(5237 S. K. m. 35, 53, 63, 82, 302, 316) (3713 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 84, 181, 216, 250, 317, 318) (1632 S. K. m. 54) (353 S. K. m. 9, 12)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Katılanlar vekilinin yasal süreden sonra olan temyiz talebinin CMUK. nun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanık müdafii ve C.Savcılarının temyizine ilişkin yapılan incelemede;
Sanık müdafiinin tayin olunan cezaların miktarı itibariyle şartları bulunmadığından suç işlemek için kurulmuş örgüt üyesi olma ve kasten yaralama suçları yönünden duruşmalı inceleme talebinin CMUK. nun 318. maddesi gereğince REDDİNE,
Adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüs suçları yönünden duruşmalı, diğer suçlar yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü;
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler, sanık ve müdafiinin savunmaları, temyiz başvurularında öne sürülen hususlar, Yargıtay C.Başsavcılığının tebliğnamesi, mevcut delil durumu birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde;
Sanık ile Hakkari İl Jandarma Alay Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde Astsubay Başçavuş olarak görevli bulunan başka dosya sanıkları A. K. ve Ö. İ. hakkında Van C.Başsavcılığının 3.3.2006 tarihli iddianamesi ile;
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemde bulunmak, adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüs, suç işlemek için anlaşma suçlarından;
5237 sayılı TCK. nun 302/1, 3713 sayılı Yasanın 5, 5237 sayılı TCK. nun 302/2. maddesi yollaması ile 82/1-c; 82/1-c, 35/1 (iki defa); 316/1, 53, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile CMK. nun 250. maddesi gereğince yetkili Van Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılarak;
9 Kasım 2005 günü silahlı terör örgütü PKK üyesi olmaktan hükümlü ve halen bu örgütle ilişkisi olduğu öne sürülen S. Y. isimli şahsın işlettiği Hakkari ili Şemdinli ilçesi Özipek Pasajında bulunan Umut Kitapevine iki el bombası atılması sonucu, kitapevinde bulunan M. Z. K.'ın öldüğü, M. K.'ın ise yaralandığı, olay yerinde bulunan S. Y.'ın ise bombaların atıldığını görerek kendisini dükkandan dışarı atmak suretiyle zarar görmekten kurtulduğu, dava konusu olayda, eylemin sanıklar tarafından önceden tasarlanarak gerçekleştirildiği, sanıkların bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun Dördüncü Kısım Dördüncü Bölümünde yer alan 302 nci maddesinde tanımlanan Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir Devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işlemek ve aynı Yasanın 316 ncı maddesinde tanımlanan Dördüncü kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan herhangi birini elverişli vasıtalarla işlemek üzere iki veya daha fazla kişinin maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşmaları suçlarını oluşturduğu nitelemesi yapılmış ise de;
Dosya kapsamına bakıldığında, bu suçların maddi ve manevi unsurları itibariyle oluştuğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı gibi, asker kişiler olan ve Devletin birliğini, ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemlerde bulunan bölücü terör örgütü ile mücadele de görev alan başka dosya sanıkları A. K. ve Ö. İ.'in, bu örgütün işlediği suçlarla aynı suçu işledikleri şeklindeki suç vasfına ilişkin nitelendirmenin hayal gücünün de çok ötesinde tamamen varsayımlara dayalı hukuki değerden yoksun bir düşünce sonucu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu şekilde düzenlenen iddianameye dayalı olarak sanık hakkında tefrik kararı verildikten sonra yapılan yargılama sonunda;
Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2006 tarihli kararı ile;
