(1412 S. K. m. 29, 290) (765 S. K. m. 2, 125) (3713 S. K. m. 5) (3419 S. K. m. 1) (2709 S. K. m. 10,12) (YCGK. 1.4.1991 T. 1991/9 -41 E. 1991/105 K.)
Dava: Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunmaktan sanıklar Mustafa ve Abdullah yapılan yargılamaları sonunda; Suç vasfında vaki değişiklik nedeniyle silahlı çetenin sair efradı olmaktan dolayı mahkumiyetlerine dair M. Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 23.11.1992 gün ve 1992/l59 esas, 1992/213 karar sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle sanıklara çıkarılan meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden duruşmaya vekil göndermediklerinden ve bir mazerette bildirmediklerinden haklarında duruşma- sız olarak yapılan inceleme sonunda aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Duruşmada sanığın yanında onu savunan ve bu görevi mahkemece de kabul edilen vekaletnamesiz müdafiin CMUK. nun 290. maddesi uyarınca sanığın açık arzusuna muhalif olmamak şartıyla kanun yollarına başvurmasının mümkün bulunmasına, dosyada sanığın açık muhalefetine ilişkin bir belgenin de mevcut olmamasına göre sanık Abdullah adına müdafiinin temyizinin geçerli sayılması gerektiğinden, tebliğnamedeki bu konuya ilişkin temyiz isteğinin reddi düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık Abdullah amaç suçun işlenmesine yönelik olarak ağır tehlike sonucunu doğuracak boyut ve önemdeki 15.4.1992 tarihinde Pazarcık ilçesi Kaymakamlık lojmanı ve Emniyet binasına silahlı baskın ve 9.5.1992 tarihinde Engizek Dağları Devegeçidi'nde güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya fiilen katıldığı sübuta ermiş bulunmasına göre eyleminin TCK. nun 125. maddesi içinde değerlendirilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Abdullah suçunun sübutu kabul, vasfı tayin, suç tarihi itibariyle 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi uygulanmış, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, adı geçen hakkında eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak ONANMASINA,
Sanık Mustafa hakkındaki hükme yönelik temyize gelince:
Sanık ve vekili hazır olduğu halde verilen C. Savcısının esas hakkındaki mütalaası içeriği karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Ancak:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun l.4.1991 gün ve 199l/4l-l05 sayılı kararı ve 3618 sayılı Kanunun genel gerekçesi, Anayasanın 10/son, 12/l. maddeleri ile TCK. nun 2/2. maddesindeki kanunlar önünde eşitlik, herkesin vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olma, lehteki kanunun geriye yürütülmesi ilkeleri nazara alındığında, 3853 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 3419 sayılı Kanunun l/a maddesi hükmünden yararlanması gerektiğine ilişkin Dairemizin 5.5.1993 gün 1993/780-2170 sayılı kararı ışığında, 9.5.1992 tarihinde örgütten kendiliğinden çekilerek, örgütçe işlenen suçlara katıldığı belirlenemeyen, verdiği bilgi ile örgütün meydana çıkarılmasına ve tasarlanan silahlı eylemin icrasına engel olan ve Hakim huzurunda itiraflarından vazgeçmediği anlaşılan sanığın yukarıda belirtilen 3853 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 3419 sayılı Kanunun l/a maddesi hükmünden yararlandırılması gerektiği gözetilerek ceza tayini ne yer olmadığı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanığın tahliyesine, başka suçtan hükümlü ve tutuklu olmaması halinde derhal tahliyesi için Yargıtay C. Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 05.07.1993 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy