MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2091 E., 2025/2146 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/5 E., 2024/368 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 04.05.2015-10.08.2020 tarihleri arasında iş analisti olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 10.08.2020 tarihinde feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını, fesih sonrasında tarafına yapılan suçlamaların haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil Şirkete ait verilerin indirilmesi ve ortaklık dışına çıkartılması sebebiyle davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, bu olay ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının iddia ve taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının müvekkilinden hiçbir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı işveren nezdinde uygulama programcısı statüsü ile 04.05.2015-10.08.2020 tarihleri arasında giydirilmiş brüt 14.183,00 TL ücret ile çalıştığı, davalı işverence alınan yönetim kurulu kararı kapsamında pandeminin zorlayıcı koşulları sebebiyle davacının ücret değişikliği prosedürünü kabul etmediği takdirde kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek iş sözleşmesinin sona erdirileceğine dair prosedür karşısında davacının 10.08.2020 tarihinde taraflar arasındaki iş ilişkisinin sonlandığına dair işverence istenen usulde iradesini ortaya koyduğu, fesih beyanı bozucu yenilik doğuran bir hak olup taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacının fesih iradesini açıkladığı an sona erdiği, her ne kadar davalı tarafça davacının 09.08.2020 tarihinde güven sarsıcı eylemleri icra ettiğinden bahisle disiplin kurulunun 17.08.2020 tarihinde verdiği kararın genel müdürlük onayından geçerek kesinleşip iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddia edilmiş ise de söz konusu varlığı iddia edilen eylemin davalı işverenlikçe davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra 12.08.2020 tarihinde öğrenildiğinin ileri sürüldüğü ve ayrıca davalı tarafça yapıldığı ileri sürülen feshin tarihinin de 17.08.2020 olduğu, bu itibarla iş sözleşmesinin davacının 10.08.2020 tarihli fesih bildirimi ile sona erdiği, davalı tarafın gönderdiği elektronik posta kapsamında davacının iş sözleşmesini feshetmesi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında belirtildiği gibi davacının iş sözleşmesini işverenin yeni ücret teklifini kabul etmediğini bildirerek 10.08.2020 tarihinde feshetmiş olduğu, işverenin ücret teklifi ile ilgili bilgi yazısında iş sözleşmesinin sonlandırılması hâlinde kıdem ve ihbar tazminatı ödemesinin yapılacağının belirtildiği, bu doğrultuda davacının iş sözleşmesinin ücret konusunda uzlaşılamaması nedeniyle sonlandırıldığı, bu doğrultuda iş sözleşmesinin davacı tarafından işverenin sunduğu prosedüre uygun olarak feshedildiğinin kabulüyle kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğu, davalı tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddia edilmişse de iddia edilen hususların fesih tarihinden sonra gerçekleştiği, ayrıca eylemlere yönelik takipsizlik kararı verilmiş olduğu, fesih sonrası yaşandığı iddia edilen olaylar işverence ispatlanamadığı gibi işçi tarafından yapılan feshi ortadan kaldıran bir durum da teşkil etmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1.Davacının kötüniyetli ve dürüstlük kuralına aykırı davranışları ile müvekkil ortaklığa zarar verme kastı ile hareket ettiğini,
2.Haklı nedenle işçi feshinde ihbar tazminatına hükmedilemeyeceğini,
3.Davacının iş sözleşmesi disiplin kurulu kararı ile haklı nedenle feshedildiğinden haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini,
4.Kıdem tazminatına uygulanan faizin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile faize ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.