MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2040 E., 2025/2215 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/23 E., 2023/191 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili Şirket bünyesinde 10.02.2015-19.11.2018 tarihleri arasında son olarak genel müdür unvanıyla istihdam edildiğini, iş sözleşmesinin hak ve alacaklarının tamamı gereği gibi ödenmek suretiyle 19.11.2018 tarihinde feshedildiğini, davalının internet üzerinden hem yazılı olarak hem de video yayını suretiyle; davacı hakkındaki gizli bilgileri üçüncü kişilere ifşa ederek maddi ve manevi zarara uğrattığını, söz konusu açıklamaların 03.07.2018 tarihli hizmet sözleşmesi ve 16.02.2015 tarihli Personel Gizlilik Taahhüdü ile ilgili mevzuata aykırı olarak gizlilik ve özellikle Sözleşmenin 3(g) maddesinde öngörülen iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra karşılıklı olarak olumsuz açıklamalarda bulunmama yükümlülüklerinin ihlali niteliğinde olduğunu, söz konusu ihlale ilişkin olarak davacının .. .. haber sitesine kendi talebiyle bir röportaj verdiğini, davalının sözleşme ve taahhütname uyarınca davacının gizli bilgilerini ifşa etmemekle ve davacıya ilişkin olumsuz beyanatlar vermemekle yükümlü olduğunu, anılan yükümlülüğünü ihlali hâlinde son altı aylık brüt ücreti tutarında ceza koşulu ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının asılsız açıklamalarının Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatına aykırılık teşkil ettiğini ve bu konuda suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının açıklamalarının nitelikleri gereği tam da davacının haklı menfaatleri sebebiyle Sözleşme ve Taahhütnameler kapsamında yasaklanmış ve ceza koşulunun tahakkukuna bağlanmış beyanatlar olduğunu, bu doğrultuda Sözleşmenin 3(g) maddesinde hesaplanan ceza koşulu tutarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; esasa ilişkin olarak sözleşmede yer alan cezai şartın kanuna, ahlaka aykırı olmaması ve konusunun imkânsız olmaması gerektiğini, cezai şartın hakkın kötüye kullanılmasına neden olduğunu ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na (Anayasa) aykırı olduğunu, cezai şart talep eden tarafın sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın sona erdirmemesi gerektiğini, ancak davalının sözleşmesinin davacı tarafından haksız bir şekilde feshedildiğini, bu sebeple cezai şart talep edilemeyeceğini, müvekkilin davacı Şirkete karşı herhangi bir olumsuz beyanatta bulunmadığını, röportajda, davacı Şirketteki çalışmalarından, sağlamış olduğu başarı ve emeklerinden, bu emekler karşısında işten çıkışı ile ilgili gelişen süreçten bahsedildiğini, davacı Şirketin faaliyet ve itibarına zarar verdiği, şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığı iddiasına ilişkin dosyaya herhangi bir somut delil sunmadığını, iddiaların çarpıtıldığını, cezai şartın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; fesih gerekçesi cezai şartın ihlali olmayıp davalının ihlal ettiği iddia edilen cezai şart koşulunun iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra meydana geldiği, taraflarca imzalanan hizmet sözleşmesinin Karşılıklı Hak ve Hükümlülükler başlığı altında 3/(g) maddesinde "Taraflar, bu sözleşmenin herhangi bir nedenle feshi hâlinde, birbirleri hakkında olumsuz olarak algılanabilecek hiçbir beyanat vermemeyi ve basın açıklaması yapmamayı kabul ve taahhüt ederler. Aksi hâlde, ihlalde bulunan taraf diğer tarafa Genel Müdür'ün en son 6 (altı) aylık brüt maaşı tutarında cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenleme bulunduğu, davacı Şirket tarafından sunulan ekran görüntüsünde de davalı tarafından ... Haber'de Kardemirdeki Gizli Pazarlıklar başlığı altında .. yazdı şeklinde ekran görüntüsü paylaşıldığı, davalının ... Haber isimli internet haber sitesinde davacı işyeri ile ilgili beyan verdiği, davalının hizmet sözleşmesinde yer alan 3(g) maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle %40 indirimle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının genel müdür olarak davacı