(5237 S. K. m. 35, 53, 63, 82, 266, 302, 316) (3713 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 84, 169, 181, 216, 250) (1632 S. K. m. 54) (353 S. K. m. 9, 12) (765 S. K. m. 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 1324, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145)
Dava: Adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüs suçları yönünden duruşmalı, diğer suçlar yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: Dosyada bulunan bilgi ve belgeler, sanıklar ve rnüdafilerinin savunmaları, temyiz başvurularında öne sürülen hususlar, Yargıtay C. Başsavcılığının tebliğnamesi, mevcut delil durumu birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde;
Hakkari İl Jandarma Alay Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde Astsubay Başçavuş olarak görevli bulunan sanıklar Ali ve Özcan ile sivil şahıs Veysel hakkında Van C. Başsavcılığının 3.3.2006 tarihli iddianamesi ile;
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemde bulunmak, adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüs, suç işlemek için anlaşma suçlarından;
5237 sayılı TCK.nun 302/1, 3713 sayılı Yasanın 5, 5237 sayılı TCK.nın 302/2. maddesi yollaması ile 82/1-c, 82/1-c, 35/1 (iki defa); 316/1, 53, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile CMK.nun 250. maddesi gereğince yetkili Van Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılarak;
9 Kasım 2005 günü silahlı terör örgütü PKK. üyesi olmaktan hükümlü ve halen bu örgütle ilişkisi olduğu öne sürülen Seferi isimli şahsın işlettiği Hakkari ili Şemdinli ilçesi Özipek Pasajında bulunan Umut Kitapevine iki el bombası atılması sonucu, kitapevinde bulunan Mehmet'in öldüğü, Metin Korkmalın ise yaralandığı, olay yerinde bulunan Seferi'nin bombaların atıldığını görerek kendisini dükkandan dışarı atmak suretiyle zarar görmekten kurtulduğu, dava konusu olayda, eylemin sanıklar tarafından önceden tasarlanarak gerçekleştirildiği, sanıkların bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun Dördüncü Kısım Dördüncü Bölümünde yer alan 302 nci maddesinde tanımlanan Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işlemek ve aynı Yasanın 316 ncı maddesinde tanımlanan Dördüncü kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan herhangi birini elverişli vasıtalarla işlemek üzere iki veya daha fazla kişinin maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşmaları suçlarını oluşturduğu nitelemesi yapılmış ise de;
Dosya kapsamına bakıldığında, bu suçların maddi ve manevi unsurları itibariyle oluştuğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı gibi, asker kişiler olan ve Devletin birliğini, ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemlerde bulunan bölücü terör Örgütlü ile mücadelede görev alan sanıkların, bu örgütün işlediği suçlarla aynı suçu işledikleri şeklindeki suç vasfına ilişkin nitelendirmenin hayal gücünün de çok ötesinde tamamen varsayımlara dayalı hukuki değerden yoksun bir düşünceye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu şekilde düzenlenen iddianameye dayalı olarak yapılan yargılama sonunda ise;
Sanık Veysel hakkında dava tefrik edilerek,
Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.6.2006 tarihli kararı ile;
Sanıklar Ali ve Özcan'ın sabit olan eylemlerinin suç işlemek için kurulmuş örgüt üyesi olmak, bomba ile tasarlayarak adam öldürmek, öldürmeye teşebbüs ve olası kastla yaralama suçları niteliğinde bulunduğu kabul edilerek uygulamada belirtilen maddeler uyarınca mahkumiyetlerine oyçokluğu ile karar verilmiş, muhalif üye, eksik soruşturma ile karar verildiği, suçun sübutu halinde ise iddianamede belirtildiği gibi TCK.'nın 302/1-2. maddelerinin uygulanması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmış, karar sanıklar müdafileri tarafından mahkemenin görevsiz olduğu, hakimlerin tarafsız olmadığı, Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesince yapılan keşfin kendilerine haber verilmemesi suretiyle savunma haklarının kısıtlandığı, eksik soruşturma ile karar verildiği, suçun sübutu için yeterli delil bulunmadığı; katılanlar vekilleri tarafından sanıkların eylemlerinin TCK. nun 302. maddesi kapsamında olduğu, olayda devlete ait araç kullanıldığından TCK.'nun 266. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiği nedenleriyle, C. Savcısı tarafından ise görevsizlik kararı verilerek davanın görevli Hakkari Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiği, eksik soruşturma ile karar verildiği, ek savunma hakkı verilmediği gerekçesiyle temyiz edilmiş bulunmakta olup;
Dosya incelendiğinde;
1- Öncelikle, asker kişi olan sanıkların durumundaki atılı eylemleri ve kararda sübutu kabul edilen eylemleri terörle mücadele görevleri kapsamında gerçekleştirdikleri belirtildiğine göre 5.7.1996 gün 1996/24-24 E.K. ve 18.12.2000 gün 2000/88-88 E.K. sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında da kabul edildiği üzere, bölücü terörle mücadele ile ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün faaliyetlerinin askeri nitelikte olması ve askeri mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümleri saklı tutulan CMK.nun 250/3. maddesi hükmü karşısında:
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 54. maddesinin Vatan aleyhinde bir cürüm yapan askeri şahıslar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 125'den 145 nci maddeye kadar olan maddeleri hükümleri tatbik olunur hükmü, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun genel görev başlıklı 9. maddesinin Askeri Mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili alarak isledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler müşterek suçlar başlıklı 12. maddesinin askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir hükümleri uyarınca, davaya bakma görevinin askeri mahkemeye ait olduğu, bu davadan tefrik edilen sivil şahıs Veysel'e ilişkin dava da bu dava ile birleştirildikten sonra görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli askeri mahkemeye gönderilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Karşı oy yazısında, temyiz dilekçelerinde ve Yargıtay C. Başsavcılığının tebliğnamesinde de belirtildiği gibi mahallinde bomba uzmanı bir bilirkişi ile kesif yapılarak, tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden, olay saati kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmadan, olay hakkında görgüye dayalı bilgileri bulunan ve soruşturma aşamasında beyanları alınan tüm tanıklar kovuşturma aşamasında dinlenilmeden eksik soruşturma ile karar verilmesi,
b) C. Savcısı tarafından düzenlenen 9.11.2005 tarihli keşif tutanağının 1. sayfasının zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle CMK.nın 169/2. maddesine muhalefet edilmesi,
Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan keşif ve tanıkların dinlenildiği duruşma gününden sanıklar müdafiine haber verilmemesi suretiyle CMK.nun 84 ve 181. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
CMK.nun 216. maddesine aykırı olarak hükmün tefhim edildiği oturumda katılanlar vekillerine söz verildikten sonra hazır olan sanıklar müdafilerine diyecekleri sorulmadan duruşmanın bitirilmesi,
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından dava konusu eylemin PKK örgütü tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin beyanları bulunan aynı Örgüt mensupları Sabri ve Hasan'ın dinlenilmeleri konusunda sanıklar müdafilerinin talebinin yasal olmayan gerekçelerle reddine karar verilmesi; Abdurrahman'ın dinlenilmesi konusunda ise olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
Kendilerini vekil ile temsil eden katılanlar lehine vekalet ücretine hükmolunmaması, yasaya aykırı,
b) İfadeleri dosya içerisine temyiz aşamasında giren Orhan ve Arif'in dinlenilmelerinin gerekmesi,
Sonuç: Bozmayı icap ettirmiş, C. Savcısı, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekillerinin temyiz dilekçeleri ile sanıklar müdafilerinin durulmalı inceleme sırasında ileri sürdükleri temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan adam öldürmek suçu yönünden re'sen de temyize tabi olan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 08.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy