MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1705 E., 2025/1699 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/137 E., 2024/168 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait Türkmenistan şantiyesinde saha kalfası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin yıllık ücretli izinlerini kullanabilmek için işverene istifa dilekçesi vermek zorunda kaldığını, izin dönüşü çalışacak olmasına rağmen işveren tarafından çağrılmadığını, vize için gerekli evrakların müvekkiline gönderilmediğini, ödenmeyen ücret alacakları bulunduğunu, işverenin iş ilişkisinin devamı sırasında ve sonrasında işçilik alacaklarının ödeneceği vaadiyle müvekkiline birçok emlak imzalattığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirketteki görevinden ailevi nedenleri bulunduğu gerekçesiyle istifa ederek ayrıldığını, davacının ..’da ve .. Devleti’nin belirlediği yasal şartlarda çalışmalarını gerçekleştirdiğini, dilekçede iddia edildiği gibi fazla çalışma yapmasının ülke genel şartlarına ve fiilî duruma aykırı olduğunu, davacıya zorla hiçbir evrak imzalatılmadığını, davacının resmi tatillerde çalıştırılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.05.2023 tarihli kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada, ... Kurumu kayıtları, davacı tanığı ..'nın Adana 5. İş Mahkemesi'nin 2016/221 Esas sayılı dosyası ile açtığı davada verilen Mahkeme kararı, dinlenen tanık beyanları ve davacı ile tanıkların yurda giriş-çıkış kayıtları dikkate alındığında, davacının 19.03.2014-03.11.2014 tarihleri ve 23.11.2014-03.08.2015 tarihleri arasında yurt dışında olduğu gözönüne alınarak davacının hizmet süresinin 19.03.2014- 03.08.2015 tarihleri arasında 1 yıl 4 ay 15 gün olduğu, davacı tanığı H.İ.D'nin davacının ailevi nedenlerle işverenden izin istediğini, ancak işverenin izin vermediğini, daha sonra davacının dilekçe verdiğini duyduğunu ancak içeriğini bilmediğini beyan ettiği, işverence sunulan davacının işyeri şahsi sicil dosyasında bulunan 05.05.2015 tarihli el yazılı dilekçede, davacının 05.05.2015 tarihinden sonra ailevi nedenlerden dolayı yöneticilerin uygun gördüğü tarihte hesabının kesilerek tarafına bildirilmesini talep ettiği, davacının ayrıca 31.07.2015 tarihli yazıda Tema İnşaatta iş hakkından para 4.520,00 dolar kaldığını, herhangi bir alacağı olmadığını beyan ettiği görülmüş ise de 27.07.2015 tarihli işten çıkış bildirgesinde davacının işten ayrılış sebebinin Kod-(03) (istifa) olarak gösterildiği, davacının sigortasının ara vermeksizin, davalı Şirketin yöneticisi .. adı altında 28.07.2015 tarihi itibarıyla yatırılmaya başlandığı ve 02.11.2015 tarihinde de bu işverenlikten çıkış işleminin yapılmış olduğu, davacı her ne kadar ailevi nedenle istifa dilekçesi yazmış ise de bu dilekçeyi işverenin talebi üzerine verdiği, amacının istifa olmadığı, dilekçeyi verdikten sonra vize bitimine kadar çalıştığı, vizesinin bitmesi nedeni ile vizesinin de işverence yenilenmediği dikkate alındığında davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep edebileceği, tanık anlatımlarına göre davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece davacının ücretinin vasıf ve kıdemi ile emsal ücret araştırması sonucu, banka hesap hareketleri ve tanık beyanlarına göre net 2.200,00 USD olarak kabul edilmesinin, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, kaldırma kararı sonrasında tanıkların yurda giriş çıkış kayıtları ile hizmet döküm cetvelleri ve tanık ..'nin açtığı dava dosyası örneğinin dosya arasına alındığı ve bilirkişiden ek rapor alındığı, bilirkişi tarafından davacı tanıklarının yurt dışında oldukları dönem dikkate alınarak yeniden hesaplama yapıldığı, davacının iş ve çalışma koşullarını bilen dönem tanık beyanlarıyla fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde çalıştığını, ulusal ... genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, davacının dava ve ıslah dilekçelerinde kıdem tazminatına fesih tarihinden, diğer alacaklara ihtar tarihinden en yüksek banka mevduat faizi işletilmesini talep ettiği, 04.01.2016 tarihli ihtarnamede alacaklarının 2 gün içinde ödenmesini talep ettiği, ihtarnamenin davalıya 07.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 11.01.2016 tarihinde temerrüde düşürüldüğü, bu hususa kaldırma kararında da yer verildiği gözetilmeksizin kıdem tazminatı dışındaki dava konusu alacakların davacının talebi de gözetilerek temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsili gerekirken ıslah ile artırılan kısımlarının ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının istifa ederek iş sözleşmesini feshettiğini,
2. Davacı tanıklarının davacı ile aynı dönemde aynı Şirkette çalışmalarının olmadığını, bu tanıkların alacakların hesaplanmasında dikkate alınamayacağını,
3. İşverene karşı davası bulunan tanık anlatımlarına göre alacak ve tazminata hükmedilmesinin kanuna ve dosya kapsamına aykırı olduğunu,
4. Tanık anlatımları gerçeğe aykırı olduğu gibi başkaca delillerle desteklenmediğini,
5. Tanıkların ancak kendi çalışma dönemleri için beyanda bulunabileceklerinin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Davacı ... Mühendislik Elektronik Bilişim ve Madencilik Limited Şirketinin isminin Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında "..." şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde görülmüştür.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhâl sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur. İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır. Hukuki niteliği itibarıyla fesih bildirimi, yenilik doğuran bir hak olup beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğurur; bu nedenle karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Hukuk sistemimizde feshin işçi veya işveren tarafından yapılmasına bağlanan hukuki sonuçlar farklı olduğundan fesih bildiriminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Yine iş sözleşmesinin her iki tarafça feshedilmiş olması hâlinde de ilk önce kimin tarafından feshedildiğinin ortaya konulması gerekmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.09.2018 tarihli ve 2015/22-3097 Esas, 2018/1339 Karar sayılı kararı).
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhâl ödeneceği sözünü vererek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması hâlinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu hâlde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin yıllık izinlerini kullanabilmek için işverene istifa dilekçesi vermek zorunda kaldığını, izin dönüşü çalışacak olmasına rağmen işveren tarafından çağrılmadığını, vize için gerekli evrakların müvekkiline gönderilmediğini ileri sürmüştür. Dosya içerisinde bulunan davacının imzasını taşıyan el yazılı istifa dilekçesinde davacının "...05.05.2015 tarihinden sonra ailevi nedenlerden dolayı siz yöneticilerimin uygun gördüğü tarihte hesabımın kesilip tarafıma bildirilmesini arz ederim" dediği görülmektedir. 27.07.2015 tarihli işten ayrılış belgesinde ayrılma sebebi Kod (03) (istifa) olarak gösterilmiştir. Yargılama sırasında dinlenen davacı asılın beyanı, "Bana gösterilen dilekçe bana aittir yazılar ve imza benimdir , Türkiyede sıkıntılarım vardı ailevi nedenlerden ötürü bu dilekçeyi verdim , dilekçemi kabul etmediler sana 1 ay izin verelim dediler, ben dilekçeyi istedim isem de dilekçeyi imha ettik dediler , ben istifa dilekçesi verdikten sonra ben yaklaşık vize bitim tarihine kadar çalıştım , vize bitiminde bana bana söyledikleri 1 aylık izni vermediler , vizem bitti işler azaldı dediler bana yeniden vize almadılar ve iş akdimi bitirdiler , işveren bu şekilde istediği için vize bitimine kadar çalışmak zorunda kaldım" şeklindedir. Davacı tanığı .. "...Davacının ailevi nedenlerle işverene haber vererek ayrıldığını biliyorum. Ancak işverenle aralarında nasıl bir anlaşma vardır bilemem. Tazminatlarının ödenip ödenmediğini bilmiyorum...", davacı tanığı .. "... Davacı ailevi sorunları nedeniyle iş verenden izin istedi onlarda vermedi. Daha sonra davacının dilekçe verdiğini duydum ama içeriğini bilemem...", davalı tanığı .. "...Davacı bildiğim kadarı ile dilekçe vererek ailevi sebeplerle işten ayrılmak istediğini bildirdi bu nedenle iş akdini kendisi bitirdi..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosya kapsamındaki delil ve belgeler, davacı asılın ve tanıkların anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; davacı asılın istifa dilekçesini kendisinin verdiğini beyan ettiği, istifa dilekçesinin içeriğinde iş sözleşmesinin yöneticilerinin uygun göreceği tarihte sona erdirilmesini talep ettiği, bu kapsamda iş sözleşmesini istifa ederek sona erdirdiği anlaşıldığından kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekildeki gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.