MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1855 E., 2025/2568 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 56. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/262 E., 2024/312 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.04.2014-03.06.2015 tarihleri arasında davalı Şirketin ..'da bulunan şantiyelerinde 3.000,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, son 8 aylık ücretinin eksik ödendiğini, müvekkilinin fazla çalışma yaptığını, hafta tatili günlerinde ve ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığında ücret ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, bakiye ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, davacı ile belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığını, belirlenen sürenin sonuna gelinmesiyle iş sözleşmesinin sona erdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, davacının 1.300,00 USD karşılığında çalıştığını, hiçbir işçinin 8 ay eksik ücret karşılığında çalışmayacağını, davacının fazla çalışma yapması, hafta tatili ve ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışması halinde karşılığının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirketin .. şantiyelerinde 03.04.2014-03.06.2015 tarihleri arasında çalıştığı, davacı tarafça Türk hukukunun uygulanması yönünde dava açıldığı, davalının cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında da yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde bir itirazı olmadığı, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, davacı iddiası ve tanık anlatımlarının bir arada değerlendirilmesi ile davacının başlangıçta ücretinin 3.000,00 USD olduğu, daha sonra ücretinin 1.500,00 USD'ye düşürüldüğünün değerlendirildiği, dosya kapsamında davacının ücretinin 3.000,00 USD'den 1.500,00 USD'ye düşürülmesine muvafakat ettiğini gösterir yazılı delil bulunmaması nedeniyle davacının başlangıçtan itibaren 3.000,00 USD ücret ile çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağı için davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabul edildiği, zamanaşımı def'inin dikkate alındığı, davalı işverenin iş sözleşmesinin belirli süreli iş sözleşmesi olduğunu ve sürenin sonuna gelinmesi nedeniyle iş sözleşmesinin son bulduğunu savunmuş ise de davacının işten ayrılış kodunu istifa olarak bildirdiği, işverenin bu bildirimi ile bağlı olup sonradan fesih nedenini değiştiremeyeceği, kaldı ki iş sözleşmesinin belirli süreli olması için objektif nedenlerin de bulunmadığı, bununla birlikte dosyaya bir istifa dilekçesi de sunulmadığı, bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının eksik ödenen son 8 aylık ücret alacağının hesaplandığı, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplandığı, davacının Türkiye'de bulunduğu süreler ve izinli süreler hesaplamadan dışlanarak alacakların hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eldeki dava Türk hukukuna göre açılmış olmasına rağmen davalı tarafça cevap dilekçesinde yabancı hukuk uygulanması gerektiği yönünde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, buna göre uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacak kalemlerine yönelik davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacının aylık ücretinin bir kısmının bankadan bir kısmının şantiyede avans olarak elden ödendiği, ücreti 3.000,00 USD iken davacıdan yazılı rıza alınmaksızın ücretinin düşürüldüğü, davacının son aylık ücretinin 3.000,00 USD kabul edilmesinin yerinde olduğu, davacının yazılı rızası dışında aylık ücreti düşürülüğünden davacının bakiye aylık ücrete hak kazandığının kabulü ve ücret alacağı ıslah edilmediğinden dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmasının isabetli olduğu, davacı tanığı N.B'nin tanık olarak verdiği beyanında soyut olarak davası olduğunu beyan ettiği, hangi mahkemede hangi dosya numarasıyla davası olduğunu bildirmediği, Dairece davacı tanıklarının tamamı için Uyap entegrasyon sorgusu yapıldığı ve tüm davacı tanıklarının Uyap entegrasyon kayıtlarına göre davalıya karşı açılmış davalarının olmadığının görüldüğü, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmemesini gerektirir bir sebep bulunmadığı, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız fesih edildiği, nitekim 4857 sayılı İş Kanunu'nda iş bitiminin haklı ya da geçerli nedenle fesih olarak düzenlenmediği, davacıya başka bir projede iş teklif edildiğine dair işveren tarafından delil sunulmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Uyuşmazlığa .. hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Davanın kısmi dava olarak açıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını,
3. Davacı işçi ve diğer çalışanlarının .. projesi tamamlandığında, müvekkili Şirketin o bölgede başka şantiyesi olmaması sebebiyle Türkiye'de bulunan şantiyelere yönlendirildiklerini, davacı işçi gibi birçok işçinin USD üzerinden ücret almaya devam etmek istemeleri nedeniyle kendileri iş sahasını terk ederek istifa ettiklerini,
4. Bir işçinin çalışma döneminin yarısında eksik ücret karşılığında çalışması ve buna rağmen iş sözleşmesini sonlandırmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iş sözleşmesinin sona ermesinden 5 yıl sonra bu davanın ikame edilmiş olmasının da davacının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini,
5. Ücret konusunda tanık beyanlarının hatalı değerlendirildiğini, elden ödeme olmadığını, banka ödemelerinde çalışma döneminde hiç 3.000,00 USD ödenmediğini, davacının 1.300,00 USD karşılığında çalıştığını,
6. Tanık ... ve ..'nin husumetli olduğunu, tanık ..'nın davacının akrabası olduğunu, tanıkların tüm çalışma dönemi boyunca davacı ile birlikte çalışmadıklarını,
7. Proje bazlı çalışıldığı için davacı işçi ile belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, belirlenen sürenin sonuna gelinmesiyle iş sözleşmesinin sözleşme hükümleri doğrultusunda son bulduğunu, bu durumun aylar öncesinde işçilere sözlü olarak söylendiğini, ihbar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini,
8. Fazla çalışma ücreti alacağının hatalı bir şekilde hesaplandığını,
9. Davacının hafta tatili günlerinde çalışmadığını,
10. Davacının ..'ın tüm resmî, millî ve dinî tatillerinde çalışmayarak tatil yaptığını, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağının hesaplanmasında bu hususun gözönüne alınması gerektiğini,
11.%50 oranında takdiri indirim uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak hukuk, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, ücret miktarı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, indirim oranı, dava türü ve zamanaşımına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.