(5275 S. K. m. 16, 25) (5237 S. K. m. 57) (5271 S. K. m. 309)
Dava ve Karar: Türkiye Cumhuriyetinin Anayasal düzenini cebren ihlale teşebbüs etmek suçundan dolayı İstanbul 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 3.2.1997 tarihli ve 1996/257 esas, 1997/61 sayılı kararı ile idam cezasına hükümlü K. G.'nin bu cezasının 9.8.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4771 sayılı Kanunun 1/A maddesi uyarınca müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmesine dair aynı mahkemenin 19.9.2002 tarihli, 2002/346 müteferrik sayılı kararının infazı sırasında, sevk olunduğu İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunca düzenlenen 16.6.2005 tarihli ve 199 sayılı raporda şizofreni olarak tanımlanan akıl hastalığına yakalandığı ve hastalığının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 16/1. maddesi kapsamında bulunduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 57. maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine, hükümlünün cezasının infazının 5275 sayılı Kanunun 16/1. maddesi uyarınca geri bırakılmasına ve adı geçenin iyileşinceye kadar 5237 sayılı Kanunun 57. maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınması hususunda hükmü veren mahkemeden karar verilmesi talebinde bulunulmasına dair Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 8.8.2005 tarihli ve 2002/6-101 sayılı kararını müteakip, infaz dosyasının tekrar incelenmesi sonucunda, hükümlünün cezasının ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis olduğu ve 5275 sayılı Kanunun 25/1-ı bendi uyarınca hükümlünün cezasının infazına hiçbir surette ara verilmeyeceğinden bahisle, hükümlü hakkında verilen infazın geri bırakılması kararının kaldırılmasına dair aynı yer Cumhuriyet Başsavcılığının 2.12.2005 tarihli ve 2002/6-101 İlm. sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Kocaeli İnfaz Hakimliğinin 30.12.2005 tarihli ve 2005/337-339 sayılı kararına karşı vuku bulan itirazın keza reddine dair Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.2.2006 tarihli ve 2006/100 müteferrik sayılı kararının;
Dosya kapsamına göre; 5275 sayılı Kanunun 16/3. maddesinde ... Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi halinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hakimliğine başvurulabilir hükmünün yer aldığı, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca ise, yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi sebebiyle değil, koşulları oluşmadığından bahisle hükümlü hakkındaki geri bırakma kararının kaldırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, infaz hakimliğinin bahsi geçen konuda görevli olmadığı, aynı Kanunun 16/1. maddesi gereğince cezanın geri bırakılması isteminin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edilmemesi sebebiyle, bu konuda karar verme yetkisinin anılan Kanunun 98. maddesinde yer alan;
1- Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür, ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
2- 16 ncı madde gereğince cezasının ertelenmesi isteminin reddi halinde de aynı hüküm uygulanır.
3- Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Hükmü uyarınca, hükmü veren mahkemeye ait olduğu,
Kabule göre de, 5275 sayılı Kanunun 16/1. maddesinde Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57. maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır. hükmünün yer aldığı;
Ayrıca, aynı Kanunun Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezasının İnfazı kenar başlıklı 25. maddenin (ı) bendinde; Hükümlünün cezasının infazına hiçbir surette ara verilemez. Hükümlü hakkında uygulanacak tüm sağlık tedbirleri, tıbbi tetkik ve zorunluluklar hariç infaz kurumlarında, mümkün olmadığı takdirde tam teşekküllü Devlet ya da üniversite hastanelerinin tek kişilik ve yüksek güvenlikli mahkum koğuşlarında uygulanır. hükmüne yer verildiği;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin 1 nci fıkrası ile 25 inci maddenin (ı) bendi arasında bir çelişki olmayıp her iki maddede infaza ara verilmeyeceği hususunun açık bir şekilde düzenlendiği, anılan Kanunun 16/1. fıkrasının özel olarak akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazını düzenlemiş olup, akıl hastalığına tutulan hükümlü bakımından, mahkum olunan cezanın türüne yönelik bir ayrıma gidilmeksizin cezanın infazının geriye bırakılacağını, iyileşinceye kadar 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 57. maddesinde belirtilen yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınacağını ve sağlık kurumunda geçen sürelerin cezaevinde geçmiş sayılacağını (bir başka deyişle hastanede geçen sürenin infazdan sayılacağını) öngördüğü, fıkrada geçen infazı geriye bırakma kararından akıl hastalığına tutulan hükümlü yönünden infaza ara verme değil, infazın ceza infaz kurumlarında yapılamayacağının anlaşılması gerektiği;
Nitekim, maddenin ikinci fıkrasında diğer hastalıklar yönünden hapis cezasının infazının mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil edeceğinin anlaşılması halinde, cezasının iyileşinceye kadar geri bırakılacağının belirtilmiş olmasına karşın, hükümlünün sağlık raporunda belirtilen sürelerle ya da süre belirtilmediği takdirde üçer aylık periyotlarla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tabi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle takibi ve incelenmesi dışında, akıl hastalığına tutulan hükümlülerde olduğu gibi bu sürenin cezaevinde geçmiş sayılacağına dair bir hükme yer verilmediği,
Anılan Kanunun 25. maddesinin ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazını özel olarak düzenlediği, maddenin (ı) bendinin akıl hastalığına ilişkin özel ve istisna bir hüküm olmayıp, tüm sağlık tedbirlerinin öncelikle ceza infaz kurumlarında, bunun mümkün olmaması halinde firara imkan vermeyecek güvenlik olanaklarına sahip tam teşekküllü devlet ya da üniversite hastanelerinin tek kişilik ve yüksek güvenlikli mahkum koğuşlarında uygulanmasına yönelik, güvenliği ön plana çıkaran bir hüküm olup, infaza ara verilme yönünden 16/1. fıkrasına istisna olarak düzenlenen bir hüküm olmadığı,
Gözetilmeden infaz hakimliğince yazılı şekilde verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 31.5.2006 gün ve 28004 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay C. Başsavcılığının 8.6.2006 gün ve 2006/127023 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sonuç: Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.2.2006 tarih ve 2006/100 müt. sayılı kararının CMUK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE 12.7.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy