(5271 S. K. m. 83, 170, 174)
Taksirle yaralama suçundan şüpheli
hakkındaki soruşturma evresi sonucunda, Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 4.7.2005 gün ve 2005/3477 hazırlık, 2005/1257 esas, 2005/656 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle, aynı Kanunun 174. maddesi gereğince iadesine dair, Nazilli 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 11.7.2005 gün ve 2005/17 sayılı kararma vaki itirazın reddine ilişkin Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 27.7.2005 gün ve 2005/779-769 değişik iş sayılı kararının;
Dosya kapsamına göre, olaydaki kusur durumunun tespiti amacıyla keşif yapılmadığı, sübuta etki edecek bu delillin toplanmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de;
Somut olayda dikkatsizlik tedbirsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçundan dolayı kamu davası açıldığı, soruşturma aşamasında tüm delillerin toplanmış bulunduğu, keşif hususunun ise hakimin yargılama sonucunda vereceği karara yardımcı olması amacıyla, onun takdirinde yapılan delil toplama işlemi olduğu, keza 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 83 ve devam maddelerinde de bu hususa işaret edilerek keşfin, hakim veya mahkeme veya naip hakim ya da istinabe olunan hakim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılacağının öngörüldüğü, kural olarak keşfin hakim tarafından yapılacağının belirtildiği, gecikme halinde delilin kaybolması ya da değişmesi söz konusu olacaksa ve derhal hakim tarafından keşif yapılma olanağı bulunmuyorsa, Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılması gerektiği, aksi halde bu hükmün geniş yorumlanarak, her olayda Cumhuriyet Savcısı tarafından keşif yapılması gerekeceği, somut olayda suçun işlendiği 25.6.2005 tarihinden yaklaşık 10 gün geçtikten sonra iddianame tanzim edilerek dava açılmış olduğu, suçun niteliği de gözönüne alındığında, artık gecikmesinde sakınca bulunan halden söz edilemeyeceği, diğer yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda taksirli suçlar bakımından kusur oranında cezadan indirim yapılması kuralının kaldırılmış olduğu, ancak taksirden dolayı hakim tarafından belirlenecek kusurluluk gözönünde bulundurulmak suretiyle suçun cezasının tesbit edilmesinin gerekeceği, bu durumda ihtiyaç duyulduğunda ve gecikmesinde sakınca bulunan hal ortadan kalkmış veya hiç gerçekleşmemişse hakim tarafından keşif yapılmasının gerekli olacağı cihetle, itirazın bu gerekçelerle kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 27.9.2005 gün ve 40443 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak, Yargıtay C.Başsavcılığının 13.10.2005 gün ve 2005/176095 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma istemine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 27.7.2005 tarih ve 2005/779 D.İş ve 2005/769 sayılı kararının CMK. nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy