MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1825 E., 2025/2134 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/391 E., 2025/193 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuş; istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 12.07.2013 tarihinden beri davalı Belediyenin .. Müdürlüğünde çalışırken 31.03.2018 tarihinde müvekkilinin işine son verildiğini, davalı ... ile alt işveren Şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, davacının sendika üyesi olduğunu ve davalı işverenin toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerektiğini ileri sürerek kıdem tazimatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücreti, ilave tediye ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, muvazaa iddialarını kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafça dosyaya bildirilen tüm şirketlere davanın ihbar edildiği, dosyada yeniden yargılama ve hesaplama yapmayı gerektirecek yeni delil bulunmadığı gerekçesiyle aynı şekilde hüküm kurulduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine yönelik ispat külfetinin yerine getirilmediği, Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, dosyada ücret, ikramiye ve gece zammı ücretinin ödendiğine ilişkin bilgi ve belgenin olmadığı, davalının ihbar olunan Şirketlerden hizmet aldığı, yapılan işin mahiyeti gereği davalı ve ihbar olunan Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu ve davalının sorumlu olduğu, fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışıldığının tanık beyanları ile ispatlandığı, yıllık izinlerin kullandırıldığına dair izin defteri veya yazılı belge sunulmadığı, hüküm altına alınan alacakların zamanaşımına uğramadığı, faiz türünde hata olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Zamanaşımının hatalı yorumlandığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,
b. İhale sözleşmelerinin niteliğinin yeterince irdelenmediğini,
c. Muvazaa olgusu bulunmadığından davacının asıl işveren toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağını,
d. Hesaplamalara esas alınan ücretin ve hizmet süresinin hatalı belirlendiğini,
e. Fazla çalışma ve genel tatil alacağı hesaplamalarının hatalı olduğunu,
f. Davacının kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretine hak kazanmadığını,
g. Husumet itirazlarının dikkate alınmadığını,
h. Faiz türü ve başlangıç tarihlerini hatalı tespit edildiğini ileri sürmüştür.
2. Davacı vekilinin temyiz dilekçesi reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davanın türü, husumet, hizmet süresi, ücretin tespiti ve dava konusu alacakların hesaplanması, davacının talebinin aşılıp aşılmadığı, zamanaşımı ve faize ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un, taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 26. maddesine göre "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir."
Somut olayda; davacı dava dilekçesinde, davalı ... ile alt işveren Şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu iddia ederek asıl işverenin taraf olduğu işletme toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerektiğini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının sendika üyesi olduğu gerekçesiyle ihbar olunan ... adına Kamu-İş Sendikası ile Hizmet İş Sendikası arasında 21.06.2018 tarihinde Yüksek Hakem Kurulu Başkanlığı tarafınca bağıtlanan 01.10.2017-04.03.2020 tarihli toplu iş sözleşmesi hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Davacının asıl işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya ilişkin talebine rağmen dava konusu alacakların ihbar olunan alt işveren Şirketin taraf olduğu toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak hesaplanması taleple bağlılık ilkesine aykırı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
B. Davalı Temyizi Yönünden
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.