(5237 S. K. m. 220, 314) (5271 S. K. m. 250, 252)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- 5237 Sayılı TCK. nun 314. maddesinin 3. fıkrasında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler bu suç açısından aynen uygulanır denilmekte, anılan Yasanın 220. maddesinin 6.fıkrası ise örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır hükmünü taşımaktadır.
Anılan yasa maddelerinin amaç kapsam ve gerekçesi birlikte nazara alındığında, 5237 sayılı TCK. nun suçların içtimaı bakımından gerçek içtima kurallarını benimsediği, suç oluşturan kaç eylem varsa o kadar suç ve kaç suç varsa o kadar ceza vardır ilkesi doğrultusunda düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; Diyarbakır merkezinde meydana gelen olaylar sırasında güvenlik güçlerinin yapmış olduğu görüntü kayıtlarının incelenmesi sonucu kimlik ve adresleri tespit edilen sanıkların, silahlı terör örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda ve yaptığı eylem çağrısı üzerine organize edilen 28.3.2006 tarihindeki korsan gösterilere katılan, PKK Terör örgütü ve Abdullah Öcalan lehine sloganlar atan, örgütün sözde gençlik marşını söyleyen, yol üzerinde lastik yakıp trafiği engelleyen, yasadışı örgütü temsil eden Bayraklar ve Abdullah Öcalan'ın posterlerini taşıyıp PKK. ibareli bayrak ve pankartları açan, 10 Nisan Polis Merkezine ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne ait panzere taş ve molotof kokteyl atmak suretiyle saldırıda bulunan, kamu binalarına, vatandaşlara ait çok sayıda iş yerlerine, resmi ve sivil otolara taş ve molotof kokteyl atan, Güvenlik Güçlerinin operasyonlarında öldürülen örgüt mensuplarının cenazelerini teslim alan gurup içerisinde yer almak suretiyle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işledikleri tüm dosya kapsamında anlaşılmakla hem silahlı örgüt üyesi olmak suçundan hem de suç oluşturan fiilleri nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Kabule göre de; 5271 sayılı CMK. nun 250. maddesinde sayılan suçlara bakmak üzere kurulan mahkemenin anılan Yasanın 252/1-g maddesindeki istisna hükmü de nazara alındığında, iddianamedeki nitelendirmeye göre, 2911 sayılı Yasaya aykırılık suçu ile ilgili olarak hüküm vermesine yasal olanak bulunmadığından, bu konuda görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanıklar ile müdafilerinin ve C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 22.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy