MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/754 E., 2025/1721 K.
DAVA TARİHİ : 22.05.2015
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/213 E., 2025/51 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde satış danışmanı ünvanıyla 04.02.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, sırasıyla satış danışmanlığı, plaza müdürlüğü ve son olarak da 21.10.2013 tarihinden itibaren Irak'ta genel koordinatör olarak görev yaptığını, son ücretinin aylık 2.500,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin işverence müvekkiline hakaret edilmesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, ayda iki kere hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, ayrıca Irak'ta araç satışı başına 250,00 USD prim ödemesi yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen 2014 yılında sattığı 296 adet satış için araç başına 150,00 USD ödendiğini, 2015 yılında satılan 17 araç için ise hiç prim ödemesi yapılmadığını belirterek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, prim, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının yurt dışı çalışmalarından davalı Şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının 21.10.2013 tarihinde istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, ibraname ve bordrolar dikkate alındığında davacının ödenmeyen alacağı bulunmadığını, işyerinde düzenli bir prim uygulaması olmadığını, ücrete ilişkin iddiaları kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 02.03.2023 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacının 03.05.2008-04.02.2015 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, davacının iş sözleşmesini yaşanılan tartışma sonrası haklı nedenle feshettiği, davacının ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu, imzalı ücret bordrolarında değişen tutarlarda fazla çalışma tahakkuku ve genel tatil tahakkuku yapıldığı görülmekle imzalı bordrolar dışlanmak suretiyle yeniden hesaplama yapıldığı, .... isimli kişi tarafından imzalanan prim hesaplama yöntemleri ve prim tabloları dikkate alındığında ve tanıklarca ...'nin davalı Şirketin finans bölümünde çalıştığı ikrar edildiğinden, ayrıca davalı tarafın taraf olduğu emsal dosyalarda da işyerinde prim uygulaması bulunduğu sabit olduğundan 16.10.2024 tarihli ek rapor uyarınca davacının prim alacağına da hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre, davacı imzasını havi 21.10.2013 tarihli istifa dilekçesi sunulmuş ise de taraf tanıklarının beyanları ve dosya kapsamı ile anılan istifa dilekçesinin gerçek bir istifa iradesini yansıtmadığı, davalı işveren tarafından davacı işçinin Irak projesine görevlendirilmesi üzerine sigorta çıkışına dayanak yapılmak üzere işverenin talebi üzerine verilen dilekçe niteliğinde olduğu, davacının 21.10.2013 tarihinde sigorta çıkışı yapılmakla birlikte, aynı gün davalı Şirketin Irak'taki uzantısında sigortasız çalıştırılmaya devam edildiği, tüm hizmet süresinden davalının sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, davalı tarafından delil olarak dayanılan ibranamenin herhangi bir miktar içermeyip iş sözleşmesi devam ederken düzenlendiği dikkate alındığında ibranameye değer verilmemesinin yerinde olduğu, davacı tarafından, dava tarihinden önce keşide edilen ihtarname içeriği, tanık beyanları ve dosya kapsamında ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunun ispat edildiği de gözetildiğinde, işçinin haklı feshi kabul edilerek kıdem tazminatına hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, yıllık izinlerin kullandırıldığının ve karşılığı olan ücretlerin ödendiğinin, yazılı yıllık izin formaları, ödeme dekontu vs. belgelerle ispat edilmesi gerektiği, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından bu hususta herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasının da yerinde olduğu, .... isimli kişinin davalı Şirketin muhasebe çalışanı olduğu anlaşılmakla hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı Şirketin muhasebe çalışanı olan söz konusu kişi tarafından düzenlenen belgelere göre prim alacağının hüküm altına alınmasında da isabetsizlik bulunmadığı; ancak dosya kapsamında, bordro sunulan dönem açısından bordro tahakkukundan daha çok fazla çalışma veya genel tatil çalışması yapıldığı yazılı delil