MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/190 E., 2025/361 K.
MAHKEMESİ : İzmir 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2014/75 E., 2014/18 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili; müvekkilinin ... Belediyesi ... Beldesinde 19.09.2003-24.07.2014 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığını ve işe girdiği tarihten itibaren gerçek işveren ... Belediyesinde çalışmasına rağmen kayden alt işveren ... İmar ... Tur. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... İnş. Dan. Tem. İşl. .... ve Tic. Ltd. Şti.nin işçisi olarak gösterildiğini, ... Belediyesinin ... Belediyesine devredildiğini, bu sebeple 2009 yılının Nisan ayından itibaren davacının da davalı ... Belediyesinde (Belediye) çalışmaya başladığını, davalı bu Belediyede de muvazaalı olarak kayden alt işveren olan ... İmar ... ve ... Hizmetleri İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.nin (... Ltd. Şti.) işçisi olarak gösterildiğini, sendikal ayrımcılık yapıldığını, davacının üyesi olduğu ... Sendikası (Sendika) ile davalı ... arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinden yararlanması gerektiğini, bu iddianın kabul görmemesi hâlinde ise Sendika ile davacının kayden işvereni olan dava dışı ... Ltd. Şti. arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesine göre taleplerin değerlendirilmesi gerektiğini, muvazaa iddiası kabul edilmese dahi davalı Belediyenin asıl işveren olduğunu ve davacı asılın tüm alacaklarından sorumlu olduğunu ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile ilave tediye, sendikal tazminat ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan yakacak, ikramiye, yemek yardımı, giyim yardımı, kıdemli işçiliği teşvik primi, çocuk yardımı, eğitim yardımı ve eksik ödenen ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen dava dosyasında davacı vekili, davacı asılın 19.09.2003 tarihinde Kemalpaşa ... Belediyesinde işe başladığını, 24.07.2014 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı ... tarafından haklı bir sebep olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının usulüne uygun yapılan hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştığını, muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının taleplerinin haksız olduğunu ve ödenmeyen işçilik alacağı bulunmadığını, Belediyenin bağıtladığı toplu iş sözleşmelerinden yararlanma hakkı bulunmadığını ve davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 01.02.2016 tarihli kararı ile; davalı ile dava dışı Şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olması nedeniyle davacının davalı ... ile Sendika arasında bağıtlanan 01.01.2012 - 31.12.2013 tarihleri arasında yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinden faydalanması gerektiğinin kabulü ile toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 01.02.2016 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 12.09.2019 tarihli kararı ile Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş olup Mahkemenin 30.12.2021 tarihli kararı ile bozma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin 30.12.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 23.05.2022 tarihli kararı ile; kararın bozulmasına karar verilmiş olup Mahkemenin 28.09.2023 tarihli kararı ile; bozma kararı doğrultusunda kapsama alınan 05.05.2023 tarihli ek bilirkişi raporu dikkate alınmak ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin 28.09.2023 tarihli kararının süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 26.02.2024 tarihli kararı ile; davacının 01.03.2013-01.01.2014 tarihleri arasındaki dönem için dava dışı alt işveren ... Ltd. Şti. tarafından bağıtlanan 13.11.2013 imza tarihi toplu iş sözleşmesi; 01.01.2014 -24.07.2014 tarihleri arasındaki dönem için ise davalı ... tarafından bağıtlanan 20.02.2014 imza tarihli toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanması gerektiği 23.05.2022 tarihli bozma kararında belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporunun 01.01.2014 tarihinden öncesine ilişkin hesaplamaların da bozma kararına aykırılık teşkil edecek şekilde davalı ... ile Sendika arasında 18.01.2012 tarihinde imzalanan ve 01.01.2012 - 31.12.2013 tarihleri arasında yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre yapılmasının hatalı olduğu; ayrıca Mahkemenin bozma öncesi 01.02.2016 tarihli kararında, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından 1/4 oranında indirim yapıldığı hususu açıkça belirtilerek alacak miktarı tespit edildikten sonra dava dilekçesinde talep edilen miktarlar ile sınırlı şekilde hüküm kurulmasına rağmen bozma sonrası Mahkemece, yine dava dilekçesindeki miktarla sınırlı şekilde hüküm kurulmuş ise de gerekçede davacının hak kazandığı kabul edilen fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti miktarlarının indirimsiz miktarlar olduğunun anlaşıldığı, her iki kararda hüküm altına alınan miktarlar sonucu itibarıyla aynı ise de bozma sonrası kararın gerekçesinde, yapılan indirim oranının ve tespit edilen alacak miktarının açıkça belirtilmemesinin davalı bakımından usuli kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda kapsama alınan ek bilirkişi raporu uyarınca davalı lehine usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkilinin fesih tarihindeki çıplak ve giydirilmiş ücretleri düşük tespit edildiğini ve işçilik alacaklarının düşük hesaplandığını, müvekkilinin hak kazanmış olduğu kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ilave tediye ücreti, ücret alacağı ve geniş anlamdaki diğer işçilik alacaklarının bilirkişi raporunda tespit edilen miktarlardan daha fazla olduğunu,
