MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/4338 E., 2025/1434 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/1105 E., 2020/220 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kaptan olarak çalıştığını, 30.05.2016 tarihinde emekli olarak işyerinden ayrıldığını, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle sona ermesi üzerine hak kazandığı kıdem tazminatının sadece yarısının ödendiğini, davalı Şirkette 24 saat çalışma 24 saat dinlenme şeklinde çalışıldığını, davacının bu çalışma esasına göre ödenmesi gereken fazla çalışma ücretlerinin de eksik ödendiğini, hafta tatili ve resmî tatil ücretlerinin %100 zamlı olarak ödenmesi gerektiğini, davacının iradesi dışında emekli olmak zorunda bırakıldığını, müvekkilinin emekliliğe hak kazanmış olmakla birlikte emekli olmayı istemediğini, genç yaşta işsiz kaldığını, manevi zarara uğradığını, işverenin vaatte bulunduğu askerlik borçlanmasının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma, maddi ve manevi tazminat ile askerlik borçlanmasına ilişkin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının fazla çalışma ücreti hakkındaki iddialarının sendikayı ve tarafları bağladığını, davacının teşvikten yararlanmak için kendi isteğiyle emekli olduğunu, maddi tazminat talebini ispatlamakla yükümlü olan davacının 65 yaşına kadar zararını talep etmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının çalıştığı süre içerisinde ve iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olarak doğan tüm alacaklarının kendisine ödendiğini, davacının gemi içinde veya limanda bulunduğu sürenin fazla çalışma olarak kabul edilemeyeceğini, davacının fazla çalışma ücretlerinin ödendiği, bankaya ödenen ücretlerini ihtirazı kayıt koymadan tahsil eden davacının fazla çalışma ücreti talep edemeyeceğini ve askerlik borçlanmasına hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince davacının gemide 24 saat çalışma sisteminde uyku ihtiyacını giderip gideremediği hususunun tespiti için yerinde inceleme yetkisi verilerek 27.08.2019 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, rapor içeriğine göre gemide yataklı, tuvalet ve duşlu kamaraların bulunduğunun anlaşıldığı ve davacının uyku ihtiyacını giderebileceği imkânların sağlandığı, buna göre davacının 10 saat dinlenme arası verilerek günde 14 saat çalıştığı kanaatine varıldığı, davalı tarafından yapılan ödemelerin mahsubu ile davacının bakiye fazla çalışma ücreti alacağının bulunduğu, davalı Şirket tarafından 30.12.2015 tarihli duyuru yapıldığı, duyuruda; sigortalılık süresi, yaş ve prim bakımından yaşlılık aylığı almaya hak kazanan personelin 31.01.2016 tarihinde başvurarak Şirket programına göre emeklilik sebebiyle işyerinden ayrılmaları hâlinde 8 haftalık ücret ve parayla ölçülebilen değer kadar emeklilik teşvik primi ödeneceğinin belirtildiği, davacının davalı şirkete verdiği 31.01.2016 tarihli yazılı beyanında emeklilik teşvik priminden faydalanmak üzere emeklilik sebebiyle işten ayrılmak istediğini belirttiği, davacıya iş sözleşmesinin sona ermesinin akabinde kıdem tazminatı ile birlikte teşvik primi ödemesi yapıldığı, davacının yazılı beyanının baskı yoluyla alındığına ilişkin dosya kapsamında tanık beyanı dâhil delil de bulunmadığının anlaşıldığı, maddi tazminat alacağının ispat edilemediği, askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınabilmesi için davacının kamu kuruluşunda çalışıyor olması ve işten ayrıldığı tarihte kamu kuruluşu niteliğini kaybetmemesi gerektiği, fesih tarihi itibarıyla davalı Şirketin kamu kurumu niteliğini haiz olmadığı anlaşıldığı, davalı tarafından davacı aleyhine manevi zarar doğurucu ağırlıkta bir ... bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Fazla çalışma ücreti alacağı bakımından yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, kamaraların olmasının çalışanların uyuduğu anlamına gelmediğini, vardiyada uyumanın mümkün olmadığını,
2. Maddi ve manevi tazminat alacakları yönünden yapılan değerlendirmelerin soyut olduğunu, müvekkilinin zorla emekliliğe ayrıldığının ispat edildiğini,
3. Askerlik borçlanması alacağı talebi yönünden verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; istinaf sebepleri dikkate alındığında, fazla çalışma ücreti alacağı ile maddi ve manevi tazminatın ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.