MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/227 E., 2025/376 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kiraz 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/102 E., 2025/73 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ... (Belediye) işyerlerinde diğer davalı .. .. Belde Temel Tüketim Maddeleri Turizm Gıda Temizlik İnşaat Özel Eğitim Hizmetleri San. Tic. Litd. Şti. (Şirket) işçisi olarak çalışmaktayken iş sözleşmesinin davalılar tarafından 13.11.2019 tarihi itibarıyla herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin feshedildiğini, davalı Şirketin Belediyeye ait olduğunu, işyerlerinde işin yürütülmesi, emir ve talimatların Belediye yetkisinde olduğunu, müvekkilinin ... Sendikası üyesi olduğunu, ücret ve diğer alacakların toplu iş sözleşmesine göre hesaplanarak ödenmesi gerekirken eksik ödendiğini veya ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, ikramiye ve ... harçlığı, yemek yardımı, çocuk yardımı, aile yardımı, yemek yardımı, sosyal yardım ve vasıta yardımı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının Belediye işçisi olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, davacının Şirketin çalıştırdığı firmadan veresiye ekmek satın aldığını ve bunların bedellerinin Şirketin tuttuğu muavin defter kaydına Z raporu olarak işlendiğini, bu ekmek bedellerinin davacının alacaklarına karşılık ödendiğini, ayrıca tediye makbuzu ile elden ödenen paralar olduğunu, davacının muhtelif zamanlarda Şirketin işlettiği restorandan yemek yediğini, bunların faturalandırıldığını ve bunların davacının alacaklarına karşılık ödendiğini, davacının borçları nedeniyle aleyhine yapılan icra takiplerinde Şirket tarafından ücretinden kesinti yapıldığını ve bunların icra dairesine ödendiğini, davacının herhangi bir alacağı çıkarsa belirtilen ekmek bedelleri, tediye makbuzları, faturalar ve icra ödemesi olarak yapılan ödemelerin bu alacaklardan düşülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; derdestlik itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, davacının Şirketin çalıştırdığı firmadan veresiye ekmek satın aldığını ve bunların bedellerinin Şirketin tuttuğu muavin defter kaydına Z raporu olarak işlendiğini, bu ekmek bedellerinin davacının alacaklarına karşılık ödendiğini, ayrıca tediye makbuzu ile elden ödenen paralar olduğunu, davacının muhtelif zamanlarda Şirketin işlettiği restorandan yemek yediğini, bunların faturalandırıldığını ve bunların davacının alacaklarına karşılık ödendiğini, davacının borçları nedeniyle aleyhine yapılan icra takiplerinde Şirket tarafından ücretinden kesinti yapıldığını ve bunların icra dairesine ödendiğini, davacının herhangi bir alacağı çıkarsa belirtilen ekmek bedelleri, tediye makbuzları, faturalar ve icra ödemesi olarak yapılan ödemelerin bu alacaklardan düşülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalılar aleyhine açmış olduğu 2016/227 Esas ve 2017/173 Esas sayılı davaların birleştirildiği, ancak 2016/227 Esas sayılı dosyasında asıl dava yönünden davanın reddine karar verildiği, 2017/173 Esas sayılı davanın ise tefrikine karar verilerek 2019/253 Esas numarası aldığı, bu davada davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının 07.06.2017 tarihine kadar hesaplanıp hüküm altına alındığı, eldeki dosyada davacının 07.06.2017 tarihinden sonraki talepleri yönünden yargılama yapılıp hesaplama yapıldığı, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu ve davalıların dava konusu alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, tarafların iş sözleşmesinin feshi konusunda herhangi bir yazılı ihbar belgesi sunmadıkları, ancak davalı tarafından işten çıkış sebebinin ... Kurumuna verilen belgelerde “işyerinin kapanması” olarak yer alması nedeniyle davacının kıdem tazminatı almaya hak kazanacak şekilde iş sözleşmesinin feshedilmiş olduğu kanaatine varıldığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının bulunduğu, davacının ücret, ikramiye ve ... harçlığı, yemek yardımı ve çocuk yardımı alacaklarının bulunduğu, davacının aile yardımı alacağı, sosyal yardım paketi alacağı ve vasıta yardımı alacakları yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirmemiş olduğu anlaşıldığından bu alacakların dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirildiği bilirkişi ek raporuna göre karar verildiği, işten ayrılış bildirgesinde ayrılış nedeninin kod 17 (işyerinin kapanması) olarak bildirildiği, bu sebebin haklı işveren feshi sebepleri arasında yer almaması nedeniyle davacının kıdem tazminatı yanında ihbar tazminatına da hak kazandığı, davacının ... Sendikasına üye olduğu, toplu iş sözleşmesinden yararlandığı, davalı tarafça ödeme belgesi sunulmadığı, muavin defter kayıtları ticari defter ve belge niteliğinde olmayıp, davalı tarafça her zaman düzenlenecek belgelerden olduğu ve davacı aleyhine delil niteliği bulunmaması nedeniyle bu kayıtların mahsuba konu edilemeyeceği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını,
