MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1540 E., 2025/2324 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/243 E., 2025/294 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına (Bakanlık) bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini, davacının ... Sendikası üyesi olup toplu iş sözleşmesinden yararlandığını, davalı tarafından davacının ücretinin hatalı belirlenerek eksik ödeme yapıldığını iddia ederek 01.01.2021-31.12.2022 tarihleri arası dönemde ödenmeyen fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye, fark ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hizmet zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğramış olduğunu, kısmi alacak veya belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafından daha önce de davalar açılmış olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, bu dava dosyalarının getirtilerek talep konusu bakımından derdestlik durumunun değerlendirilmelerini, 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçiş sonrası işçi ücretlerinin ... tarafından düzenlenen toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlendiğini, ancak hem belirsiz süreli iş sözleşmesindeki oranın uygulanıp hem de söz konusu sözleşmeden kaynaklı %4 oranında artışın yapılmasının mümkün olmadığını ve çifte zam yapılması anlamına geleceğini, 08.09.2021 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesi düzenlemesi gereğince 2021 yılında taban ücret uygulamasına geçildiğini bu şekilde sözleşmenin asgari ücret ile bağının kesilmiş olduğunu, geriye dönük olarak toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ücret farklarının ödenmiş olduğunu, davacının ücretinin düşürülmesi gibi bir uygulama söz konusu olmadığından dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava dışı alt işveren işçisi olarak davalı bünyesinde çalışırken 696 sayılı KHK’nın 127. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 23. maddesinin uygulanmasına dair usul ve esaslarda belirlenen şartlarla 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, davada 01.01.2021-30.12.2022 tarihleri arası dönemin talep konusu yapıldığını, her ne kadar davalı vekilince derdestlik itirazında bulunulmuş ise de belirtilen İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesinin 2022/67 Esas ve İstanbul Anadolu 28. İş Mahkemesinin 2020/277 Esas sayılı dosyalarındaki talebe konu dönemlerin bu davaya konu edilen dönemden farklı bulunduklarının anlaşıldığını ve davalının itirazına itibar edilmediği, kadroya geçişte davacı ile imzalanan iş sözleşmesi gereğince davacının ücretinin asgari ücretin %61 fazlası olarak belirlendiği, bu tutar üzerine toplu iş sözleşmesinde ön görülen zammın uygulanarak ücretin ödenmesi gerektiği, ücret bordrolarının incelendiğinde; dava konusu 01.01.2020-31.12.2022 tarihleri arası dönemde sadece asgari ücrete %4 oranında zam ile yapıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kamuda sürekli işçi kadrosuna geçişi sırasında yapılan iş sözleşmesiyle ücretinin asgari ücretin belirli bir oranda fazlası olarak tespit edilmesi nedeniyle emsal Yargıtay kararları uyarınca davacının fark ücret talebinin yerinde olduğu, hükme dayanak bilirkişi raporunun gerekli hukuki ve teknik verileri içerdiği, denetime elverişli olduğu, dosya kapsamı ile birlikte yapılan denetiminde, rapordaki tespit ve hesaplamaların dosya kapsamı ile oluşa uygun olduğu, davacının kabul edilen alacaklarında isabetsizlik bulunmadığı, faiz türü ve başlangıç tarihlerinin talebe, yasaya ve güncel içtihatlara uygun tespit edildiği, davalının harçtan muafiyetinin gözetildiği, arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak tahsiline karar verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının 696 sayılı KHK ile sürekli işçi statüsünde kadrosuna geçirildiğinden ve geçmiş alacaklarından feragat ettiğinden alacak talebinin yerinde olmadığını,
2. Hükme dayanak bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunmadığını,
3. Davacının taban ücretinin yanlış hesaplandığını ve buna bağlı olarak bütün alacak kalemlerinde fahiş hesaplamalar yapıldığını,
4. Davacıya 2021 yılında toplu iş sözleşmesinden kaynaklı olarak geriye dönük fark bordroları düzenlenerek yapılan fark ödemelerinin raporda dikkate alınmamış olduğunu,
5. Davacının sendikaya üye olduğu ve toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başlayabileceği tarihin belirlenmesi gerektiğini,
6. İşçilerin kadroya geçişte sözleşmelerinde belirli bir oran yazılı olsa dahi geçersiz olacağını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.