(5237 S. K. m. 7, 89) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 231)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
27.12.2005 tarihli celsede katılanın kesinlikle uzlaşmak istemediğini beyan ettiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki uzlaşma hususunun taraflara usulüne uygun hatırlatılmadığı yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca, suçun işlendiği zamandaki yasa ile sonradan yürürlüğe giren yasanın ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması, 765 sayılı Yasaya göre hükmolunan ceza ile 5237 sayılı Yasaya göre hükmedilecek ceza belirlendikten sonra sanığın lehine olan yasanın tespiti ile lehe yasanın bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun gerekçeye de yansıtılması suretiyle, hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı,
2- Sanığa atılı suçun, 5237 sayılı TCK' nun 89.maddesi kapsamında bilinçli taksir hali hariç, takibinin şikayete bağlı olması nedeniyle hükümden sonra yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 23.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK' nun 231.maddesinin Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükmü uyarınca, hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA 24.09.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy