracılığıyla davacıya ödendiği görülmektedir. Ödemenin mahsubu gerekirken dikkate alınmaması isabetsiz olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Somut olayda davacı işçi kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınması istemiyle işbu davayı açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle kararın ortadan kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince ortadan kaldırma ve gönderme kararından sonra bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Davalı işveren ek bilirkişi raporuna karşı daha önce sunmadığı yıllık izin belgelerini dosyaya sunmuştur. İlk Derece Mahkemesi süresinde sunulmayan bu belgeler dikkate alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı işveren vekili tarafından ikinci kez istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Dairemizce sonradan sunulan yıllık izin belgelerinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Dava işçi tarafından işveren aleyhine iş sözleşmesinden doğan alacaklarının tahsili istemiyle açılmış olup, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabidir. Aynı Kanun’un 9.maddesinde bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
6100 sayılı Kanun'un “Delillerin ikamesi” başlığını taşıyan 318. maddesine göre basit yargılama usulüne tabi davalarda “Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır”. Diğer yandan, 6100 sayılı Kanun’un basit yargılama usulünde de uygulama alanı bulduğu 145. maddesine göre “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir”.
Somut olayda davalı işveren elinde bulunan yıllık ücretli belgelerini İlk Derece Mahkemesi kararının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ortadan kaldırılıp dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinden sonra alınan ek bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesiyle birlikte sunulmuştur. Davalı işverence elindeki delillerin süresinden sonra sunulması ile ilgili olarak hâkimin izin vermesini gerektirecek geçerli bir nedenin varlığı ileri sürülmemiştir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler karşısında, süresinden sonra sunulan yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığına ilişkin belgelerin uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması mümkün değildir.
Davalı tarafın elinde bulundurduğu ve süresinde sunmadığı delillerin dikkate alınması mümkün olmadığından, kararın onanması gerektiği kanaâti ile, Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.