(5271 S. K. m. 83, 174)
Dikkatsizlik, tedbirsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçundan şüpheli
. hakkındaki soruşturma evresi sonucunda Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22.6.2005 gün ve 2005/1111 hazırlık, 2005/1205 esas, 2005/629 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesi gereğince iadesine dair, Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.6.2005 gün ve 2005/8 sayılı kararına vaki itirazın reddine ilişkin Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 1.7.2005 gün ve 2005/595-584 değişik iş sayılı kararının;
Dosya kapsamına göre, olaydaki kusur durumunun tespiti amacıyla keşif yapılmadığı, sübuta etki edecek bu delilin toplanmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,
Somut olayda dikkatsizlik, tedbirsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçundan dolayı kamu davası açıldığı, soruşturma aşamasında tüm delillerin toplanmış bulunduğu, keşif hususunun ise hakimin yargılama sonucunda yereceği karara yardımcı olması amacıyla, onun takdirinde yapılan delil toplama işlemi olduğu, keza 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 83 ve devam maddelerinde de bu hususa işaret edilerek keşfin, hakim veya mahkeme veya naip hakim ya da istinabe olunan hakim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacağının öngörüldüğü, kural olarak keşfin hakim tarafından yapılacağının belirtildiği, hangi olayda keşif yapılmasına ihtiyaç duyulacağının hakim veya Cumhuriyet savcısınca farklı değerlendirilebileceği, Cumhuriyet savcısının sadece gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu yetkisinin bulunduğu, mümkün olduğunca; gecikme halînde delilin kaybolması ya da değişmesi söz konusu olacaksa ve derhal hakim tarafından keşif yapılma olanağı bulunmuyorsa, Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması gerektiği, aksi halde bu hükmün geniş yorumlanarak, gecikmesinde sakıncalı hal olup olmadığına bakılmaksızın her olayda Cumhuriyet savcısı tarafından keşif yapılması gerekeceği, somut olayda suçun işlendiği 9.3.2005 tarihinden yaklaşık 3 ay geçtikten sonra iddianame tanzim edilerek dava açılmış olduğu, suçun niteliği de gözönüne alındığında artık gecikmesinde sakınca bulunan halden söz edilemeyeceği, diğer yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda taksirli suçlar bakımından kusur oranında cezadan indirim yapılması kuralının kaldırılmış olduğu, ancak taksirden dolayı hakim tarafından belirlenecek kusurluluk göz önünde bulundurulmak suretiyle, suçun cezasının tesbit edilmesinin gerekeceği, bu durumda ihtiyaç duyulduğunda ve gecikmesinde sakınca bulunan hal ortadan kalkmış veya hiç gerçekleşmemişse hakim tarafından keşif yapılmasının gerekli olacağı cihetle itirazın bu gerekçelerle kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 24.8.2005 gün ve 35365 sayılı Kanun yararına bozma talebine dayanılarak, Yargıtay C.Başsavcılığının 1.9.2005 gün ve 2005/151940 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma istemine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 1.7.2005 tarih ve 2005/595-584 D.iş sayılı kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy