(765 S. K. m. 2, 31, 33, 40, 70, 450/4) (5237 S. K. m. 7) (CGK. 30.03.2004 T. 2004/1-46 E. 2004/78 K.)
Dava: 765 sayılı TCK. nun 450/4, 70, 31, 33. maddeleri gereğince 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, 6 yıl geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazına 3713 sayılı Yasanın geçici 1/b maddesi uyarınca çekmeleri gereken cezanın 8 yılını çektikleri takdirde şartla salıverilmelerine
Her iki sanık (hükümlü) hakkında Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 15.2.2001 gün ve 2000/272-2001/55 sayılı kararı ile 9.10.1978 günü ideolojik amaçla tasarlayarak 7 kişiyi öldürmek suçundan TCK. nun 450/4.maddesi uyarınca 7'şer kez idam cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği,
Kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.6.2001 günlü kararı ile onanarak kesinleştiği,
Hükümden sonra yürürlüğe giren 4771 sayılı Yasanın uygulanmasının istenilmesi üzerine;
Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 14.11.2002 gün ve 2002/302 esas, 2002/392 karar sayılı kararı ile;
Sanıklara yüklenen suçların 4771 sayılı Yasanın 1/A maddesi kapsamında bulunduğu, TCK. nun 2/2.maddesi hükmüne göre de bu yasanın lehe olduğu kabul edilerek;
Sanıkların TCK. nun 450/4 ve 4771 sayılı Kanunun 1/A maddeleri uyarınca 7'şer kez ayrı ayrı müebbet ağır hapis (idam cezasından dönüşen) cezası ile cezalandırılmalarına,
TCK. nun 70 ve 4771 sayılı Kanunun 1/B maddeleri uyarınca 6 sene geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezasının infaz olunmasına,
TCK. nun 31, 33, 40.maddelerinin uygulanmasına karar verildiği,
Hükümlüler vekilleri ve C.Savcısının aleyhe temyizi üzerine;
Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 30.10.2003 tarihli ilamı ile 4771 sayılı Yasanın 1/A maddesi ve 1/A-b maddesindeki bu yasaya göre idam cezası müebbet ağır hapse dönüştürülenlerin bu cezaları TBMM'ce ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar verilenlere ilişkin hükümlere tabi olur hükmü karşısındaki bu durumda her bir idam cezası için şartla tahliye süresi 30 yıl olacağından 3713 sayılı Yasanın daha lehe olması nedeniyle, 4771 sayılı Yasanın uygulama olanağı bulunmadığına karar verildiği,
Hükümlülerin bu aşamada 8.12.2003 tarihli dilekçeleri ile 4959 sayılı Yasadan yararlanma talebinde bulundukları, Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak 30.4.2004 tarihinde 4771 sayılı Yasanın uygulanmasına yer olmadığına karar verdiği,
Hükümlüler vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 23.11.2004 tarihli ilamı ile;
1- Hükümden sonra 22.5.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 sayılı Yasanın 5.maddesi ile Anayasanın 38.maddesinde yapılan değişiklik ve 21.7.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5218 sayılı Yasanın geçici 12.maddesinin K bendi ile 4771 sayılı Yasanın 1.maddesinin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında hükümlülerin hukuki durumlarının yeniden tayin ve takdirinin gerekmesi,
2- 4959 sayılı Yasadan yararlanma talepleri ile ilgili olarak bir karar verilmemesi yönlerinden hükmün bozulmasına karar verildiği, hükümlüler vekilinin ve C.Savcısının 5237 sayılı Kanunun uygulanması ile ilgili talebi üzerine, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.9.2005 tarihli kararı ile;
5237 sayılı Yasa ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede infaz hükümleri de nazara alındığında 765 sayılı Kanunun lehe olduğunun kabul edildiği, 4959 sayılı Yasadan yararlanma taleplerinin ise yerinde görülmeyerek reddedildiği, 5218 sayılı Yasa uyarınca uygulama yapılarak,
765 sayılı TCK. nun 450/4.maddesi uyarınca 7'şer kez ölüm cezası ile cezalandırılmalarına, 5237 sayılı Kanunun da nazara alınarak bu cezaların ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına dönüştürülmesine,
5218 sayılı Yasanın 1/18.maddesi ile değişik TCK. nun 70.maddesi uyarınca bu cezalar içtima ettirilerek, işlenen suçların tarihleri ve terör suçu niteliğinde olmaları da nazara alınarak 3713 sayılı Yasanın kapsamında bulundukları kabul edilip, 3713 sayılı Yasanın geçici 1/a maddesine göre değil, 1/b maddesine göre uygulama yapılarak 8 yıl da salıverilmelerine, 6 yıl hücrede kalmalarına, TCK. nun 31, 33, 40.maddelerinin uygulanmasına karar verildiği,
Müdahiller vekilinin hükmü yalnız infaza ilişkin kısmına yönelik olarak temyiz ettiği, Yargıtay C. Başsavcılığının tebliğnamesinde olay detaylı bir şekilde açıklanarak, gerek özel dairelerin, gerek Ceza Genel Kurulunun gerekse Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun geçmişteki istikrar kazanmış uygulamalarına göre önce lehe yasanın tesbiti, sonra da bu yasanın bir bütün halinde uygulanması karma uygulama yapılmaması gerektiği, somut olayda 5218 sayılı Yasanın lehe olduğu, infazın 25 yıl + hücre cezası olarak yerine getirilmesi gerektiği görüşüyle hükmün bu yönden bozulması isteminde bulunulduğu anlaşılmış olup;
Olaya bu açıklamalar ışığında baktığımızda; konuya ilişkin gerek 765 sayılı TCK. nun 2 gerekse, 5237 sayılı TCK. nun 7.maddesi uyarınca lehe yasa değerlendirmesi yapıldığında, Yargıtay C.Başsavcılığının tebliğnamesinde de detaylı olarak isabetli bir şekilde açıklandığı, yerel mahkemece de kabul edildiği üzere hükümlülerin en fazla lehine olan yasanın 5218 sayılı Yasa olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Ancak;
Önceki istikrar kazanmış uygulamalar ve en son Yargıtay Ceza Genel Kurulunun benzer bir olaya ilişkin 30.3.2004 gün ve 2004/1-46 esas, 78 karar sayılı içtihadında açıkça ortaya konulduğu gibi; lehe yasanın bir bütün halinde uygulanması, karma uygulama yapılmasına yasal olanak bulunmaması nedeniyle,
Sonuç: 5218 sayılı Yasa gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen cezaların infazının aynı Yasanın 765 sayılı TCK. nun 70.maddesini değiştiren 1A/18 maddesi ile 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 2.maddesini değiştiren 1/E/2.maddesi uyarınca tesbit edilecek hücre cezası ve aynı Yasanın 19.maddesini değiştiren 1-E/3.maddesinin ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası için öngörülen 30 yıllık süreyi 25 yıla indirmiş olduğu gözetilerek şartla tahliye süresinin 25 yıl olarak tesbiti suretiyle yapılması gerektiği gözetilmeden, ayrıca 3713 sayılı Yasa hükümleri de nazara alınarak karma uygulama yapılması yasaya aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlüler hakkındaki kararın bu nedenle BOZULMASINA, 17.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy