(1412 S. K. m. 318)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Tayin olunan cezanın süresi itibariyle koşulları oluşmadığından, sanığın duruşmalı inceleme isteğinin CMUK. nun 318. maddesi uyarınca reddine;
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, sanığın savunması da nazara alınarak, 27.3.2006 tarihli tutanağı düzenleyenler çağrılıp davaya konu bildirileri sanığın esnaf ve vatandaşlara dağıtıp dağıtmadığı konusunda beyanlarının alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile hüküm tesisi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 07.03.2007 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
27.3.2006 tarihinde emniyet görevlileri tarafından düzenlenen yakalama ve el koyma tutanağının içeriğinden, silahlı terör örgütünün eylem çağrısına ilişkin bildirileri sanığın esnaflara ve vatandaşlara dağıttığı görülerek suçüstü yakalandığı ve bildirilere el konulduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu tutanak sanık tarafından da itirazı kayıt konulmadan imzalanmıştır.
Sanığın bildirileri dağıtırken yakalandığı kuşkuya yer vermeyecek biçimde tutanakta açıkça yazılmış olması, mahkemenin belge niteliğinde olan tutanağı duruşmada tartışıp değerlendirdikten ve sanığa da okuyup diyeceğini sorduktan sonra tam bir vicdani kanaate ulaşarak suçun sübutunu kabul etmiş bulunması karşısında, sanığın inkarı kendisini cezadan kurtarmaya yönelik olup bu nedenle tutanağı düzenleyenlerin tanık olarak dinlenmesine de gerek yoktur.
Mahkemenin suçun sübutunu kabul, vasfını tayin ve uygulamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve hükmün onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy