(765 S. K. m. 504/4) (1475 S. K. m. 85, 105/2)
Dava: 1475 sayılı İş Kanununa muhalefetten sanıklar Adem ve Fikri'nin yapılan yargılamaları sonunda; mahkumiyetlerine dair, Niksar Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 24.5.1993 gün ve 1989/248 esas, 1993/160 karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Dairey gönderilmekle incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: 1475 sayılı Kanunun 85. maddesi, bazı istisnalar dışında, işçilere iş ve işlere işçi bulmak için, kazanç amacıyle olsun veya olmasın faaileyet gösterilmesini, çalışlmasını veya bu maksatta büro açılmasını yasaklamış, 105. maddesinin 2. fıkrası ise, çalışma ve faaliyetin dış ülkelere işçi göndermek amaıyle yapıldığının tespiti halinde verilecek cezayı belirlemiştir.
Görüldüğü gibi, sanıklara isnat edilen 1475 sayılı Kanuna muhalefet suçunun oluşabilmesi için, dış ülkelere işçi göndermek amaciyle faaliyet gösterdiklerinin, çalışmalar yaptıklarının veya bu maksatta özel büro açtıklarının tespit edilmesi gerekir.
Somut olayda, büro açtıkları yolunda herhangi bir iddia ve delil bulunmayan sanıkların, müşterilerden kendilerini Rusya'ya işçi olarak gnödermek vaadiyle, düzenledikleri senet karşılığında 300.000'er lira miktarında paralarını ve ayrıcı pasaportlarını alarak, uzun süre oyaladıkları ve vaadlerini yerine getirmedikleri için de müşterilerin şikayetleri üzerine haklarında kamu davası açıldıı anlaşılmaktadır.
Dosya arasında, sanıkların müşterileri dış ülkelere işçi olarak göndermek amacıyla, bizza pasaportlarını çıkartmak, viza yaptırmak, işverenle muhabere yapmak, mukavele imzalamak, vize yaptırmak, işverenle muhabere yapmak, mukavele imzalatmak ve benzeri çalışmalar yaptıkları ve faaliyetlerde bulunduklarını gisterir delil bulunmamaktadır.
Bu sebeplerle sanıkların, dış ülkelerde iş bulmak gibi bir düşünceden ziyade müştekilerin hulus ve saffetlerinden yararlanarak haksız menfaat sağlamak amacıyla yurtdışına işçi olarak götüreceklerini vadederek 300.000'er lira paralarını almaktan ibaret kaldığı iddia olunan eylemlerinin, suç tarihi gözetilerek 29.11.1990 tarihinde yürürlüğe giren 3679 sayılı Kanunla değişik TCK.nun 504/4. maddesine mümas ve yargılama görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, davaya Asliye Ceza Mahkemesine devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı ve sanıkların temyiz itirazları öncelikle bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebepden dolayı sonuçta istem gibi BOZULMASINA, 03.06.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy