MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1605 E., 2025/2113 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/6 E., 2025/133 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı nezdinde 24.02.2021 tarihinden 29.07.2021 tarihine kadar ürün tanıtım elemanı/satış mümessili olarak kesintisiz çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshedildiğini, davalı işverenin gerçeğe aykırı ve hatalı kod bildirmesi sebebiyle davacının maddi ve manevi açıdan zarara uğradığını ileri sürerek davalı Şirket tarafından ... Kurumuna (SGK) 29.07.2021 tarihli kod (46) olarak bildirilen işten ayrılış bildirgesinin iptali ile işten ayrılışının Kod (04) olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işten çıkış bildiriminin davalı Şirket tarafından gerçeğe uygun şekilde yapıldığını, davacının güveni kötüye kullanan hâl ve hareketlerinin mevcut olduğunun araç takip sistemi kayıtları ve Otomatik Geçiş Sistemi hareket bilgileri ile sabit olduğunu, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını ve haklı nedenle feshe kendisinin sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dosyasında dinlenen taraf tanıklarının davacının istifa ederek işten ayrıldığını beyan ettikleri, davacının isticvapla alınan beyanında da istifa ederek işten ayrıldığını beyan ettiği, davacının davalıya ait işyerinden istifa ederek ayrıldığı, davacının dava dilekçesinde (46) kodun (04) olarak düzeltilmesini talep ettiği, Mahkemenin talep dışında karar veremeyeceği, İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına uygun olduğu belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında davalı işverenlikçe davacı işçinin istifa ettiğine dair yazılı bir istifa metninin sunulamadığını, sadece tarafların sözlü beyanı ile davacının istifa ettiği yönündeki değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki talep ve uyuşmazlık konusunun davacının istifa edip etmediği değil, irdelenmesi gereken hususun, SGK'ya bildirilen (46) kodunun fesih sebebine uygunluğu olduğunu, davacının kod (46) ile işten çıkartılmasına dayanak teşkil edecek bir eyleminin bulunmadığını, davacının işten ayrılış kodunun değiştirilmesi talebinde güncel hukuki yararının bulunduğunu, davacı işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshedildiğini, davalı işverenin gerçeğe aykırı ve hatalı olarak çıkış kodu bildirmesi sebebiyle davacının maddi ve manevi açıdan zarara uğradığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, işten çıkış kodunun düzeltilmesine ilişkindir.
Fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhâl sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur. İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır. Hukuki niteliği itibarıyla fesih bildirimi, yenilik doğuran bir hak olup beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğurur; bu nedenle karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Hukuk sistemimizde feshin işçi veya işveren tarafından yapılmasına bağlanan hukuki sonuçlar farklı olduğundan fesih bildiriminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Yine iş sözleşmesinin her iki tarafça feshedilmiş olması hâlinde de ilk önce kimin tarafından feshedildiğinin ortaya konulması gerekmektedir. İş sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiği belirlendikten sonra sözleşmeyi sona erdiren bozucu yenilik doğuran hak bu kişi tarafından kullanılmış sayılacağından, feshe bağlanan hukuki sonuçlar kullanan kişiye göre belirlenecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.09.2018 tarihli ve 2015/22-3097 Esas, 2018/1339 Karar sayılı kararı).
Hukuk sistemimizde feshin işçi veya işveren tarafından yapılması farklı hukuki sonuçlar doğurduğundan fesih bildirimini kimin gerçekleştirdiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. İş sözleşmesinin her iki tarafça da feshedilmiş olduğu hâllerde ise öncelikle hangi tarafın fesih hakkını daha önce kullandığının ortaya konulması gerekmektedir. Feshi gerçekleştiren taraf belirlendikten sonra sözleşmeyi sona erdiren bozucu yenilik doğuran hakkın o kişi tarafından kullanıldığı kabul edileceğinden, feshe bağlanan hukuki sonuçlar da buna göre belirlenecektir.
Haklı nedenle fesih hakkı; dürüstlük kuralları gereği iş ilişkisini sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek tarafa belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmesini derhâl feshetme yetkisi tanıyan bozucu yenilik doğuran bir haktır. Sürekli borç ilişkisi yaratan iş sözleşmesine devam edilmesi, ortaya çıkan bir durum nedeniyle, taraflardan biri açısından çekilmez hâle gelmişse haklı nedenle derhâl fesih hakkı doğar. Sözleşmeye devamın çekilmez hâle gelip gelmediğinin ölçütünü ise objektif iyiniyet, yani dürüstlük kuralları oluşturur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 24... . maddeleri, iş sözleşmesinin işçi ve işveren tarafından haklı nedenle derhâl fesih hâllerini düzenlemektedir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, SGK çıkış bildiriminde ise "belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi" kodu (kod 4) yerine "doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış" kodu (kod 46) kullanıldığını ileri sürerek kodun düzeltilmesini talep etmiştir. Davalı ise davacının doğruluk ve bağlılığa aykırı tutum ve davranışları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini savunmuştur.
Fesih, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran tek taraflı bir irade beyanı olduğundan feshin kim tarafından gerçekleştirildiğinin tespiti belirleyici önem taşımaktadır.
Yargılama sırasında dinlenen davalı tanığı ..; davacıya fesih bildirimi yapılacağını, ancak davacının imzalamaktan kaçındığını ve bunun üzerine tutanak tutulduğunu, kendisine işten çıkarılacağı söylenince ayrıldığını beyan etmiştir. Davalı tanığı .. ise davacının şirket aracını plakasız kullandığını, bu konuda yetkililerce tutanak tutularak kendisine bildirildiğini ve davacının bunu öğrenince fevri biçimde ofisten ayrıldığını belirtmiştir.
Dosya kapsamındaki 29.07.2021 tarihli ve davalı Şirket kaşesini taşıyan yazıda; davacının işverenin güvenini kötüye kullandığı ve Şirket aracını izinsiz özel işlerinde kullandığı gerekçesiyle iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II hükmü uyarınca haklı nedenle feshedildiği ifade edilmiş, davacının bu yazıyı imzalamaktan imtina ettiği belirtilmiştir. SGK işten çıkış kodunun (46), fesih bildirim tarihinin ise 29.07.2021 olduğu görülmektedir. Davalı tarafın cevap, istinaf ve temyiz dilekçelerinde davacının istifa ettiğine dair herhangi bir savunmada bulunmadığı, haklı nedenle işveren feshini savunduğu ve dosyaya davacının istifa beyanını içeren herhangi bir belgenin sunulmadığı da anlaşılmaktadır.
Bu itibarla iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği; davalı işverence kullanılan kod (46)'nın karşılığını oluşturan 4857 sayılı Kanun'un 25/II hükmündeki fesih nedenlerinin ise dosya kapsamına göre ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken iş sözleşmesinin davacı tarafından istifa ile feshedildiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.