2. Davalı Belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini,
3. Davalı Şirket faaliyetlerine son verdiğinden dacının ihbar tazminatı alacağı bulunmadığını,
4. Davacının hak ve alacağı bulunmadığını, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı dışındaki alacakların ıslah tarihi itibarııyla zamanaşımına uğradığını,
5. Toplam 1.480,00 TL'nin davacının alacaklarının herhangi birinden mahsup edilmesi gerektiğini, bu mahsubun yapılmamasının yerinde olmadığını, davacının muavin defter kayıtlarına itirazı olmadığını,
6. Faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu,
7. Alacakların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalılar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği, davalı Belediyeye husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, zamanaşımı, faiz başlangıç tarihi ve mahsuba ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 3/1 hükmünde "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Dava şartı olarak arabuluculuk sürecinin başından sonuna kadar detaylı kurallara bağlanması, yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından gereklidir. Şüphesiz arabulucuğun en önemli aşamalarından biri başvurunun yapılması, diğeri ise arabuluculuk tutanağı düzenlenmesidir. Anlaşmazlıklara ve tereddütlere meydan verilmemesi için arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemleri tek tek belirtilmelidir.
Dava şartı arabuluculuk uygulamalarının başlangıcında, hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından yapılan hataların tarafların mağduriyetine sebebiyet verdiği, arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı gibi uygulanmasına engel olduğu görülmüştür. Bu sebeple Dairemizce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na (6325 sayılı Kanun) dayanılarak çıkartılan ve 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik ile başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihine kadar olan dönemde, arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden "işçilik alacakları" veya "işçi-işveren uyuşmazlığı" gibi soyut ifadeler kullanılmış olsa dahi dava konusu edilen işçilik alacaklarının tamamı hakkında dava şartının gerçekleştiği görüşü benimsenmiştir. Başka bir deyişle başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden önceki dönem için taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanmaya çalışılmıştır.
Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki 6325 sayılı Kanun'un "Beyan ve belgelerin kullanılması" kenar başlıklı 5. maddesi ve 7036 sayılı Kanun'un 3/21 hükmü göz önünde bulundurulduğunda; arabuluculuk faaliyeti kapsamında düzenlenen belgelerden sadece son tutanağın kullanılmasına izin verilmiştir. Buna göre arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu, yalnızca son tutanak esas alınarak belirlenebileceğinden, başvuru formunda yer alan alacak kalemlerinin müzakere edilip edilmediği ancak son tutanak ile anlaşılabilir. Müzakere edilmemiş bir alacak için dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemez.
Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında düzenlenen 06.01.2020 tarihli "Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava .. .. Son Tutanağı"nda tarafların anlaşmaya varamadıkları alacak kalemleri ücret alacağı, prim, ikramiye, yol parası, yemek parası, eğitim yardımı, çocuk yardımı, asgari geçim indirimi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil, toplu iş sözleşmesi kaynaklı tazminat, boşta geçen süre, işe başlatmama tazminatı, yıllık izin ücreti, ilave tediye, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacağı olarak belirtilmiştir. Buna göre dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemi olan ... harçlığı alacağı arabuluculuk görüşmelerine konu edilmemiştir. Dava dilekçesinde, "10.000,00.-TL net ikramiye ve ... harçlığı alacağının en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline," şeklindeki ifade ile toplam bir tutar belirlenerek ikramiye ve ... harçlığı alacakları bakımından talepte bulunulmuştur. Davacı tarafın, her bir alacak kalemi için ne miktar talep ettiğini belirtmemiş olması hatalıdır. Bu nedenle davacıya davasını somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde dava dilekçesinin açıklattırılması, hangi alacak kaleminin ne tutarda dava konusu yapıldığının belirtilmesinin istenilmesi, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen ... haçlığı alacağı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan incelenerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.