ile ispat edilemediğinden imzalı bordrolarda tahakkuk olan ayların hesaplanmadan dışlanması gerekir ise de bordro bulunmayan dönemler ile bordro bulunmakla beraber tahakkuk bulunmayan ayların da dışlanmasının hatalı olduğu; ayrıca dava dilekçesi ile talep edilen kıdem tazminatı ve prim alacak miktarlarına en yüksek banka mevduat faizini aşmamak üzere yasal faize, ıslah ile artırılan miktarlarına ise en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesi gerekirken anılan alacakların tamamına en yüksek banka mevduat faizini aşmamak üzere yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dosyada yer alan istifa dilekçesine rağmen kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu,
2. Davacının Irak'taki çalışmaları yönünden davalı Şirketin sorumluluğunun bulunmadığını,
3. İmzalı ücret bordrolarına rağmen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasının yerinde olmadığını,
4. Yıllık izne ilişkin belgeler dikkate alınmaksızın karar verildiğini,
5. Davacı tarafından sunulmuş evraklarda imzası olan .... adlı kişinin Şirketin yönetiminde bir yetkisinin bulunmadığını, belirtilen kişinin finans bölümünde eleman olarak çalışmakta olup çalışanların primlerini düzenlemeye ilişkin bir yetkisi olmadığını, dolayısıyla söz konusu evrakların ispat gücü bulunmadığını, satış olgusu, satışta prim uygulanıp uygulanmadığı olgusu, prim uygulanıyorsa buna dair veriler, davacının (iddiasına göre) kaç araç sattığının net tespiti gibi hususlar irdelenmeden hüküm tesisinin hatalı olduğunu,
6. Alacaklara uygulanan faiz oranının hatalı olduğunu ve kaldırma kararı ile verilen usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde hüküm tesis edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalı nezdindeki hizmet süresi, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile prim ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile alacaklara uygulanan faiz oranına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
İşçinin uzun süre yıllık ücretli izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde belirtilen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıl veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işyerinde 5 yıl çalışması olduğu tespit edilen davacının tüm çalışma süresi boyunca hak ettiği yıllık ücretli izin süresinin 70 gün olduğu belirlenmiş ve davacının hiç izin kullanmadığı kabul edilerek karar verilmiştir. Ancak davalı tarafça, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, 20.10.2014-14.11.20 14... .01.2019-25.01.2019 tarihlerine ilişkin yıllık izin belgeleri sunulmuştur. Söz konusu belgelere karşı davacı vekilince yapılan açıklamada, davacının belirtilen tarihler arasında Irak'ta bulunduğunu, ailesi ve sosyal yaşamı Türkiye'de olduğundan yılık izinlerde Irak'ta olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının 27.10.2014-07.11.2014 tarihleri arasında izin kullandığını, zira bunun da yurt dışına giriş çıkış kayıtları ile sabit olduğunu, belgelere karşı davalı hakkında özel belgede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu ifade etmiştir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ... no.lu dosyası ile davalı aleyhine ceza soruşturması başlatıldığı da dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu belgelerin ve belgelere karşı savunmaların değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ve yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak; öncelikle davalı aleyhine başlatılan Savcılık soruşturmasının akıbeti araştırılarak bu araştırmanın sonucuna göre davacının yıllık izin kullandığına ilişkin belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı değerlendirilmelidir. Diğer yandan, davacı vekilinin davacının 27.10.2014-07.11.2014 tarihleri arasında yıllık izin kullandığı yönündeki beyanına göre belirtilen dönemde davacının yıllık izin kullandığı kabul edilmeli, ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca yıllık ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün kullandığı, 27.10.2014-07.11.2014 tarihleri arasındaki dönem dışında da kullandığı yıllık izin süresi olup olmadığı konularında beyanı alınmalıdır. Bundan sonra ve tüm dosya kapsamına göre yıllık ücretli izin alacağı talebi konusunda bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.