MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2028 E., 2025/1674 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/105 E., 2022/222 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Eylül 2005-Ocak 2014 tarihleri arasında davalı ... (Belediye) bünyesinde değişen alt işveren şirketlere bağlı olarak zabıta görevlisi olarak çalıştığını, 2014 yılında davalı Belediyede kadroya alındığını, kadroya alınma şartı olarak istifa dilekçeleri alındığını, müvekkilinin haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığını, dinî bayramların ilk iki günü hariç tüm ulusal ... ve genel tatillerde çalışmasına devam ettiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücret alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu dönemde davacının müvekkili Belediyenin işçisi olmadığını, taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalılar tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği, dosyaya sunulan puantaj kayıtlarının imzalı bordro tahakkukları ile uyumlu olduğu görülmekle aksi yazılı belge ile ispatlanmayan fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücret alacaklarının reddi gerektiği, somutlaştırılmayan asgari geçim indirimi isteminin yerinde görülmediği, davacının bakiye yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun miktar itibarıyla kesinlikten reddine karar verilerek davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise davacı tarafça, kadroya alınmayacağı korkusuyla davacının istifa dilekçesini imzaladığı ve istifanın geçersiz olduğunun öne sürüldüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında yapılan incelemede; Kod (3) (istifa) koduyla 30.03.2014 tarihinde davacının işten çıkışının yapılmasının ardından, takip eden 31.03.2014 tarihinde davalılardan Belediye nezdinde işe girişi bildirildiğinin görüldüğü, davacının iddiası 30.03.2014 tarihine kadar asıl işveren Belediyeye ait işyerinde alt işveren işçisi olarak çalıştığı şeklinde olduğundan ve davacının 31.03.2014 tarihinden itibaren kesintisiz şekilde bu defa doğrudan Belediyenin kayıtlı işçisi olarak çalıştığı anlaşıldığından, kesintisiz şekilde aynı işyerinde çalışmaya devam ettiği, davacı işçi bakımından iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı haklar olan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin talep koşullarının gerçekleşmediği, buna göre kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, aynı gerekçeyle davacının yıllık ücretli izin alacağı talebinin de reddine karar verilmesi gerekmekte ise de yıllık ücretli izin alacağı bakımından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün davalı bakımından miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının kadroya alınmasının istifa etmesi şartına bağlandığını, davacının iradesi sakatlanarak istifa dilekçesi imzalamak zorunda kaldığını, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.