Şirket nezdinde çalışırken 19.11.2018 tarihinde iş sözleşmesinin davacı Şirket tarafından feshedildiği, davalının hizmet sözleşmesinde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra tarafların karşılıklı olarak olumsuz açıklamalarda bulunmamakla yükümlü olduklarının kararlaştırıldığı, söz konusu ihlal yapıldığında her iki taraf için cezai şart kararlaştırıldığı, cezai şart maddesinin karşılıklılık şartını içerdiği ve geçerli olduğu, davalının iş sözleşmesinin feshinden sonra yazılı ve görsel basında davacı Şirket hakkında şirketin iç ilişkilerini de kapsar şekilde beyanatta bulunduğu ve bu şekilde sözleşme hükmünü ihlal ettiği, bu kapsamda davacı işverene cezai şart ödemesi yapmakla yükümlü olduğu, Mahkemenin bu yöndeki kabulünde hata bulunmadığı, hüküm altına alınan cezai şartta yapılan hakkaniyet indiriminin makul seviyede olduğu, ancak hakkaniyet indirimi nedeniyle davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği sabit olmasına rağmen Mahkemece hatalı değerlendirme ile davalı lehine vekâlet ücreti verilip, yargılama giderinin de kabul ret oranına göre hüküm altına alınmasının isabetsiz olduğundan davacı istinafının haklı olduğu, davalı istinafının ise süresinde olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun süreden reddine, davacının istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozularak ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yapılan takdiri indirim gerekçelerinin gösterilmediğini yapılan indirimin çok fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 103. maddesi gereği adli tatilde görülecek işlerden olmadığını istinaf isteminin süresinde olduğunu,
b. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 447/2 hükmü uyarınca iş sözleşmesinin feshinde kendisine kusur atfedilmeyen işçiye karşı cezai şartın hüküm ifade etmeyeceğini, davalının ... Kurumu çıkış kodunun da (04) olduğu nazara alındığında davalı yönünden cezai şart koşullarının oluşmadığının sabit olduğunu, Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, Anayasa'ya, kanunlara, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olan sözleşme maddelerinin hükümsüz olup, bu madde hükümlerine dayanılarak talep edilen cezai şartın hukuka aykırı olduğunu, cezai şartın bağımsız bir edim olup, bu edimi doğuran hukuki işlemin geçerliliğine tâbi olduğunu, genel ve soyut nitelikteki cezai şartın sözleşemeye koyulamayacağını, cezai şartın tereddüte yer vermeyecek açıklıkta olması gerektiğini, dolayısıyla davalının iş sözleşmesindeki cezai şartın bu yönüyle de geçersiz olduğunu, davalının sözleşme ihlali oluşturacak davacı Şirket hakkında olumsuz olarak algılanabilecek hiçbir beyanının bulunmadığını, bu hususun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığı, taraflar arasında belirlenen cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
1. 6100 sayılı Kanun’un 104. maddesine göre “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.”
Bu düzenleme adli tatile tâbi olan dava ve işler için getirilmiş düzenlemedir. Aynı Kanun’un 103. maddesinde adli tatilde hangi işlerin görüleceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu maddenin birinci fıkrasının “ç” bendinde “Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar”ın adli tatilde görüleceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; dava, davacı Şirkette hizmet sözleşmesi ile çalışan davalının fesihten sonra işveren aleyhinde beyanda bulunmama yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiası ile sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesi istemiyle işverence açılmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 103/(ç) hükmüne göre işçi tarafından işverene karşı açılan ve adli tatilde görülebilecek bir dava olmadığından, 6100 sayılı Kanun'un 104. madde düzenlemesine göre davalının istinaf başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek, davalının istinaf gerekçeleri doğrultusunda esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, davalının istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.