MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2439 E., 2025/1840 K.
DAVA TARİHİ : 21.03.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/117 E., 2022/233 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının ...'daki şantiyesinde 16.08.2010-26.04.2016 tarihleri arasında inşaat işçisi olarak çalıştığını, aylık ücretin net 1.850,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, işyerinde günde 12 saatten az olmayacak şekilde yoğun bir biçimde çalıştığını, ayda iki hafta tatilinde çalıştığını, yalnızca iki kere dinî bayramlarda izin kullanabildiğini, diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi ve çocuk yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket nezdinde çalışmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının 01.10.2010-15.09.2011 tarihleri arasında ... ... Ltd. Şirketi nezdinde, 06.12.2011-01.06.2012, 01.10.2012-04.01.2016 tarihleri arasında ... ... bünyesinde kalıpçı ustası olarak çalıştığını, birinci ve ikinci dönem çalışmalarının istifa ile sona erdiğini, işyerinde ... mevzuatı uyarınca haftalık 40 saat çalışma yapıldığını, hafta tatillerinin kullandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.10.2010-15.09.2011, 06.12.2011-01.06.20 12... .10.2012-04.01.2016 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, son ücretinin 1.700,00 USD olduğu, davalı tarafça fesih sürecine ve şekline ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediğinden iş sözleşmesinin işverence haklı bir neden olmaksızın feshedildiği kabulü ile davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazandığı, dinlenilen tanık beyanları uyarınca davacının haftalık ortalama 9,75 saat fazla çalışma yaptığı, dinî bayramların ilk günü ve yılbaşı hariç ulusal bayram ve genel tatil günleri ile ayda iki hafta tatilinde çalışıldığının usulünce ispatlandığı; ancak yurt dışı çalışması sebebiyle kazancından vergi kesintisi yapılmayan davacının asgari geçim indirimi talebinde bulunamayacağından ve davacıya çocuk yardımı ödemesi yapılacağına dair herhangi bir delil veya sözleşme hükmü sunulmadığından davacının ilgili alacaklara hak kazanamadığı gerekçesiyle asgari geçim indirimi ve çocuk yardımı alacaklarının reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, emsal bölge adliye mahkemesi kararları dikkate alındığında davalı vekilinin husumete yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, davacının çalışma şekline ilişkin puantaj kaydı ve benzeri yazılı bir belge sunulmadığından tanık beyanları uyarınca yapılan hesaplamalarda isabetsizlik bulunmadığı, dinlenen tanıkların benzer anlatımlarda bulundukları ve dinlenen tanıkların tamamının davalı aleyhine davalarının bulunduğu ortaya konulmadığından beyanlarına itibar edilmesinin yerinde olduğu, cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürülmediğinden dava zamanaşımının dikkate alınmamasının dosya kapsamına uygun olduğu, dava tarihi ve davanın niteliği dikkate alındığında ıslah zamanaşımı def'inin dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Uyuşmazlığa ... hukuku uygulanarak davanın zamanaşımından reddi gerektiğini,
2. Husumete ilişkin itirazlarının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün 2014/11161 Esas sayısı ile müvekkili Şirket aleyhine yapılan icra takibi sonucu İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/1403 Esas sayı ile dosya ile taraflarınca ikame olunan menfi tespit davasında yapılan inceleme neticesinde dava dışı Şirketler ile davalı Şirketlerin farklı şirketler olduğunun, aralarında organik bağ bulunmadığı hususunun tespit edildiğini ve söz konusu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini,
3. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını,
4. Davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanamadığını,
5. Reddedilen alacaklar dikkate alındığında müvekkili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkiye uygulanacak hukuk, davalı Şirketin işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, zamanaşımı ile davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin miktarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.