Sanık V. A.'in sabit olan eyleminin suç işlemek için kurulmuş örgüt üyesi olmak, bomba ile tasarlayarak adam öldürmek, öldürmeye teşebbüs ve olası kastla yaralama suçları niteliğinde bulunduğu kabul edilerek uygulamada belirtilen maddeler uyarınca mahkumiyetine oybirliği ile karar verilmiş, karar sanık müdafii tarafından mahkemenin görevsiz olduğu, hakimlerin tarafsız olmadığı, mazeretleri kabul edilmeyerek şartları oluşmadan tefrik kararı verildiği, eksik soruşturma ile karar verildiği ve yeterli delil bulunmadığı; katılanlar vekili tarafından sanığın eyleminin TCK. nun 302. maddesi kapsamında olduğu nedenleriyle, C.Savcıları tarafından ise görevsizlik kararı verilerek davanın görevli Hakkari Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiği, eksik soruşturma ile karar verildiği, ek savunma hakkı verilmediği gerekçesiyle temyiz edilmiş bulunmakta olup;
Dosya incelendiğinde;
1- Öncelikle, iddianamedeki atılı eylemleri ve kararda sübutu kabul edilen eylemleri sanığın birlikte gerçekleştirdiği kabul edilen ve asker kişi olan başka dosya sanıkları A. K. ve Ö. İ.'in terörle mücadele görevleri kapsamında gerçekleştirdikleri belirtildiğine göre; 5.7.1996 gün 1996/24-24 E.K. ve 18.12.2000 gün 2000/88-88 E.K. sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında da kabul edildiği üzere, bölücü terörle mücadele ile ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün faaliyetlerinin askeri nitelikte olması ve askeri mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümleri saklı tutan CMK. nun 250/3. maddesi hükmü karşısında, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 54. maddesinin Vatan aleyhinde bir cürüm yapan askeri şahıslar hakkında Türk Ceza Kanununun 125 inciden 145 inci maddeye kadar olan maddeleri hükümleri tatbik olunur hükmü, 765 sayılı TCK. nun 125 inci maddesinin karşılığının 5237 sayılı TCK. nun 302 nci maddesi olması ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 3 üncü maddesinin mevzuatta yürürlükten kaldırılan 765 sayılı TCK. na yapılan yollamalar, 5237 sayılı TCK. nda bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelere yapılmış sayılır hükmü 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun genel görev başlıklı 9. maddesinin Askeri Mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler müşterek suçlar başlıklı 12. maddesinin Askeri Mahkemelere ve Adliye Mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları Askeri Mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise Adliye Mahkemelerine aittir hükümleri uyarınca, davaya bakma görevinin Askeri Mahkemeye ait olduğu, bu davanın tefrik edildiği dosyada sanık olan A. K. ve Ö. İ.'e ilişkin dava da bu dava ile birleştirildikten sonra görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli Askeri Mahkemeye gönderilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a- Temyiz dilekçesinde ve Yargıtay C.Başsavcılığının tebliğnamesinde de belirtildiği gibi mahallinde bomba uzmanı bir bilirkişi ile keşif yapılarak, tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden, olay saati kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmadan, olay hakkında görgüye dayalı bilgileri bulunan ve soruşturma aşamasında beyanları alınan tüm tanıklar kovuşturma aşamasında dinlenilmeden eksik soruşturma ile karar verilmesi,
b- Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan keşif ve tanıkların dinlenildiği duruşma gününden sanık müdafiine haber verilmemesi suretiyle CMK. nun 84 ve 181. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
c- CMK. nun 216. maddesine aykırı olarak hükmün tefhim edildiği oturumda katılanlar vekillerine söz verildikten sonra hazır olan sanık müdafiine diyecekleri sorulmadan duruşmanın bitirilmesi,
d- Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından dava konusu eylemin PKK örgütü tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin beyanları bulunan aynı örgüt mensupları S. A. ve H. S.'ın dinlenilmeleri konusunda sanık müdafiinin talebinin yasal olmayan gerekçelerle reddine karar verilmesi yasaya aykırı, ifadeleri temyiz aşamasında ibraz olunan A. Y. ve O. G. ile ifadesi dosya içerisine temyiz aşamasında giren A. K.'ın dinlenilmelerinin gerekmesi,
Sonuç: Bozmayı icabettirmiş, C.Savcıları ve sanık müdafiinin temyiz dilekçeleri ile sanık müdafiinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan adam öldürmek suçu yününden resen de temyize tabi olan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 08.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy