(765 S. K. m. 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 168, 450) (4616 S. K. m. 1)
Dava: Hükümlü Mustafa Demir hakkındaki yasadışı terör örgütü üyesi olmak suçundan Erzincan 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 9.12.1996 gün, 1993/58-1996/283 sayılı ilamına konu 12 yıl 6 ay ağır hapis ve adam öldürmek suçundan Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesinin 25.12.1998 gün, 1998/32-438 sayılı ilamına konu 2 yıl geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek üzere müebbet ağır hapis cezalarının yerine getirilmesinde, cezaların içtima edilerek, 4616 sayılı Kanun uyarınca şartla tahliye edilmesine yönelik talebin reddine, hükümlünün cezalarının ayrı ayrı infaz edilmesine dair Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi'nin 9.7.2004 gün, 2004/95 müt. sayılı kararına vaki itirazın kabulü ile her iki cezanın müebbet ağır hapis cezası olarak içtima edilmesi suretiyle, cezaevinde geçirdiği süre de nazara alınarak 4616 sayılı Kanun uyarınca şartla tahliyesine ilişkin Doğubeyazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 10.8.2004 gün, 2004/156 müt. sayılı kararının;
Tüm dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında Erzincan 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 1993/58 esas ve 1996/283 karar sayılı ilamı ile yasadışı PKK terör örgütü üyesi olmak suçundan verilen kesinleşmiş cezanın suç tarihi itibariyle 3713 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu ve bu cezasının 21.6.1993 ile 3.11.2002 tarihleri arasında anılan Kanun hükümleri gereğince infaz edildiği, Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 1998/32 esas ve 1998/438 sayılı kararı ile verilen 2 yılı geceli gündüzlü hücrede tecrit edilmek sureti ile müebbet ağır hapis cezasının ise 4616 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu ve bu cezanın da 4616 sayılı Kanun gereğince 3.11.2002 tarihi itibariyle infazına başlandığı cihetle, Erzincan 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince terör suçundan dolayı verilen cezaya 3713 sayılı Kanunda belirtilen infaz hükümlerinin uygulanması, Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesince adam öldürmek suçundan verilen cezaya da 4616 ve 4758 sayılı Kanunda belirtilen infaz hükümlerinin uygulanması gerektiği, farklı infaz rejimlerine tabi bulunan iki ayrı cezanın içtima edilmesi suretiyle 4758 sayılı Kanun ile değişik 4616 sayılı Kanun hükümleri gereğince infazının yapılamayacağı gözetilmeksizin itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, CMUK. nun 343. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 17.9.2004 gün ve 40082 sayılı yazılı emrine atfen, Yargıtay C. Başsavcılığının 30.9.2004 gün ve Y.E.9/2004-187375 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelendi.
Karar: Yasalar, genel gerekçesi, madde gerekçeleri ve TBMM'de görüşülmesi sırasında ileri sürülen fikirlerin değerlendirilmesi ile yasanın söylemi, amacı da nazara alınarak genel hukuk ilkeleri doğrultusunda mantıki esaslara dayanılarak yorumlanmalıdır.
TCK. nun 68 ile 77. maddeleri uyarınca cezaların içtimaı yasal zorunluluk olup, değişik mahkumiyetlerin ayrı infaz rejimlerine tabi olması halinde içtima ettirilmeyeceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmayıp, ayrı infaz rejimlerine tabi olma hususunun, cezaların infazı sırasında nazara alınması söz konusu olduğundan, yazılı emre dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bu hususa ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir. Ancak;
4758 sayılı Yasa ile değişik 4616 sayılı Yasanın 1/2. maddesi uyarınca infaz sırasında yapılacak indirimin ne şekilde olacağı hususuna gelince;
Anılan maddedeki müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların veya şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenlerin ya da aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl indirilir. İndirim verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezaların toplam üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez" hükmü ile yapılacak 10 yıllık ceza indiriminin, her bir mahkumiyet hükmü için tabi oldukları infaz rejimine göre hesaplanacak fiilen çekilmesi gereken cezaların toplamı üzerinden ve sadece bir kereye mahsus olmak üzere uygulanacağı açık ve kesin bir biçimde ortaya konulmuş olup, somut olayımızda;
Hükümlünün çekmesi gereken TCK. nun 450. maddesine aykırılıktan verilmiş üç ayrı müebbet ağır hapis cezası ile 4616 sayılı Yasa kapsamında bulunmayan TCK. nun 168/2. maddesine aykırılıktan verilmiş bir muvakkat ağır hapis cezası bulunduğuna göre, 4616 sayılı Yasa kapsamında bulunan üç ayrı müebbet ağır hapis cezasından bir tanesi için bile hesaplanan filen çekilmesi gereken ceza miktarı 10 yıldan fazla olduğundan, 10 yıllık ceza indiriminin yalnızca bir müebbet ağır hapis cezasına uygulanması söz konusu olup, diğer müebbet ağır hapis cezalarına ve TCK. nun 168/2. maddesi uyarınca verilmiş olan muvakkat ağır hapis cezasına uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
TCK. nun 68 ile 77. maddelerinde düzenlenen cezaların içtima müessesesi ile cezaların infazı sırasında nazara alınacak olan 4616 sayılı Yasa uyarınca yapılacak indirim hususunu birbirine karıştırmamak gerekir. Zira, 4758 sayılı Yasa ile değişik 4616 sayılı Yasanın 1/2. maddesi tayin olunan cezaların niteliğini ve süresini değiştirmemektedir. Sadece infaz sırasında şartla tahliye süresini etkilemektedir. Bu nedenle yapılacak 10 yıllık ceza indiriminin cezaların içtimaı müessesesi ile ilgisi yoktur.
Yerel mahkeme kararındaki aksine düşünce kabul gördüğü takdirde, yani 10 yıllık indirimin içtima sonucu tespit edilen cezadan yapılması durumunda, uygulamanın üç ayrı müebbet ağır hapis cezasını ve 4616 sayılı Yasa kapsamı dışında kalan muvakkat ağır hapis cezasını da içine alacak biçimde dört ayrı ceza alanında yapılmış olması sonucunu doğuracaktır ki, 4616 sayılı Yasanın çıkarılış amacını aşacak şekilde yapılan böyle bir uygulama yasa maddesine açık bir aykırılık oluşturmaktadır.
Ayrıca üç ayrı adam öldürmek suçundan verilmiş bulunan üç ayrı müebbet ağır hapis cezası ile silahlı çete üyesi olmak suçundan verilmiş ve 4616 sayılı Yasanın kapsamı dışında olan 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasının bu şekilde yasal düzenlemeye aykırı bir yorumla infazının yapılması, hak ve adalet kurallarına da uygun bulunmamaktadır.
Sonuç: Yazılı emre dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle yerinde bulunduğundan, Doğubeyazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 10.8.2004 gün ve 2004/156 müt. sayılı kararının BOZULMASINA, bozma uyarınca gerekli işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın gereği için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy