MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1309 E., 2025/1409 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/359 E., 2020/813 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hükmedilen ve temyize konu edilen toplam miktarın, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde 2008 yılı ile 12.05.2017 tarihleri arasında uluslararası tır şoförü olarak çalıştığını, sefer başına aldığı net ücret ortalamasının 400,00-450,00 Euro olduğunu, tıra yük yükleme ve indirme yapan şoförlere ikinci indirme-yüklemeden itibaren her yük başına 20,00 Euro grupaj ödendiğini, müvekkilinin ayrıca aylık sabit olarak asgari ücret aldığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiğini, davacıya 23.000,00 TL tazminat hesaplayıp bu bedel için uzun vadeli çek verdiğini, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, hafta tatilleri ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını ancak ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi ile teminat amacıyla kesilen ücret alacağının davalıdan tahsiline, teminat olarak verilen senedin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, iş sözleşmesinin ikale ile karşılıklı anlaşarak sona erdiğini, davacının davalıyı ibra ettiğini, davacının ücret iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacıya kıdem tazminatı alacağının ödendiğini, ihbar tazminatı alacağı bulunmadığını, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, kullanmadığı izinlerinin karşılığının kendisine ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Kurumu kayıtlarına göre davacının 26.04.2008-30.03.20 09... .05.2009-12.05.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, dinlenen davacı tanıklarının davacının asgari ücret ve sefer primi ile çalıştığını, en yakın mesafe için 400,00 Euro, en uzak mesafe için 450,00 Euro aldığını beyan ettikleri, davacıya ait yurda giriş-çıkış kayıtlarının incelenmesinden davacının son bir yılda 18 defa yurt dışına çıktığının anlaşıldığı, davacının son ücretinin net 3.728,31 TL olduğu, davacıya ait yıllık ücretli izin formlarının incelenmesinden 142 gün yıllık izin kullandığı ve imzası bulunduğu ve fesih tarihinde 4.000,00 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, yıllık ücretli izin talebinin reddine karar verildiği, her ne kadar davacı tanıkları hafta tatillerinde çalışma yaptıklarına ilişkin beyanda bulunmuş iseler de tanık beyanlarının tek başına delil niteliği bulunmadığından bu alacak talebinin reddine karar verildiği, bordrolardan asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğinin anlaşıldığı, iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeksizin feshedildiğini ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı taraf kesintisiz çalışma olduğunu ileri sürmüş ise de dosya kapsamı itibarıyla bu iddiasını ispatlayamadığı, davalı taraf davacının 31.10.2016 tarihinde emeklilik sebebiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, 09.11.2016 tarihinde yeniden işe başladığını savunmuş ise de çalışmasının 12.05.2017 tarihine kadar kesintisiz sürdüğü kanaatine varıldığı, ücrete ilişkin yerel Mahkeme kararı usul ve yasa ile dosya içeriğine uygun bulunduğu, davacı taraf ödenen grupaj ücretinin dikkate alınmadığını ileri sürmüş ise de davacının ayda ne miktarda grupaj ücreti aldığının dosya kapsamı itibarıyla ispatlanamadığı, ulusal ... ve genel tatil ücret alacağı yönünden getirtilen yurt dışı giriş çıkış kayıtları ve tanık anlatımlarına göre yurt dışında geçen süreler bakımından genel tatile denk gelen günler için ek bilirkişi raporunda hesaplama yapıldığı, 31.01.2020 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamaların Dairece uygun bulunduğu, davacı taraf her ne kadar hafta tatili alacaklarının da kabulü gerektiğini ileri sürmüş ise de davacı tanık beyanlarının bu hususta ispat yönünden tek başına yeterli olmadığı, davacının yurt dışında tırda tek başına çalıştığı ve hafta tatillerinde çalışıp çalışmadığını tanıkların bilmelerinin mümkün olmadığı, beyanların tahmine dayalı olduğunun anlaşıldığı, bu alacak talebi yönünden ret kararı verilmesinin uygun bulunduğu, sunulan imzalı bordrolarda asgari geçim indirimi tahakkuklarının bulunduğu, ayrıca karşılıklarının da bankaya ödendiğinin anlaşıldığı, davacının bakiye izin ücreti alacağı bulunmadığı, davacı taraf her ne kadar bütün evrakların matbu olarak hazırlandığını, baskı altında imzalatıldığını ileri sürmüş ise de bu yöndeki iddiasını ispatlayamadığı, davacı tanıklarının beyanları ve dosya içerisindeki kayıtlara göre davacının ücret kesinti alacağının bulunduğu, davacının ilk dönem çalışması yönünden istifaya itibar edilmediği, davacının ikinci dönem çalışması olan 22.05.2009-12.05.2017 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise davacı işçinin 12.05.2017 tarihli el yazısı ile yazmış olduğu istifa dilekçesinde çalışma şartlarına uyulmaması nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini belirttiği, davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, davacının her iki dönem iş sözleşmesinin de kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde sona erdiği hususunun sabit olduğu, dönemlerin birleştirilmesi ve ödemenin mahsubu suretiyle yapılan kıdem tazminatı hesabının dosya içeriğine uygun bulunduğu, ancak davacı işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle kendisinin feshettiği kabul edildiğinden ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, davacı tarafından davalıya verildiği iddia edilen senet ile ilgili herhangi bir evrak ibraz edilmediğinden davalının da beyanları gözetilerek senedin iptali ile ilgili istemin reddine karar vermek gerektiği, davacı taraf dava konusu ulusal ... ve genel tatil günü alacağı ile ücret kesintisi alacağını açıkça belirsiz alacak davası olarak açmış olduğundan, dava tarihi de gözetilerek söz konusu alacakların tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkilinin davalı Şirkette 2008 yılından 12.05.2017 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını,
b. İhbar tazminatının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
c. Müvekkilinin ücretinin eksik tespit edildiğini,
d. Yıllık ücretli izin alacağının reddine karar verilmesinin doğru olmadığını,
e. Asgari geçim indirimi ve hafta tatili ücreti alacaklarının hesaplanmamasının usul ve yasaya uygun düşmediğini, zira bordrolarda yer alan tüm tahakkukların gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin yurt dışında olduğu tüm tarihlerde hafta sonlarının hafta tatili ücreti olarak hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet süresi, ücret miktarı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.