MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/110 E., 2025/508 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/149 E., 2025/93 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz olarak feshedilmesi üzerine açtıkları işe iade davasının kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleşmesinin üzerine süresi içinde işe iade başvurusunda bulunduklarını, yapılan başvuru sonrasında davalı işverence işe davet edilmelerine rağmen belirtilen gün ve saatte işyerinde hazır olan müvekkilinin işyerine alınmayarak kapıda bekletildiğini, akabinde insan kaynaklarında çalıştığını belirten davalı çalışanının gelerek müvekkilinden işe davet mektubu ile birlikte talep edilmeyen ve kendilerinde hâlihazırda mevcut olan 21 adet belgeyi istediğini, müvekkili tarafından söz konusu belgelerin hazırlandığını ve işe başlamak üzere işyerine gittiğini ancak işyerine alınmadığını, davalının işe davette samimi olmadığını, davalı tarafından kesinleşen işe iade davasının mali sonuçlarının yerine getirilmemesi, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine Nazilli İcra Müdürlüğünün 2024/2492 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından haksız olarak takibe itiraz edildiğini belirterek yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, ayrıca alacağın belirli ve davalının kabul ettiği rakamlara göre belirlenmesi nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının samimi olarak işe davet edildiğini ancak davacı tarafından hazırlanması istenen belgelerin temin edilmediğini, davacının esasen başka bir işte çalışmakta olduğunu, işe başlama başvurusunda samimi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından süresi içinde işe iade başvurusunda bulunulduğu, davalı işverenin ise davacıya işe başlatmak için birçok belge ibraz etmesini şart koştuğu anlaşılmakla, işverenin işe iade sonrası işçiye herhangi bir külfet ya da yükümlülük yüklemeden, güncel ücret ile eski işine işe başlatması gerektiği, Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere "İşveren işe daveti şarta bağlayamayacağı gibi işçiye yeni yükümlülükler de yükleyemez. İşe iade sonrası işveren işçiyi daha ağır koşullarda da çalıştıramaz." düzenlemesine aykırı olan işveren davetinin gerçek ve samimi bir davet olmadığı kanaatine varılarak davacı işçinin dava konusu alacaklara hak kazandığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine göre İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının, müvekkili Şirket kendisini işe davet ettiği tarihte başka bir işveren bünyesinde çalıştığı sabit olup işe başlama niyetinde samimi olmadığını,
2. Müvekkilinin işe davet ihtarında samimi olduğunu, işe iadenin parasal sonuçlarından yararlanmak isteyen davacının kötüniyetli olduğunu,
3. Davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, icra takibine konu alacaklara yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.