MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1911 E., 2025/2277 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/119 E., 2024/361 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 08.07.2009-02.02.2018 tarihleri arasında mutfak şefi olarak çalıştığını, normal mesaisinin 08.30-20.3 saatleri arasında olduğunu, ayrıca kendisi gibi birim amirleri olanların ayda dört sefer gece 24.00'a kadar nöbet tuttuklarını, söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediğini savunarak fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usule uygun olmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, işyerinde 04.01.2013 tarihinden itibaren üçlü vardiya sisteminin uygulandığını, ayrıca taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 4. maddesinde ücrete fazla çalışmaların da dâhil olduğunun kararlaştırıldığını, davacının hak kazanıp da ödenmeyen fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.04.2024 tarihli ikinci kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, 18.10.2021 tarihli tensip zaptının 2 numaralı bendinde davacı vekiline arabuluculuk tutanak aslını veya arabulucu tarafından aslı gibidir onaylı suretini sunmak üzere bir haftalık kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen sunulmadığı takdirde davanın usulden reddedileceğine ilişkin ihtaratlı tensip zaptının da 20.10.2021 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, ihtaratlı tensip zabtının tebliğine rağmen bir haftalık kesin süre içerisinde davacı vekilince arabuluculuk son tutanak aslının veya arabulucu tarafından aslı gibidir yapılmış hâlinin dosya içerisine sunulmadığı gerekçesiyle davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 18.10.2021 tarihli tensip zaptının 2 numaralı bendinde davacı vekiline arabuluculuk tutanak aslını veya arabulucu tarafından aslı gibidir onaylı suretini sunmak üzere bir haftalık kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen sunulmadığı takdirde davanın usulden reddedileceğine ilişkin ihtaratlı tensip zaptının da 20.10.2021 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı tarafça arabuluculuk tutanak aslının 24.09.2024 tarihinde dosyaya ibraz edildiği, davacı tarafın kesin sürenin gereğinin belirtilen süre içerisinde yerine getirmediği, arabuluculuk son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından aslı gibidir onaylı suretinin dosyaya sunulmasının dava şartı olması nedeniyle davanın reddinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. 18.10.2021 tarihli tensip zaptı ve bu zaptı içeren tebligat örneği incelendiğinde, ihtarat yapılmadığı ve ihtar edildiğinin belirtilmediği, bu nedenle yapılan ihtaratın geçerli olmadığı,
2. Tebliğ şerhinde böyle bir durumun belirtilmemesinin adil yargılanmak hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu,
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115/3 hükmü uyarınca yargılama devam ederken giderilen söz konusu eksiklik nedeniyle davanın usulden reddinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı tarafça arabuluculuk tutanak aslının süresi içerisinde sunulup sunulmadığı ve buna bağlı olarak davanın usulden reddine ilişkin kararın isabetli olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.