(3682 S. K. m. 8) (4454 S. K. m. 2)
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaya yönelik propaganda yapmak suçundan Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 17.11.1998 gün, 1995/17-1998/144 sayılı kararı ile 1 yıl hapis ve 100.000.000.- TL ağır para cezasına hükümlü Murat Bozlak'ın işbu cezasının infazının 4454 sayılı kanun uyarınca ertelenmesine dair aynı mahkemece verilen 28.3.2000 gün, 1995/17-1998-144 sayılı kararı müteakiben vukubulan, anılan hükümlüye ait adli sicil kaydının silinmesi isteminin reddine dair Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 6.9.2002 gün, 2002/726 D. İş sayılı kararına vaki itirazın kabulü ile 4454 sayılı kanunu yürürlüğe girdiği 3.9.1999 tarihinden itibaren 3 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle mahkumiyet hükmünün vaki olmamış sayıldığından bahisle 3682 sayılı kanunun 8/2. maddesi uyarınca söz konusu cezaya ilişkin adli sicil kaydının silinmesine dair Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 11.9.2002 gün ve 2002/626 D. İş sayılı kararının;
3682 sayılı Adli Sicil Kanunun 8. maddesinde ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde silinme yönünden bu tarihin esas alınacağının belirtilmiş olmasına ve 4454 sayılı Kanunun 2/1. maddesinde öngörülen Haklarında 1. madde hükümleri uygulananlar, erteleme tarihinden itibaren 3 yıl içerisinde 1. madde kapsamına giren kasıtlı bir cürümden dolayı mahkum edildiklerinde ertelenen cezaları aynen çektirilir ve 2/4. maddesinde öngörülen, Üç yıllık süre 1. madde kapsamına giren kasıtlı bir cürümden dolayı yeniden mahkum edilmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkındaki mahkumiyet vaki olmamış sayılır... hükümlerine göre erteleme kararının verildiği 28.3.2000 gününden itibaren 3 yıllık yasal sürenin dolmamış bulunması karşısında silinme koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin itirazın reddi yerine yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMUK. nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 20.9.2002 gün ve 40037 sayılı yazılı emrine atfen, C. Başsavcılığının 2.10.2002 gün ve 154934 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelendi.
Yazılı emre atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 11.9.2002 tarih ve 2002/626 D. İş sayılı kararının CMUK. nun 343. maddesi uyarınca BOZULMASINA, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Hükümlü Murat Bozlak Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 17.11.1998 gün ve 1995/17 - 1998/144 sayılı kararı ile 1 yıl hapis ve 100.000.000 lira ağır para cezasına mahkum edilmiş, bu karar dairemizce onanarak kesinleşmiştir.
4454 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesiyle dosya mahkemece ele alınmış, duruşma açılmaksızın evrak üzerinde ertelemenin reddine karar verilmesi nedeniyle, vaki temyiz üzerine dairemizce işin incelenmesinin duruşmalı olarak yapılması gerektiğinden dolayı bozulmuş, bozmaya uyan yerel mahkeme yaptığı yargılama sonunda 28.3.2000 tarihinde mezkur cezanın ertelenmesine karar vermiştir.
3682 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 8. maddesine göre;
- Cezanın çekilmesi, (yani infaz edilmesi)
- Düşmesi, (şikayetten vazgeçme vb. nedenlerle)
- Ortadan kalkması, (şikayetten vazgeçme, zamanaşımı, genel ve özel af vb. nedenlerle)
- Vaki olmamış sayılması, (erteleme üzerine deneme süresinin suç işlemeden geçirilmesi hali)
- İdari yaptırıma dönüşmesi,
- Suç olmaktan çıkartılması
hallerinde ya da
3682 sayılı Kanunun 9. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere
- İlgilinin ölmesi,
- 80 yaşını aşma hali nedeniyle
mahkumiyet kararları (yukarıda haller gerçekleşip, belli durumlar için öngörülen belirli süreler de geçtikten sonra) adli sicilden çıkartılmaktadır. Ancak kanun koyucu bir takım mahkumiyetler yönünden ıslah olma halini kabul etmediğinden (yüz kızartıcı suçlar gibi), onlar yönünden adli sicilden çıkartılma halini kabul etmemektedir.
Vaki olmamış sayılma anı, ister mahkeme kararı ile (647 Sayılı Kanununun 6), isterse kanunla (4454 Sayılı Kanun) olsun, ertelemenin düştüğü andır. Kararın vaki olmamış sayıldığı an esas alınarak, bu karar 3682 sayılı Kanunun 8. maddesindeki koşullar çerçevesinde adli sicilden çıkartılır.
4454 sayılı Yasa 3.9.1999 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi 19.7.2001 tarih ve 2001/3 Esas - 2001/3 Karar sayılı kararında: 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 6. maddesinde öngörülen erteleme, kimi koşulların gerçekleşmesi halinde yargı organlarınca karara bağlanmasına karşılık 4454 sayılı Yasa'yla getirilen erteleme, böyle bir karara gerek duyulmadan doğrudan uygulanan kendine özgü bir niteliğe sahiptir. demektedir.
3.9.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4454 sayılı Yasanın 1. maddesinde .... ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı 12 yılı geçmeyen suçlardan dolayı 12 yıl veya daha az şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum edilmiş bulunan kimselerin cezalarının infazı ertelenmiştir.
Halen cezaları çekmekte olanlar hakkında da 1. fıkra hükmü uygulanır.
İlgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on iki yılı geçmeyen suçlardan dolayı birinci fıkrada sayılanlar hakkında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm kurulmamış veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir denilmektedir.
Bu madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, 4454 sayılı Yasa ile getirilen erteleme kararı yürürlüğe girdiği tarih itibari ile kendiliğinden hukuki sonuç doğurmaktadır.
Aksine düşünce kişiler arasında haksızlıklara neden olur. Bu kanunun uygulamasında talep bulunması da şart değildir. Bir mahkeme hemen karar verir, öbür mahkeme geç karar verirse ve karar tarihinden süreyi başlatırsak kararı erken alan hemen hakkına kavuşacak kararı geç alan belki de geç aldığı için o hakkını kaybedecektir.
İzah edilen nedenlerle, 4454 sayılı Yasanın 1. maddesinin ilk şekline giren hususlarda erteleme tarihi 3.9.1999 olup, bu tarihten itibaren anılan Kanunun 2. maddesindeki 3 yıllık süre dolduğundan Ankara 2 Numaralı Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmemekle yazılı emre atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun kararına iştirak edemiyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy