(5271 S. K. m. 62, 170, 174, 309)
Dava: Terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan şüpheliler S. E., P. U., S. T., A. T., H. A., A. A., E. A., S. Y., A. G., M. T., E. O., H. A., A. Ç. ve M. Y. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.2.2007 tarihli ve 2006/1 888 soruşturma, 2007/197-86 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanunun 174. maddesi gereğince iadesine dair, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 9.3.2007 tarihli ve 2007/34 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.3.2007 tarihli ve 2007/80 müteferrik sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, şüphelilerin teşhise elverişli fotoğrafları temin edildikten sonra dosya içerisinde yer alan CD çözüm tutanağı ve CD'nin tarafsız bir bilirkişiye tevdi edilerek ayrıntılı rapor aldırmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,
Somut olayda terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan dolayı kamu davası açıldığı, soruşturma aşamasında delillerin toplanmış bulunduğu, teşhise elverişli fotoğraf ile bilirkişi raporunun alınması hususunun ise hakimin yargılama sonucunda vereceği karara yardımcı olması amacıyla, onun takdirinde yapılan delil toplama işlemi olduğu, keza 5271 sayılı Kanunun 62 ve devam maddelerinde de bu hususa işaret edilerek bilirkişilerden rapor aldırılması, hakim veya mahkemeye ait olup soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı tarafından da bu maddede gösterilen yetkilerin kullanılabileceğinin öngörüldüğü, kural olarak bilirkişi görüşünün alınmasının hakim tarafından yapılacağının belirtildiği, hangi olayda rapor alınmasına ihtiyaç duyulacağının hakim veya Cumhuriyet Savcısınca farklı değerlendirilebileceği, derhal hakim tarafından rapor aldırılma olanağı bulunmuyorsa, Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılması gerektiği, somut olayda iadeye konu hususların hakim tarafından tamamlanabileceği dikkate alınmaksızın, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 26.4.2007 gün ve 22144 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay C.Başsavcılığının 7.6.2007 gün ve 2007/96817 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden,
Sonuç: Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.3.2007 tarih ve 2007/80 müteferrik sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy