(5237 S. K. m. 314)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tüm dosya kapsamına, sanık Mehmet Koşti ile diğer sanıklar Salih Karakurt ve Zeki Barlin, tanıklar Hasan Kaya ve Hikmet Beyhan'ın birbirlerini doğrulayan kolluk beyanlarına, teşhis ve yüzleştirme tutanaklarına, sanık Mehmet Koşti'yi yanında dört kişi ile Urfa'ya götürdüğü şeklinde maddi olayı doğrulayan tanık Hasan Polat'ın aşama ifadelerine, telefon kayıtlarına ilişkin tutanaklara göre; sanıkların örgütle organik bağ içinde örgüte eleman temin etme ve kırsala adam gönderme faaliyetlerinde bulundukları anlaşıldığından eylemlerindeki süreklilik nedeniyle silahlı örgüt üyesi olmak suçlarının sübut bulduğu ve hukuki durumlarının buna göre tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Sonuç: Kanuna aykırı, C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA 21.11.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanıklar hakkında örgüt üyeliği suçundan dava açılmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, oybirliği ile beraatlerine karar verilmiştir.
Sanık Mehmet Koşti, karakolda suçu kabul etmiş, diğer aşamalarda suçlamaları reddetmiştir.
Sanık Abbas Kaya, karakolda adının Ömer olmadığını, adı geçenleri tanımadığını bildirmiş, diğer aşamalarda suçlamaları reddederek kod adının olmadığını söylemiştir.
Sanık Mehmet Koşti savcılık ifadesinde suçu kabul etmemiş, okumadan ifadeyi imza ettiğini, psikolojik baskı altında kaldığını, Abbas Kaya'yı tanımadığını, hiç görüşmediğini, ara sıra Salih Karakurt'un cep telefonundan Devrim isimli kişi ile görüştüğünü, örgüte katılması için kendisini Salih Karakurt'un tehdit ettiğini söylemiştir.
Sanık mahkemede psikolojik işkence gördüğünü, diğer ifade ve yüzleştirme vs. belgeleri kabul etmediğini söylemiştir.
Sanık Abbas Kaya diğer ifade, teşhis vs. belge ve beyanları kabul etmediğini söylemiştir.
Sanıkların aleyhlerine ifade veren kişiler, daha sonradan beyanlarından vazgeçmişler, önceki ifadeleri kabul etmemişlerdir. Bu durumda aleyhteki bilgi ve ifadeler karakol aşamasında kalmış, savcılık, sorgu ve mahkeme aşamasına geçmemiştir.
Bu durumda; mahkumiyet kararı verilmesi halinde karakol aşamasındaki bilgilere dayanılması gerekmektedir. Bu ise doğru olamaz, zira diğer soruşturma ve koğuşturma evrelerinde sanıkları suçlayan kesin ve inandırıcı kanıt bulunmamaktadır.
Sanıkların aksi kanıtlanamayan savunmaları karşısında mahkemenin vermiş olduğu beraat kararı yerindedir.
Sanık Abbas Kaya'nın aleyhine bir ikrarı dahi bulunmamaktadır ve diğer sanıklardan da ayrı yakalanmıştır. Bu sanığın diğer sanıklarla bir irtibatı da tespit edilememiştir.
Sanık Mehmet Koşti'nin aksi kanıtlanamayan beyanına göre, örgütün dağ kadrosuna katılmayı kabul ettiği, ancak sonradan vazgeçtiği beyan edilmiş olması nedeniyle bu aşamada kalan faaliyet örgüt üyeliği suçunu oluşturmaz.
Dosya kapsamı, mahkemenin gösterdiği gerekçe gözönüne alındığında, sanıkların örgüt üyeliği suçunu işledikleri hususunda mahkumiyetlerine yeterli vicdani kanaati tatmine kafi kesin ve inandırıcı kanıtlar bulunamadığından mahkemenin vermiş olduğu beraat kararında bir isabetsizlik bulunmadığından onanması görüşü ile sayın çoğunluğun, sanıkların mahkumiyetlerini gerektirir yönündeki bozma kararına katılamıyorum. 21.11.2006 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy