MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/210 E., 2025/2028 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/15 E., 2024/340 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde 01.02.1996 - 10.11.2009, 22.03.2014 - 20.11.2014 tarihleri arasında tır şoförü olarak çalıştığını, son ücretinin net 3.200,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, müvekkilinin birinci dönem çalışmasının tamamının yurt dışında geçtiğini, Avrupa ülkelerine yük taşıdığını, haftanın 7 günü, günde 9 saat araç sürdüğünü, 3-4 saat de aracın bakımı yükleme ve boşaltma işi yaptığını, günde 12-13 saat fiilî çalışması olduğunu, ayrıca çoğunlukla davalının alacağı cezaları üstlenerek taşıtana karşı taahhüdünü zamanında yerine getirmek için müvekkile günde 17 saat araç sürdürdüğünü, ikinci dönemde ise müvekkilinin .. - .. arasında yapımı devam etmekte olan asma köprüye malzeme taşıdığını, yine haftanın 7 günü saat 04.00-23.00-24.00 saatleri arasında çalıştığını; ulusal ... ve genel tatillerde de çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmaların karşılığı ile 3 aylık ücret alacağının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 01.02.1996 - 01.02.1997, 15.12.2007 - 26.09.2009 tarihleri arasında iki dönem çalışmasının istifa ile sona erdiğini, davacının 22.03.2014 tarihinde yeniden işe başladığını; ancak 15-16-17.10.2014 tarihlerinde mazeretsiz ve bildirimsiz devamsızlık yaptığını, iş sözleşmesinin de devamsızlığı nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, ücrete ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının ilk iki dönem çalışmasında fazla çalışma yapmasının mümkün olmadığını, son dönem çalışmasındaki fazla çalışmalarının ise eksiksiz ödendiğinin bordrolar ile sabit olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 08.03.2022 tarihli kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada, davacının 01.02.1996-21.06.2004, 15.12.2007-26.09.2009, 22.03.2014-15.10.2014 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı, toplanan delillere göre davacının fesih tarihindeki aylık ücretinin brüt 4.176,91 TL olduğu, bu ücrete işverence karşılanan yemek ve yol yardımı ile sefer başı prim karşılığı nakdi olarak eklendiğinde kıdeme esas giydirilmiş ücretin brüt 4.496,91 TL olduğu, tutanak tanıklarının başka yerde ikamet etmeleri sebebiyle feshe ilişkin görgüye dayalı bilgi sahibi olmadıkları dikkate alındığında davalının devamsızlık iddiasını ve ayrıca diğer iddialarını ispatlayamadığının kabulü gerektiği, bu durumda davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının son dönem çalışması yönünden tanık beyanları uyarınca haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığını, bir kısım ulusal ... ve genel tatillerde çalıştığını ispatladığı; söz konusu çalışmaların karşılığının ödendiğinin davalı tarafça ispatlanmadığı, ayrıca davacının ödenmeyen ücret ve yıllık izin ücreti alacağının da bulunduğu; ancak davacının hafta tatillerinde çalıştığını ispatlayamadığı gerekçesiyle hafta tatili ücreti alacağının reddine; diğer taleplerin kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 01.02.1996 - 21.06.2004, 15.12.2007 - 26.09.2009, 22.03.2014 - 15.10.2014 tarihleri arasında tır şoförü olarak çalıştığı, davalının devamsızlık iddiasını ve diğer iddialarını ispatlayamadığı dikkate alındığında davacının kıdem ile ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının hizmet süresi ile giydirilmiş ücretine ilişkin Mahkeme kabulünün isabetli olduğu, davacının davalıya ait işyerinde fazla çalışma yaptığını, ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatlamasına karşılık davalı işverence söz konusu çalışmaların davacıya ödendiğinin ispat edilemediği, her ne kadar davalı vekilince tanık ..'nin davalı ile husumetli olduğu gerekçesiyle beyanlarına itibar edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de emsal nitelikteki kararlar da dikkate alındığında tanık beyanlarına itibar edilmesinin yerinde olduğu; ayrıca davacının ücret ve yıllık izin ücreti alacaklarının da bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının iş sözleşmesi devamsızlık nedeni ile sona erdirildiğinden kıdem ve ihbar tazminatlarının reddi gerektiğini,
2. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini,
3. Aylık ücretin miktarında harcırah olarak yapılan ödemelerin ücrete dâhil edilmesinin hatalı olduğunu,
4. Davacı tanıklarının müvekkili aleyhine davalarının bulunduğunu, ayrıca farklı dosyalarda farklı beyanlarda bulunmaları sebebiyle çelişkili anlatımlarına itibar etmenin mümkün olmadığını, söz konusu tanık beyanları uyarınca hesaplamaların yapıldığı bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, ücret, fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, aylık ücretinin miktarı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta davacı ilk iki dönem çalışmasında yurt dışında, son dönem çalışmasında ise yurt içinde asma köprü yapım işinde tır şoförü olarak çalışmıştır. Davacı tarafça fesih tarihindeki ücretin net 3.200,00 TL olduğu iddia edilmiştir. Davalı tarafça ise ücretin bordrolarda belirtilen miktarlar, banka ödeme kayıtları ve ... Kurumuna bildirilen miktar kadar olduğu savunulmuştur.
Dosya kapsamında bir kısım imzasız ücret bordroları yer almakta olup davacının son dönem çalışmasına ilişkin ücret bordrosunda ücretinin brüt 1.636,11 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bordrolarda değişen miktarlarda fazla çalışma tahakkukları yer almakta olup ödemeye ilişkin banka kayıtları da yer almaktadır. Banka kayıtlarında yalnızca ücret ödemesi değil "maaş avansı" "iş avansı" "harcırah" adı altında yapılan farklı miktarlarda ödemelerin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu ödemelerdeki miktarlar ise düzensiz niteliktedir. Ancak ilgili ay içinde "maaş avansı" "maaş" "açıklaması adı altında yapılan toplam ödemelerin imzasız bordrolardaki tahakkuklara yakın miktarlar olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında dinlenilen tanıkların elden ödemeye ilişkin beyanları arasında ise çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira her ne kadar davacı tanığı .. işbu dosyadaki beyanında ücretlerin bir kısmının elden verildiğini beyan etmiş ise de, Bakırköy 24. İş Mahkemesinin 2016/654 Esas sayılı dosyasında 24.09.2018 tarihli celsede verdiği beyanında ödemelerin tamamının banka aracılığıyla yapıldığını ifade etmiştir. Diğer davacı tanığı .. ise "Benim çalıştığım dönemde maaşlar elden ödeniyordu. Sonraki dönemi bilmiyorum. Bordro imzalıyorduk.” şeklinde açıklamada bulunmuş ise de, davacı ile birlikte 2004 yılına kadar çalıştıklarını ifade etmiş olduğundan son dönem bakımından beyanına itibar edilmesi mümkün değildir. Dosya kapsamında dinlenilen davalı tanıkları ise ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığını ifade etmişlerdir.
Diğer yandan davacı vekili ısrarla yargılama aşamasındaki beyanlarında ücretin fix ücret 3.200,00 TL olduğunu, sefer başına prim uygulamasının bulunmadığını, ücrete fazla çalışmaların dâhil edilmek suretiyle ödeme yapıldığını beyan etmiştir. Hâl bölye olmakla birlikte İlk Derece Mahkemesince yapılan kaldırma kararı öncesi ilk yargılamada, davacının tır şoförü olduğu, tır şoförlerinin sabit ücret + sefer primi veya sadece sefer primi sistemi ile çalıştıkları, davalı vekilinin davacı tanığı ..'nin tanık sıfatıyla Bakırköy 24. İş Mahkemesinin 2016/654 Esas sayılı dosyasında vermiş olduğu beyanına dayandığı, bu tanığın beyanına göre sefer başına 45,00 TL harcırah aldıklarını beyan ettikleri, dosya kapsamında davacının ayda 30 sefer yaptığının kabulü hâlinde 30*45=1.350,00 TL harcırah aldığı bunun bordrolarda yer alan net 1.636,11 TL'ye ilave edilmesi suretiyle ücretin 2.986,11 TL net olduğu, brüt ücretin 4.176,91 TL olduğu; yol ve yemek yardımı dâhil giydirilmiş brüt ücretin 4.496,91 TL olduğu kabulü ile hesaplamalar yapılmıştır.
Davalı vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen 08.03.2022 tarihli kaldırma kararında davacıya sabit ücret yanında yapılan ödemelerin prim mi yoksa harcırah mı olduğu konusunda araştırma yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu ifade edilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada ise bu konuda tanıklar yeniden dinlenmiş olup davacı tanığı .. "Bize iş yerinde sefere çıkarken harcırah veriyorlardı. Bize euro olarak verirlerdi. ..ya 500 Euro, Selanik'e 300 Euro veriyorlardı. Bu parayı yol parası yapıyorduk. Arabaya mazot alıyorduk. Otoban parası için kullanıyorduk. Üzerine arta kalan tutar olursa işverene geri iade ediyorduk. Yol-otoban, yakıt masraflarının faturasını alıp, geri işverene veriyorduk"; davalı tanığı.. "Davacı, ilk çalışma döneminde yurt dışına sefer yapıyordu. Ancak istifa edip tekrar başladıktan sonra ikinci çalışma döneminde tamamen yurt içi seferler yaptı. Şoförlere sefere çıkarken masraflar için kullanmaları adına verilen bir para vardır. Bu paraları yakıt, otoban, köprü, araçla alakalı masrafları için kullanırlardı. Davacının çalıştığı dönemde şoförlere hangi ülke için ne kadar para verildiğini hatırlamıyorum. Ülkeye göre değişmiyor olabilir. Ancak belki uzak olan ülke adına kilometre artacağı için masrafı da daha fazla veriyor olabiliriz şu an hatırlayamıyorum. Yurt içi şoförlerine de bir tutar veriliyordu. Ancak uzun zaman geçtiği için bu tutarı da hatırlamıyorum. Şoför, masraflar için aldığı faturaları muhasebeye getirir teslim ederdi. Muhasebe şoföre verilen paradan bu tutarı düşerdi. Şoföre verilen paradan arta kalan olursa bazı şoförler bunu iş yerine teslim ediyordu. Teslim edilmediğinde ise şoförün maaş alacağından düşülüyordu"; davacı tanığı .. "Davacı iş yerinde hem yurt içi hem yurt dışı şoförü olarak karışık biçimde çalıştı. Yurt dışı çalışan şoförlerimize dışarıya çıkarken masraf veriliyordu. Şoföre iki tür para veriliyordu. Birincisi arabanın giderleri için veriliyordu. İkincisi tür ödeme ise şoförün parası oluyordu. Arabanın giderleri, otoban parası, mazot parası için ilk tür parayı kullanıyordu. Yaptığımız masrafları faturalandırırdık. Bu paradan kalan tutar olursa faturalarla birlikte muhasebeye iade ederdik. Diğer para ise şoför yol harcırahı olurdu. Şoför yolda kendisi yolda ekstra masraf yaparsa onu da faturalandırıp iş yerinden alırdı. Davacının çalıştığı dönem şoförün kendisine ait olması için verilen tutarlar Yunanistan için 250-300 Euro idi. .. için 500 Euroydu diye biliyorum. Davacı .. ve ..'a çalışıyordu. Şoförlere yol masrafları için verilen paranın tutarını hatırlamıyorum. Yurt işi çalışan şoförlerimizin sistemini tam olarak bilmiyorum, onlara sefer için ek ödeme yapılıp yapılmadığını bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı sonrasında kapsama alınan ek bilirkişi raporunda, tanık ifadelerinin yurt dışı çalışmalara ilişkin olduğu; ancak davacının son dönemde yurt içinde çalıştığı, dolayısıyla Euro bazlı ifadelerin sonuca etkisinin bulunmadığı, dosya içeriğinden son dönemde yurt içiçinde çalışan davacının sefer sayısına göre prim aldığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle çıplak brüt ücretin kaldırma kararı öncesindeki gibi 4.176,91 TL olduğu kabul edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25/1. hükmü şu şekildedir: "Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz." Söz konusu düzenleme ve davacının ücretinin fix ücret olduğu, sefer başına prim uygulamasının bulunmadığı yönündeki beyanları dikkate alındığında, belirtilen şekilde davacının sefer başına prim aldığı kabulü ile yapılan ücret tespiti hatalıdır. Diğer yandan, davacı tarafça elden ödemeye ilişkin iddiaların da kesin ve açık bir şekilde ispatlanmadığı dikkate alındığında davacının ücretinin bordrolarda belirtilen miktar ile sınırlı olarak tespit edilmesi ve talep konusu alacakların buna göre yeniden hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.