MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2753 E., 2025/1279 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/2 E., 2020/616 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2007 yılı Aralık ayından 26.11.2018 tarihine kadar davalı nezdinde çalıştığını, işverence sigorta bildirimlerinin düzenli yapılmadığını, iş sözleşmesinin müvekkilince ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 2007 yılı Aralık ayı ile 26.11.2018 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı, son ücretinin brüt 2.029,50 TL olduğu, davacının çalışması karşılığı hak kazanılan bir kısım ücretlerin usulünce ödenmemiş olduğu, bu hâlin davacıya kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde fesih hakkı verdiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, tanık anlatımlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı, bir kısım ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığının ispatlandığı, söz konusu çalışmaların ödendiğinin ispatlanmadığı, davacının ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğinin de davalı tarafça ispatlanmadığı, yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlaması gereken davalı işverenin tüm yıllık izin hakları için bu yükümlülüğü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın süresi içerisinde cevap dilekçesini sunmaması ve delillerini bildirmemesi nedeni ile İlk Derece Mahkemesince davalı tarafın tanıklarının dinlenilmesi talebinin kabul edilmemesinin yerinde olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hizmet süresinin dosya kapsamına uygun olarak tespit edildiği, davacının işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğine ilişkin ihtarının davalı tarafa 28.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafın Cumhuriyet Başsavcılığına 30.11.2018 tarihinde müracaatta bulunarak davacı hakkında şikayetçi olduğu, davalı tarafından yapılan şikayet tarihinin fesih tarihinden sonrasına denk gelmesi nedeniyle iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle feshedildiği iddiasına itibar edilemeyeceği, davacının fazla çalışma yaptığını, bir kısım ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını tanık beyanlarıyla ispatladığı, söz konusu çalışmalar ile talep konusu diğer işçilik alacaklarının ödendiğinin davalı işverence ispatlanmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini,
2. İlk Derece Mahkemesi tensip zaptında cevap için verilen kesin sürenin ihtaratlı şekilde verilmediğini, ayrıca cevap dilekçesinin süresinde sunulmadığının kabulü hâlinde dâhi, inkâr çerçevesinde savunma yapmak üzere tanıklarının dinlenilmesi gerektiğini,
3. Davacının 11.07.2013 - 03.12.2018 tarihleri arasında müvekkili nezdinde çalıştığını, hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini,
4. Davacı işçinin yolsuzluğa ilişkin davranışlarının öğrenilmesi üzerine işi terk edip kaçtığını, taraflarına ihbar tazminatı hükmedilmesi gerektiğini, işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile iş sözleşmesi feshedildiğinden davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,
5. Davacının işyerinde fazla çalışma yapmadığını, ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, bu durumun dinletecekleri tanık beyanları ile sabit hâle geleceğini; ayrıca davacı tanıklarının anlatımlarının görgüye dayalı olmadığını,
6. Davacıya asgari geçim indirimi, yıllık izin ücretleri ve genel tatil ücreti alacaklarının elden ödendiği hususunun da dinletecekleri tanık beyanı ile ispat edileceğini,
7. Davalı delilleri toplanmadan verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulup sunulmadığı, buna bağlı olarak davalı tarafça tanık dinletme taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığı, davacının hizmet süresi, iş sözleşmesinin sona erme şekli, kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması hususlarına ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin 2007 yılı Aralık ayından 26.11.2018 tarihine kadar davalıya ait ".. .. Bloğu, .. Kat, ... Sok. No: .. ../../.." adresinde çalıştığını beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydının farklı işverenlerde gözükmesine rağmen çalışmasının davalı işveren nezdinde geçtiği kabulü ile hizmet süresi 15.12.2007-26.11.2018 tarihleri olarak tespit edilmiştir.
Davacıya ait hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde; davacının iddia ettiği çalışma dönemi içerisinde 04.07.2009-30.09.20 09... .08.2010-28.02.2012 tarihleri arasında dava dışı ... isimli işyerinde çalıştığı, söz konusu işyerinin çorbacı ve işkembeci olarak faaliyette bulunduğu, adresinin ".., .. Yolu, .. Sitesi" olarak geçtiği; ardından 16.02.2012-18.05.2013 tarihleri arasında ... nezdinde çalıştığı, adresinin ".. .. Bloğu ... Kat, ... Sok." olarak belirtildiği, 11.07.2013-03.12.2018 tarihleri arasında ise davalı nezdinde çalışmasının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tanıklarından ... davalı işyerinde 2007-2008 yıllarında çalıştığını ileri sürmüş ise de, söz konusu tanığın hizmet döküm cetveli Dairemizin eksiklik ikmaline ilişkin talep yazısı ile kapsama alınmış olup tanığın 13.02.2007 tarihinde .. isimli başkaca işveren tarafından çalışmasının bildirildiği; tanığın tüm çalışma dönemi boyunca da davalı tarafça bildirilen herhangi bir hizmet kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Diğer davacı ... ise 2008 yılında dava dışı başkaca bir işyerinde çalışmaya başladığını, davacının davalı nezdinde çalıştığını davacı ile aynı binada, son 3-4 yıl ise aynı katta çalışması sebebiyle davacının çalışma koşullarını ve süresini bildiğini beyan etmiştir.
Dosya içerisinde yer alan vergi dairesi kayıtlarında, davalı gerçek kişinin 01.08.2004-15.02.20 08... .04.2008-20.03.2012 tarihlerinde farklı vergi dairelerine mükellef olarak kaydının bulunduğu, söz konusu kayıtların terk nedeniyle faal durumda olmadığı, altın imalatı işine ilişkin olarak 07.06.2013 tarihinde oluşturulan mükellefiyetin ise aktif olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı vekilinin ise 27.02.2020 tarihli beyan dilekçesinde; "Tanık beyanının aksine, Davalı ...'nın 07.06.2013 tarihinde yapmış olduğu resmi işyeri açılışına kadar, Davalı başka bir işverenin üzerinde SGK kayıtlısı olarak gözükmüştür. SGK primleri de Özgür Çakmak ve Davacı'nın dayısı tarafından ödenmiştir. " şeklinde açıklamada bulunduğu görülmüştür.
Buna göre öncelikle davacının davalıya karşı hizmet tespit davası açıp açmadığı araştırılarak hizmet tespiti davasının açıldığının anlaşılması hâlinde hizmet süresi yönünden verilen karar alacak davası bakımından kesin delil teşkil edeceğinden tespit davası bekletici mesele yapılmalı, kesinleşmesi beklenilmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Yapılacak araştırma neticesinde davacı tarafça hizmet tespit davasının açılmamış olduğunun anlaşılması hâlinde ise davalı vekilinin 27.02.2020 tarihli beyan dilekçesi bakımından 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca davalı asıl isticvap edilmek ve resmî kayıtlar da dikkate alınmak suretiyle hizmet süresinin tespiti gerekir. Talep konusu alacakların ispatına ilişkin olarak dikkate alınacak tanık beyanlarının da söz konusu araştırma neticesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği hususu da göz önünde bulundurulmalıdır.
Eksik inceleme ile verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.