(5187 S. K. m. 26)
Dava: Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetini basın yoluyla tahkir ve tezyif etmek suçundan sanıklar haklarında açılan kamu davasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 26. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açılmış olduğundan bahisle düşürülmesine dair, Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2005 tarihli ve 2005/123-1293 sayılı kararının, 27.12.2004 tarihli Gazetesinin 6. sayfasında tarafından kaleme alınan baskılı köşe yazısı sebebiyle sanıklar hakkında açılan kamu davasının 5187 sayılı Kanun'un 26. maddesinde belirtilen 2 aylık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra 6.7.2005 tarihinde açılmış olduğundan bahisle düşürülmesine karar verilmiş ise de, anılan Kanun'da yer alan düzenlemenin hak düşürücü süre olmadığı, basın yoluyla işlenen suçlarda sanıklar hakkındaki soruşturmanın bir an evvel sonuçlandırılmasını sağlamaya yönelik düzenleyici bir süre olduğu, bu süre zarfında kamu davasının açılmamış olmasının sanık lehine kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, keza basın yoluyla işlenen suçlarda soruşturma işlemlerinin özellikle basın kuruluşlarının büyük şehirlerde yer alması ve delil toplama işlemlerinin güçlüğü dikkate alındığında 2 aylık sürede bitirilmesinin çoğu zaman mümkün olmayacağı, bununda basın yoluyla işlenen suçların takibini imkansız kılacağı cihetle, mahkemece yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 29.8.2006 gün ve 39291 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay C. Başsavcılığının 3.10.2006 gün ve 2006/203827 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 26.6.2004 tarih ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca basılmış eserler yoluyla işlenen suçlarla ilgili ceza davasının, günlük süreli yayınlar yönünden iki ay içinde açılmasının zorunlu olduğu, anılan sürenin yerleşmiş uygulama ve yasa maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere dava şartı ve hak düşümü süresi olduğu, somut olayda yasada öngörülen dava açma süresinin dolmuş bulunduğu anlaşılmış olup, yerel mahkeme kararında yasaya aykırı bir yön bulunmadığından,
Sonuç: Yerinde görülmeyen kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteğinin REDDİNE, 27.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy