MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2600 E., 2025/1947 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 50. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/479 E., 2023/240 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette lojistik/ilaç dağıtım elamanı olarak 09.09.2011 tarihinde işe başladığını, 16.10.2021 tarihinde işten çıkarıldığını, eczanelere ilaç dağıtımı yaptığını, işyerinde olduğu zamanlarda ilaç ayrıştırma, irsaliye, yükleme işleri yaptığını, asgari geçim indirimi dâhil 3.200,00 TL ücretle çalıştığını, ücretinin düşük olmasına ses çıkarmadığını, bordroların hileli olduğunu, sanki fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücretleri ödeniyormuş gibi bordrolar düzenlendiğini, o ayın ücretinin ödenmesi için imzanın zorunlu tutulduğunu, bordrolarda görülen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücretlerinin davacının ücreti olduğunu, bordrolarda gösterilen miktarların fazla çalışma olarak kabulü hâlinde ücretin eksik kalacağını davacının itiraz ettiğini, bordrolara ihtirazı kayıt koymak istediğini, yılda iki aylık ücret ikramiyesinin rızası dışında bir aylık ücrete düşürülmesi, salgın döneminde daha yoğun çalışılmasına rağmen 2020 Şubat ayından itibaren ücretlerinin en az altı ay eksik ödenmesine itiraz ettiğini, raporlu olduğu iki günden sonra 16.10.2021 tarihinde Cumartesi işe döndüğünü, taleplerini ısrarla dile getirdiğini, işverence işine son verildiğini, aynı gün artık işe gelmemesinin istendiğini, yazılı fesih yapılmadığı gibi gerçek fesih sebebinin bildirilmediğini, yasal hakların sonra değerlendirileceğinin bildirildiğini, 2016 yılına kadar yılda iki aylık ücret ikramiye, 2017 yılından itibaren ise yılda bir aylık ücret ikramiye verildiğini, 2020 Şubat ayından itibaren ücretleri yıl sonuna kadar eksik ödendiğini, yılda bir defa yazlık/kışlık pantolon, mont, tişört verildiğini, işyerinde servis ve öğle yemeği verildiğini, yemek molasının 20-25 dakika olduğunu, haftada 5 gün 07.00-19.30, cumartesi 07.00-16.30 saatleri arasında çalışıldığını, haftada ortalama 4 gün 22.00-23.00'e kadar çalışıldığını, millî ve dinî bayramlarda ve hafta sonu nöbet usulü çalışıldığını, ayda 1 pazar ve yılda dinî ve millî bayramların yarısında nöbetçi olarak çalıştığını, yazılı muvafakat olmadan kesilen yıllık bir aylık ücret ikramiyenin hüküm altına alınmasını ve işçilik alacaklarının hesabında dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti ile ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, arabuluculuğun usulüne uygun icra edilmediğini, dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, devamsızlık nedeniyle haklı olarak iş sözleşmesinin sonlandırıldığını, bordroların incelenmesi hâlinde tahakkuk tutarlarının sembolik olmayıp değişik miktarlarda olduğunu, banka kanalıyla ödendiğini, ücret bordrolarının
imzalı olması ve ihtirazı kayıt içermemesi hâlinde
aksinin ancak yazılı belge ile ispat edilebileceğini, işyerindeki çalışma saatlerinin mevzuata uygun olarak yapıldığını, davacının 1,5 saat ara dinlenme süresi kullandığını, hafta tatilinde çalışılmadığını, Şubat 2020'den itibaren icra dosyalarından gelen kesintiler nedeniyle 1/4 oranında maaş haczi yapıldığını, işyerinde giysi yardımı yapılmadığını, daha önceden 2 brüt aylık ücret ikramiye ve yakacak yardımı şeklindeki uygulamanın Ocak 2016 döneminden itibaren yıllık 1 brüt aylık ücrete çevrildiğini, 12 aya bölünerek sabit ücretlerin üzerine ilave edildiğini, işletmesel karar kapsamında yapıldığını, davacının zararının olmadığını, yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından sebep gösterilmeden feshedildiğini, davalı işverenin ise devamsızlık nedeniyle davacının iş sözleşmesinin sonlandırıldığını beyan ettikleri, dosya kapsamında dinlenen davalı tanıkları tutanak tanıkları olmakla davacının devamsızlık tutanakları hususunda ve iş sözleşmesinin fesih nedeni hususunda net beyanda bulunmadığı, davacının uzun süreli kıdeme sahip olması, yasal haklarından vazgeçecek şekilde devamsızlık yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, davalı işverenin davacının işten kendi isteği ile ayrıldığını ya da iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ispatlayamaması dikkate alındığında davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, bakiye yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu, davalı işveren tarafından dosyaya işe giriş çıkış ve puantaj kayıtları sunulmamış olup tanık beyanları uyarınca ve tanıkların birlikte çalıştıkları dönem ile sınırlı olmak üzere davacının haftalık 18,5 saat fazla çalışma yaptığı, 10 haftada bir hafta tatilinde çalıştığı, ulusal ... ve genel tatil alacağı yönünden kayıtlarda görünen haricinde çalışıldığının ispat edilmediği, hesaplamanın tanık beyanlarına dayalı olması nedeniyle %30 indirim yapıldığı, ikramiyenin 2 aylık ücret tutarından 1 aylık ücret tutarına indirilmesine davacının muvafakatinin bulunmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda ulusal ... ve genel tatil ücreti talebi reddedilmek ve diğer talepler hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hizmet süresi ve ücret miktarı kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden olmadan feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunduğu yönündeki kabulün dosya kapsamına uygun olduğu, karara esas alınan yıllık ücretli izin hesaplamasında hata bulunmadığı, dosyaya davacının çalışma gün ve saatlerini gösterir yazılı kayıt sunulmadığı, davacının fazla çalışma yaptığı ve bir kısım hafta tatili günlerinde çalıştığı hususunun tanık beyanları ile kanıtlanmış olduğu, sunulan imzasız bordrolardaki tahakkukların mahsup edilerek yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu, dosya kapsamına göre işyerinde uygulanan ikramiye uygulamasının davacının onayı alınmadan kaldırıldığı, bu değişikliğin davacıyı bağlamayacağı kabulü ile davacının ikramiye alacağı bulunduğu yönündeki değerlendirmenin usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini,
2. Banka kayıtlarıyla ödendiği sabit olan bordroların aksinin yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini,
3. Bakiye yıllık ücretli izin alacağının ödendiğini,
4. İkramiye alacağının işletmesel karar ile düşürüldüğünü ve muvafakat alındığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin işverence feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ve ikramiye alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.