2. Dosya kapsamına alınmış olan sendika üye kayıt fişi ve sair delillere rağmen müvekkilinin toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmaya başlama tarihlerinin hatalı tespit edildiğini,
3. Yargıtay kararları ile Belediye ve dava dışı alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespit edilmesi sebebiyle davacının gerçek işvereni Belediyenin taraf olduğu 01.01.2012-31.12.20 13... .01.2014-31.12.2015 tarihleri arasında yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanması gerektiğini,
4. Müvekkilinin eğitim ve ve ücret alacağına hak kazanamadığına dair yapılan tespit hatalı olup ilave tediye ücreti alacağı hesabının hatalı olduğunu,
5. İhbar tazminatının hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının 01.01.2014 tarihinden öncesinde ve sonrasında hangi toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanacağının ve özellikle davalı Belediyenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden hangi tarih itibarıyla yararlanabileceğinin belirlenmesi ile usuli kazanılmış hak ilkesine uygun şekilde karar verilip verilmediğine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta, davalı ... ile dava dışı alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu kabul edilerek davacının en başından beri davalı Belediyenin işçisi sayıldığı hususu sabittir. Mahkemenin 01.02.2016 tarihli kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yerinde olacak şekilde ilave tediye alacağı dava zamanaşımı gözetilerek 2009 yılından itibaren hesaplanmış olup Mahkemece dava dilekçesindeki miktar ile bağlı kalınarak 7.000,00 TL olarak hüküm altına alınmıştır. Ancak davalı lehine verilen bozma kararı sonrasında ilave tediye alacağı 20 13... gün, 2014 yılı için ise fesih tarihi dikkate alınmak suretiyle 29 gün üzerinden toplam 4.575,38 TL olarak hesaplanmıştır. Dairemizce 23.05.2022 tarihinde davalı vekilinin temyizi üzerine verilen bozma kararında, Mahkemenin 30.12.2021 tarihli kararının gerekçesinde 4.575,38 TL olarak belirtilmesine rağmen dava dilekçesindeki miktar olan 7.000,00 TL'nin hüküm altına alınmış olmasının çelişkili olduğu belirtilmiş ve bu husus bozma nedeni yapılmıştır.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen 28.09.2023 tarihli kararda ise ilave tediye alacağı 4.575,38 TL hüküm altına alınmış olup karara karşı davacı vekilinin temyiz başvurusu bulunmakla birlikte ilave tediye alacağının dava zamanaşımı gözetilerek hesaplanması gerektiğine ilişkin herhangi bir itirazı bulunmamaktadır.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına esas alınan ek bilirkişi raporunda, davacının yalnızca 2014 yılı için 29 günlük ilave tediye alacağı bulunduğu kabulü ile hesaplama yapılmıştır. 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun gereği davalı ... tarafından ilave tediye ödenmesi gerekmekte olup dava zamanaşımı gözetilerek 2009 yılından itibaren hesaplama yapılması gerekmekte ise de davacı tarafça yukarıda belirtilen kararlara karşı ilgili alacağın hesap dönemi bakımından temyiz talebinde bulunulmadığı gözetildiğinde davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturan 4.575,38 TL'nin hüküm altına alınması gerekirken 2.677,28 TL ilave tediye alacağının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muahkemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasında yer alan “2.677,28- TL brüt ilave tediye ücret alacağının” ibaresinin çıkartılarak yerine “ 4.575,38 TL ilave tediye alacağının” ibaresinin yazılması,
Hüküm fıkrasında yer alan “Avukatlık asgari ücret tarifnamesine göre 3.622,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.724,62 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresinin yazılması,
Hüküm fıkrasında yer alan "Davacı tarafından yapılan posta gideri 740,00-TL, bilirkişi ücreti 1331,00-TL,tanık ücreti 40,00-TL olmak üzere toplam 2111,00-TL yargılama giderinden davanın kabul ve reddedilen kısımları nazara alınarak 1888,69 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına," ibaresinin çıkartılarak yerine "Davacı tarafından yapılan posta gideri 740,00 TL, bilirkişi ücreti 1.331,00 TL, tanık ücreti 40,00 TL olmak üzere toplam 2.111,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve reddedilen kısımları nazara alınarak 2.005,24 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına," ibaresinin yazılması,
Hüküm fıkrasında yer alan "Davalı tarafından yapılan posta gideri 1222,60-TL, tanık ücreti 20,00-TL, bilirkişi ücreti 4800,00-TL olmak üzere toplam 6042,60-TL yargılama giderinden davanın kabul ve reddedilen kısımları nazara alınarak 636,36-TL’sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına," ibaresinin çıkartılarak yerine, "Davalı tarafından yapılan posta gideri 1.222,60 TL, tanık ücreti 20,00 TL, bilirkişi ücreti 4.800,00 TL olmak üzere toplam 6.042,60 TL yargılama giderinden davanın kabul ve reddedilen kısımları nazara alınarak 308,17 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.