MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/4485 E., 2025/1529 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/536 E., 2020/434 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.07.2011-14.07.2015 tarihleri arasında kontrol sorumlusu-operatör olarak çalıştığını, emeklilik sebebiyle ... Kurumu'na yaptığı başvuru neticesinde ilgili yazıyı işverene ibraz ederek diğer hak edişlerini aldığını belirterek ödenmeyen fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, fazla çalışmalarını ispat etmesi gerektiğini, fazla çalışma yapılması durumunda karşılığı nakden yahut serbest zaman olarak ödendiğini, dosyaya bordroların sunulduğunu, davacının fazla çalışmalar ile ilgili ihtirazı kayıt sunmadığını ve bankadan yapılan ödemelerin bordrolar ile uyumlu olduğunu, davacının fazla çalışma alacağına hak kazanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça sunulan işeyeri giriş-çıkış kayıtlarının davalı Şirkete ait olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı anlaşıldığından Mahkemece itibar edilmediğini, davacının üçlü vardiya sistemi ile çalıştığı, yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmaların aylık ücretine dâhil olduğu, husumetsiz davacı tanıklarının beyanlarının hesaplamaya elverişli olmadığı, ayrıca tanıkların beyanlarının davacının yıllık 270 saati aşan çalışma yaptığını ispatlar nitelik taşımadığı, husumetli davacı tanığı beyanı ile diğer tanık beyanlarının örtüşmediği, husumetli tek tanık beyanıyla sonuca gidilemeyeceği, davacı tarafın fazla çalışma ücretine hak kazandığını ispatlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça çalışma gün ve saatlerine ilişkin yazılı kayıt sunulmadığı, davacı tarafın sunduğu kayıtların ise işe giriş ve çıkış saatlerini gösteren sistem kaydı niteliğinde olmadığı, bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220/3 hükmü şerhli olarak davalı tarafa gönderilen ihtar nazarında değerlendirme yapılmasının da mümkün bulunmadığı, tanık ifadeleri ile sonuca gidilmesinin isabetli olduğu, davacı tanığı ..'nin davalı Şirkete karşı ifade verdiği tarihte devam eden davası olması nedeni ile beyanlarının yan delil ile desteklenip desteklenmediğinin dikkate alınması gerektiği, bu tanığın davalı Şirkete karşı fazla çalışma alacağı talepli açtığı davanın ret ile sonuçlandığı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesinin 2024/1 22... /59 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kesin olmak üzere esastan reddedildiği, davacı tanıkları .. ve ..'nin işyerinde 08.00-16.00, 16.00-00. 00... .00-08.00 şeklinde üçlü vardiya sistemi ile çalışıldığını ifade ettikleri, keza husumetli tanık ..'nin de davacının vardiyalı çalışan olduğunu söylediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu,
2. İşyeri giriş-çıkış kayıtları dikkate alınmadan yalnızca tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
3. Tanık beyanlarının yan deliller ile desteklenmesine karşın itibar edilmediğini,
4. Davacı tanığı ..'nin beyanlarına yan deliller olması sebebiyle itibar edilmesi gerekirken husumetli tanık beyanı olduğu tespitiyle beyanlarının dışlanmasının yerinde olmadığını,
5. İşyerinde uygulanan üçlü vardiya sisteminin fazla çalışma yapılmadığı anlamına gelmediğini,
6. Davalı tarafa verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen işe giriş-çıkış kayıtlarını sunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının fazla çalışma alacağına hak kazanıp kazanmadığı, bu alacakların hesaplanması ve dosyaya davacı tarafça sunulan işyeri giriş-çıkış kayıtlarının delil vasfında olup olmadığına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Tarafın belgeyi ibraz etmemesi" başlıklı 220. maddesi şöyledir:
"(1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
(2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
(3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
"
Somut uyuşmazlıkta; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacının 25.07.2011-14.07.2015 tarihleri arasında kontrol sorumlusu-operatör olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı 26.07.2012- 21.08.2013 tarih aralığına ait işyeri giriş-çıkış kayıtlarını dosyaya sunmuştur. Davalı tarafa davacının çalışmış olduğunu iddia ettiği tüm döneme ilişkin işyeri giriş-çıkış kayıtlarını sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, usulüne uygun olarak 6100 sayılı Kanun'un 220/3 hükmünün şerh düşüldüğü ve davalı tarafa bu hususun tebliğ edildiği görülmüştür. Usulüne uygun verilen süreye rağmen davalı tarafça işyeri giriş-çıkış kayıtlarının ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
Mahkemece davacı tarafça sunulan işe giriş-çıkış kayıtlarının davalı Şirkete ait olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, bu sebeple itibar edilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de; 6100 sayılı Kanun'un 220. maddesindeki yasal düzenleme dikkate alınmadan karar verilmiş olması hatalıdır. Açıklanan sebeplerle öncelikle 6100 sayılı Kanun'un 220/3 hükmü uyarınca davacının sunmuş olduğu işyeri giriş-çıkış kayıtlarının ait olduğu döneme ilişkin olarak sözleşmede belirlenen yıllık 270 saate kadar fazla çalışmalarının ücrete dâhil olduğuna ilişkin hüküm de dikkate alınarak 20.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda belirtilen dönem bakımından yapılan karşılaştırmada davacının sunmuş olduğu işe giriş-çıkış kayıtlarına ait dönemlerin örtüştüğü anlaşılmakla 20.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporunun değerlendirmeye tâbi tutularak bir sonuca gidilmesi gerekirken davacı tarafça sunulan işe giriş-çıkış kayıtlarının dikkate alınmadan hüküm tesis edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Davacı davalı işyerinde fazla çalışma yaptığını karşılığı ücreti alamadığını iddia ederek fazla çalışma alacak talebinde bulunmuş, davalı ise işyerinde üçlü vardiya sistemi ile çalıştıklarını davacının fazla çalışma yapmadığını savunmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgeler, davacı beyanı ve tanık anlatımlarından işyeri giriş-çıkış kaydı bulunmayan dönemde davalı işyerinde sekizer saatlik üçlü vardiya hâlinde çalışıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar dinlenen tanıklar normal çalışma dışında fazla çalışma yapıldığını söylemiş iseler de; durumun somutlaştırılmaması karşısında fazla çalışma ispatından söz edilemez. Açıklanan nedenlerle işyeri giriş-çıkış kaydı bulunmayan dönem bakımından fazla çalışma ücreti alacak talebinin reddi yerindedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.