(213 S. K. m. 227, 231, 358) (3787 S. K. m. 10)
Dava: 213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefetten sanık Sedat'ın yapılan yargılaması sonunda, beraatine dair, Beyoğlu Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 20.2.1992 gün ve 1991/1120 esas, 1992/186 karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili tarafından istenilmiş olduğundan; dava evrakı C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar : 1- Davaya konu 16.7.1990 günlü tutanakta sanığın yetkilisi bulunduğu şirketin, A.... İnşaat'ın şantiyesinden işletmeye sevk ettiği muhtelif emtia için sevk irsaliyesi düzenlemediği, 23.8.1990 günlü tutanakta ise muhtelif tarihlerde, muhtelif firmalara yapılan sevklerle ilgili faturaların 10 günlük kanuni sürenin geçmesinden sonra düzenlendiği, ayrıca 7188 nolu sevk irsaliyesinde tarih yazılı olmadığı açıklanmış bulunmaktadır.
Şu hale göre, her iki tutanağın 213 sayılı Kanunun 227/3 ve 231/5. maddeleri de gözetilerek bir hesap dönemi içinde, ayrı tarihlerde, en az iki defa sevk irsaliyesi ve en az iki defa fatura düzenlenmemesi eylemleri ile ilgili olduğundan şüphe yoktur. Öte yandan,213 sayılı Kanunun 358/1. maddesinde yazılı suçun oluşması için tesbitin en az iki defa yapılması zorunluluğu bulunmayıp, eylemin bir hesap dönemi içerisinde, ayrı tarihlerde, en az iki kez gerçekleşmesi yeterlidir.
Bu itibarla; 16.7.1990 günlü tutanağa konu sevk irsaliyesinin düzenlenmediği, keza 23.8.1990 günlü tutanağa konu sevk irsaliyesine düzenlenme tarihinin yazılması hususunun zorunlu olması ve anılan zorunluluğa uyulmaması halinde bu belgenin hiç düzenlenmemiş sayılacağı, diğer taraftan, 23.8.1990 günlü tutanağa konu 29.3.1990 günlü sevklerle ilgili faturalarının en geç 7.4.1990, 17.4.1990 günlü sevklerle ilgili faturanın en geç 26.4.1990, 19.4.1990 günlü sevklerle ilgili faturanın ise en geç 28.4.1990 tarihlerinde düzenlenmesi gerektiği halde bu sürelerin dışında 30.4.1990 tarihlerinde düzenlendiği, süresinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağının anlaşılması karşısında tüm dosya ile iddianame nazara alınarak sanığın fiillerinin sübutunun kabulü gerekirken yazılı şekilde beraat hükmü tesisi,
2- Dava konusu suç, niteliği ve işlendiği tarih itibariyle 3 Nisan 1992 gün ve 21191 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3787 sayılı Kanunun 10/2. maddesinde yer alan şartlı affa tabi olduğundan; mahkemece anılan Kanunda af için öngörülen şartlar bakımından gerekli araştırmanın yapılarak, bunların yerine getirilip getirilmemiş olmasına göre sanık hakkında yeniden bir değerlendirme ve uygulama yapılmasında kanuni zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ve müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, 16.09.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy